Darbe Girişiminde Kasırga'nın Alıkonulmasıyla İlgili Dava

Darbe Girişiminde Kasırga'nın Alıkonulmasıyla İlgili Dava
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga'nın alıkonulmasına ilişkin davanın sanıklarından Burhan Özdil, Akıncı Üssü'nde havacı askerlere teslim ettikten sonra tutulduğu yere girip Kasırga'nın ellerini ve gözlerindeki bağı çözdüklerini söyledi.

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, Sincan Cezaevi kampüsü içindeki mahkeme salonunda gördüğü duruşmada, suç tarihinde binbaşı rütbesiyle Kara Kuvvetleri Karargahı Şikayet Müracaat Kısım Amiri olan ve iddianamede "Kasırga'yı ambulansla Akıncı Üssü'ne götüren askerlerden biri olduğu" belirtilen tutuklu sanık Burhan Özdil savunmasını yaptı.

15 Temmuz'da Binbaşı Ali Hızlı ile bir dosyayı arzetmek üzere amirleri Yusuf Yiğit'in kapısının önünde beklerken Kara Kuvvetleri Komutanlığı Personel İşlem Daire Başkanı Tuğgeneral Ali Kalyoncu'nun kendilerini gördüğünü söyleyen Özdil, bu sırada Yusuf Yiğit'in de odasından çıktığını, akşam yapılacak tatbikattan söz eden Kalyoncu'nun, kendilerine Personel Daire Başkanlığında Şube Müdürü Albay Ertuğrul Yavuz'u görmeleri yönünde emir verdiğini söyledi.

Emir üzerine Albay Yavuz'un yanına gittiklerini ve komutandan tatbikata katılacakların isimlerinin bulunduğu listeyi aldıklarını belirten Özdil, tatbikata ilişkin yazılı bir emrin olup olmadığını sorduğu komutanın, emrin sözlü olduğunu, yazılı emrin sonra geleceğini söylediğini anlattı.

Komutanın yanından ayrıldıktan sonra listede ismi bulunanları telefonla aramaya başladıklarını ifade eden Özdil, araç tahsis edilmediği için askeri lojmanlarının önünde buluşup koruma tatbikatının yapılacağı Cumhurbaşkanılığı Muhafız Alayına özel araçla geçmeyi planladıklarını, ancak saat 21.30 sularında arayan Albay Ertuğrul Yavuz'un tatbikatın öne çekildiğini söylemesi üzerine yoldan onu da alarak saat 22.00 sularında Muhafız Alayına vardıklarını bildirdi.

Alayda kendilerine gösterilen yerde beklerken Binbaşı Haydar Aktaş'ın bir ambulansla kendilerini alıp lojmanların bulunduğu yere götürdüğünü belirten Özdil, Yavuz ve Aktaş'ın sivil bir şahsı ambulansa bindirdiğini, şoförün yolu bilmediğini söylemesi üzerine Binbaşı Ali Hızlı'nın şoför mahalline geçtiğini, kendisinin de ön tarafa oturduğunu, bu şekilde Akıncı Üssü'ne doğru yola çıktıklarını ifade etti.

Yolda kaybolduklarını, karşılaştıkları sivil vatandaşlara sorup üssü bulduklarını anlatan Burhan Özdil, üsse geldiklerinde komutanı teslim almak üzere iki havacı askerin kendilerini karşıladığını, bu askerlerin "Şahsın elleri kelepçeli, gözleri bağlı olacak" demesi üzerine şaşırmalarına rağmen denileni yapıp Kasırga'nın ellerini "idareten" kelepçelediklerini belirtti.

Özdil, havacılar ayrıldıktan sonra Kasırga'nın tutulduğu yere tekrar girip ellerini ve gözlerindeki bağı çözdüklerini, bu durumun Fahri Kasırga'nın ifadesinde de geçtiğini dile getirdi. 

FETÖ ile bir bağlantısının olmadığını, aksine bu örgütle mücadele ettiğini öne süren Özdil, kendisine kumpas kurulduğunu, mağdur edildiğini, Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak da dahil üstlerinden şikayetçi olduğunu söyledi.

- "Eri korumaki için direksiyona geçtim"

Kasırga'nın üsse götürüldüğü ambulansı kullanan Binbaşı Ali Hızlı da ifadesinde Türkiye Cumhuriyeti ve Atatürk ilkelerine bağlı biri olduğunu ve suçlamaları kesinlikle kabul etmediğini söyledi.

Tuğgeneral Ali Kalyoncu'nun tatbikatla ilgili emri üzerine Albay Ertuğrul Yavuz'u gördüklerini ve ondan tatbikata katılacakların isimlerini aldıklarını ifade eden Hızlı, tatbikat için gittikleri Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayında Genel Sekreter Fahri Kasırga'yı güvenli bir yere götürme konusunda emir aldıklarını aktardı. Hızlı, "Biz sayın Kasırga'yı safiyane şekilde, onun güvenliğini düşünerek, bize verilen emrin gereği aldık" dedi.

Fahri Kasırga'nın koruma polisleri ile askerler arasında bir çatışma çıkmasından da endişe ettiklerini öne süren Hızlı, bu nedenle hızlı hareket etmek zorunda kaldıklarını, muhakeme yapma şanslarının olmadığını, safiyane duygularla ve Kasırga'nın hayatını da düşünerek hareket ettiklerini dile getirdi.

Araç şoförü erin Akıncı Üssü'nün yerini bilmediğini söylemesi üzerine aracı kendisinin kullandığını anlatan Ali Hızlı, "Korkudan ayakları titreyen bu eri korumak için direksiyona kendisinin geçtiğini" öne sürdü. Hızlı, soru üzerine Muhafız Alayında emirleri Ertuğrul Yavuz'dan aldıklarını söyledi.

- "Talimatım olmadı"

Suç tarihinde Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayında binbaşı rütbesiyle nöbetçi amir olarak görev yapan sanık Haydar Aktaş ise kardeşinin mezuniyetine katılabilmek için 24-27 Temmuz'daki nöbetini değiştirmek istediğini, bunu illettiği komutanlarının da kendisine 15 Temmuz'da nöbet yazdığını söyledi.

15 Temmuz günü rutin şekilde göreve başladığını ve sabah saatlerinde Alay Komutanı Albay Kutsi Barış'ın makamına çıkıp bir emri olup olmadığını soruduğunu anlatan Aktaş, komutanın kendisine akşamki tatbikattan bahsettiğini, daha sonra alayda yapılan toplantıda da bu konu ile 18 Temmuz'da alayın kuruluş yıl dönümü etkinliklerine ilişkin hazırlıkların konuşulduğunu dile getirdi.

Akşam saat 21.00 sularında tatbikatın başladığına yönelik kendisine bilgi iletildiğini belirten Aktaş, o sırada askeri haberleşeme kanalından "harekat yıldırım" öncelikli emrin geldiğini, bu emri alay komutanına ilettiğini söyledi.

Daha sonra alaydaki Güvenlik Harekat Merkezine geçtiğini belirten Haydar Aktaş, saat 21.45 ve 22.05'te Genelkurmay'dan sıkıyönetim emri ve komutanların listesini de içeren iki ve üçüncü emrin geldiğini, bu emirleri de alay komutanına ilettiğini bildirdi.

Aktaş, bu sırada 25 nolu nizamiyeden arayan askerlerin, Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri Kasırga'nın eşini almak üzere geldiğini ve içeri girmek istediğini söylediğini, kendisinin de Kasırga'nın içeri alınması yönünde askere talimat verdiğini anlattı.

Alay Komutanının emri üzerine Albay Ertuğrul Yavuz'u almak üzere gittiğini, Yavuz'un kendisine "Genel Sekreter Kasırga'yı güvenli bir yere götüreceğiz" dediğini, tekrar alay komutanının yanına dönerken 25. nizamiyeden arayan Mennan Yeşilbaş'ın "Fahri bey bir görevliyle konuşmak istiyor" dediğini, telefonu alan Fahri Kasırga'nın da "Siz ne yapıyorsunuz, size bu emri kim verdi?" gibi sorular sorduğunu anlattı.

Fahri Kasırga'ya askerlerin aldıkları emir gereği güvenliğini sağlamak için bu şekilde davrandıklarını anlattığını ve "Hemen yanınıza gelip bilgi aktaracağım, ayrılmayın" dediğini ifade eden Aktaş, Kasırga'nın yanına gittiğinde silahlarını her an kullanacak şekilde hazır bekleyen koruma polislerinden birinin üzerine atılıp boğazını sıktığını öne sürdü.

Polislerden sakin olmalarını istediğini ve silahsız olduğunu gösterdiğini anlatan Aktaş, "Dışarıda olağanüstü bir durum var. Sizin güvenliğiniz için yapıyoruz" şeklinde izahat verdiği Kasırga'nın "Neymiş bu olağanüstü durum?" diye sorması üzerine TSK'nın yönetime el koyduğuna dair emirler geldiğini söylediğini anlattı.

Bu sırada arkadan gelen 2 kişinin Fahri Kasırga'nın bileklerinden "hafifçe" tuttuğunu ve Kasırga'nın "Buyrun demek suretiyle" ambulansa bindirildiğini öne süren Aktaş, kendisinin "Alın bunları", " Yat yere yat" gibi bir talimatının olmadığını, aksine koruma polislerinin tansiyonu yükselttiğini iddia etti. 

Sanık Yusuf Yiğit de ifadesinde, suçsuz olduğunu, FETÖ ile bir bağlantısının bulunmadığını öne sürdü. Yiğit, Kasırga'yı Akıncı Üssü'ne götüren binbaşılar Burhan Özdil ve Ali Hızlı'ya herhangi bir talimatta da bulunmadığını iddia etti.

İfadelerin ardından mahkeme başkanı, sabah devam edileceğini belirterek duruşmayı sonlandırdı.