CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) 25 Eylül'de düzenlemeyi planladığı referanduma ilişkin, "Biz, Irak'ın, Suriye'nin toprak bütünlüğünden yanayız. Irak ve Suriye parçalanmamalı. Bu atmosferde, hele hele bir referandum, bölgede bir Kürt-Arap çatışmasına yol açabilir ve daha kanlı olayların oluşmasına yol açabilir. Dolayısıyla herkesi sağduyuya davet ediyoruz. Başta Barzani'yi sağduyuya davet ediyoruz." dedi.

Kılıçdaroğlu, Habertürk'te katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

"Tezkere için TBMM'nin olağanüstü toplantıya çağırılması" sorulan Kılıçdaroğlu, "Bölgedeki çalkantı derinleşerek devam ediyor. Dolayısıyla tezkerenin önemi ortadan kalkmış değil. Yeni bir tezkere getirecekler. Tabii içeriğini bilmeden bir yorum yapmak doğru değil." yanıtını verdi.

"Eski tezkerenin aynısı gelirse ne dersiniz?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, eski tezkereye "evet" dediklerini hatırlattı. "Farklı bir tezkere bekliyor musunuz?" sorusuna Kılıçdaroğlu, şu cevabı verdi: 

"Onu bilmiyorum, yarın Milli Güvenlik Kurulu toplantısı var. Milli Güvenlik Kurulu toplantısından sonra hangi kararlar alınacak, kamuoyuna nasıl bir açıklama yapılacak onu bilmiyoruz. Önümüzdeki süreç içerisinde bakacağız, değerlendireceğiz. Tezkereye Milli Güvenlik Kurulu kararları yansıyabilir de. Onu da bilemiyoruz. Zaten terör bölgede varlığını hep sürdürdü ve sürdürmeye de devam ediyor. Hatta boyut biraz daha büyüdü. Hatta bizim 'terör örgütü' olarak tanımladığımız örgütlerin güçlü bir silah kapasitesi de var. Her türlü destek veriliyor çünkü o bölgeye. Dolayısıyla bu atmosfer içerisinde bakalım nasıl bir metin gelecek? Oturacağız, konuşacağız tabii kararımızı vereceğiz. Sonuçta hepimizin ortak amacı var. Türkiye bölgesinde gücünü, dinamizmini korusun, bölgeden bir olumsuzluk Türkiye'ye sıçramasın. En büyük arzumuz bu zaten."

"Irak'ın kuzeyinde yapılacak referandumu nasıl değerlendirdiği" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Biz, Irak'ın, Suriye'nin toprak bütünlüğünden yanayız. Irak ve Suriye parçalanmamalı. Bu atmosferde, hele hele bir referandum, bölgede bir Kürt-Arap çatışmasına yol açabilir ve daha kanlı olayların oluşmasına yol açabilir. Dolayısıyla herkesi sağduyuya davet ediyoruz. Başta Barzani'yi sağduyuya davet ediyoruz. Ortadoğu'nun zaten yeteri kadar sorunu var. Bütün bu sorunlar ortada dururken, sorunları çözmek bir yana, sorunları derinleştirmek için atılacak her adım bölge için felaket olabilir. O nedenle biz doğru bulmuyoruz."

Kılıçdaroğlu, "İran Genelkurmay Başkanı, 'Bölgede IŞİD'den umduğu etkiyi alamayanlar, IŞİD hızlı biçimde elimine olunca bölgede yeni bir çıban başı yaratmak için Kürt referandumunu destekliyorlar.' diyerek İsrail ve Suudi Arabistan'ı hedef gösterdi. Türkiye'nin tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna, "Hükümetin ne yaptığını kim biliyor? Hükümetin Ortadoğu politikası nedir? Hangi Ortadoğu politikası var? Suriye'ye bodoslama girdiler. 24 saatte gideceklerdi, bütün Suriye'yi alacaklardı, Emevi Camisi'nde namaz kılacaklardı. Şu geldiğimiz hale bakın, 4 milyon Suriyeli Türkiye'de. Biz, Suriye'ye gireceğimize, Suriyeliler Türkiye'ye girdiler. Kendi mezarımızı toprağımızdan kaçırmak zorunda kaldık." yanıtını verdi.

- "İktidarın Ortadoğu politikası yok"

Hükümetin "O bölgeye ben yön vereceğim, o bölgede politik olarak ben etkiliyim." sözlerinin artık unutulması gerektiği değerlendirmesinde bulunan Kılıçdaroğlu, iktidarın Ortadoğu ve dış politikasının bulunmadığını, bölgede Türkiye'nin seyirci kaldığını söyledi.

Daha önce "Türkiye, Ortadoğu'nun şamar oğlanına döndü." dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, kabile reislerinin Türkiye'ye kafa tutar hale geldiğini ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Ortadoğu'da bugün bu tablo yaşanıyorsa, sorumlusu bu hükümettir, bunu bütün dünya biliyor, ben de biliyorum." diye konuştu.

"CHP olsa neyi farklı yapardı?" sorusunun yöneltildiği Kılıçdaroğlu, "CHP olsaydı böyle bir tablo asla olmazdı, Suriye'yle, Irak'la, Barzani'yle, İran'la, diğer ülkelerle aramız iyiydi. Irak merkezi yönetimiyle zaten bir sorunumuz yok bizim." cevabını verdi.

Kılıçdaroğlu, Irak'a gittiğinde dönemin Irak Başbakanı'nın "Biz, 500 milyar dolarlık yatırım yapacağız. Bu yatırımları Türkiye yapacak. Biz otobanları açıyoruz size, siz pencereden girmeye kalkıyorsunuz. Biz ayrı devletiz, ayrı anayasamız, bayrağımız, parlamentomuz var. Neden bizi bir devlet gibi görmüyorsunuz? Neden Türkiye'nin bir eyaletiymiş gibi görüyorsunuz? Bu doğru değil." dediğini aktararak, Irak'ın anayasasına da toprak bütünlüğüne de saygılı olduklarının altını çizdi.

- "Denge iyi okunarak politika geliştirilmeli"

"İktidar, 'Esad halkına zulüm etmeye başlamıştı. Uluslararası bir girişim vardı, biz bunun dışında nasıl kalabilirdik? Biz son dakikaya kadar bunu çözmeye çalıştık, çözemeyince müdahil olduk.' diyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, "Demek ki birilerinin dolduruşuna geldiler, birilerinin talimatıyla iş yaptılar. Niye öyle olsun? Esad ile yan yanaydılar, beraber tatil yapıyorlardı, ortak bakanlar kurulu topladılar, ortak maç yapıldı. Kimse rahatsız mı oldu? Hayır." dedi.

Devleti yönetenlerin dünya dengelerini iyi okuması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Suriye için Rusya nedir, Rusya için Suriye nedir, eğer bunu bilmiyorsa o kişi devleti yönetemez. Petrol Amerika, Rusya, bizim için nedir ve buradaki dengeler nedir? Biz bu dengelerin içinde nasıl daha sağlıklı, tutarlı bir şekilde konumlanabiliriz, eğer siz bunu hesap etmiyorsanız, Dışişleri Bakanlığı bürokratlarını 'monşerler' bir taraflara gönderip aşağılıyorsanız ve aklı evvellerle beraber yola çıkıyorsanız Türkiye'yi bu noktaya getirirsiniz. Dengeleri iyi okuyarak politika oluşturmanız lazım." diye konuştu.

"Hükümet hangi dengeyi okuyamadı?" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Siz, Suriye'yi karıştırıyorsanız, Rusya'nın Suriye'deki rolünü iyi bilmeliydiniz. Bilmediler. Ne oldu? Esad 2 hafta içinde gidecekti. Esad geldi kazandı, 4 milyon Suriyeli de Türkiye'ye geldi. Siz gidebildiniz mi? Hayır. Bir şey söyleyebildiniz mi? Hayır. Göreceksiniz yakında Esad'a gidecekler, yalvaracaklar tıpkı Putin'e yalvardıkları gibi. 'Gel barışalım, şunu, bunu yaptık ama artık ortam biraz değişti, barışalım.' diyecekler. Bunlar olacak. Bu iki yüzlü politika değil midir?" yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, iktidarın PKK, DEAŞ ve Fetullahçı Terör Örgütü'nü (FETÖ) milletin başına bela ettiğini savunarak, "Çıkıp desinler ki 'Biz bela etmedik.' O zaman bu FETÖ, IŞİD kimin zamanında bu hale geldi? El Nusra'ya, IŞİD'e desteği kim verdi?" şeklinde konuştu.

- "AB çifte standart uyguluyor"

"Almanya, PKK ve FETÖ mensuplarını Türkiye'ye iade etmiyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?" sorusunu Kılıçdaroğlu, "Türkiye'ye her gelen yabancı heyete, Brüksel'de de Strazburg da da söyledim, 'AB, Türkiye'ye çifte standart uyguluyor, bizi farklı görüyor. Bu açıdan iki yüzlü ve doğru değil. Avrupa'nın etik değerleriyle de bağdaşmıyor." şeklinde cevapladı.

Avrupa Birliği dayatması olmadan demokratik standartların Türkiye'de oluşturulması için iktidara çağrıda bulunduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, iktidarın bunu yapmadığını söyledi.

İktidarın dış politikayı, iç politika malzemesi haline dönüştürdüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bütün dünya bize düşman. Niye düşman, düne kadar düşman değildi de şimdi mi düşman oldu? Bir eksiğimiz var. Beni asıl üzen şu; o ülkelerde Türkiye aleyhine konuşulduğu zaman prim yapıyor. Türkiye aleyhtarlığı tabanda tutmuş, beni asıl üzen nokta bu. Niye üzüyor? Sadece Almanya'da 3 milyonun üzerinde Türk var ve bu insanların hiçbiri rahat değil. O ülkelerde bizim insanımızın şu veya bu şekilde aşağılanması, ikinci sınıf vatandaş görülmesi, onlara kötü muamele yapılması asla doğru değil." dedi.

Kılıçdaroğlu, terör örgütü mensuplarının Almanya'da tutulmasından son derece rahatsız olduğunu vurgulayarak, "Türkiye'ye iade edilmesi lazım ama bunun için de oturulup konuşulması lazım. Şimdi siz idamı gündeme getirirseniz vermezler. Bunlar kavga ederek çözülmez. Bir araya gelerek, oturularak, konuşularak çözülür." diye konuştu.

- "Müthiş ilişkiler geliştiririm"

Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal'in "Savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir." dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Şimdi biz, her söylemimizde neredeyse her ülkeye savaş ilan edeceğiz. 'Ey Amerika, ey Rusya, ey Almanya...' Buyurun, ne oluyorsunuz? Kimse sizinle aynı karede, fotoğrafta görünmek istemiyor. Dışişlerini zorluyorlar, 'Acaba görüşme yaptırabilir miyiz, acaba şunu, bunu yapabilir miyiz?' Bütün bürokratlar seferber oluyorlar." ifadelerini kullandı.

"Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan'ın, Fransa Cumhurbaşkanı (Emmanuel) Macron, İngiltere Başbakanı (Theresa) May ve ABD Başkanı (Donald) Trump ile görüştüğü" hatırlatılan Kılıçdaroğlu, "Biz onların nasıl olduğunu gayet iyi biliyoruz. Nasıl o insanların bir araya getirildiğini, nasıl mücadele edildiğini gayet iyi biliyoruz. Kimse yan yana fotoğraf çektirmek istemiyor. Sıkıntılı bir tablodayız. Emin olun gerçek böyle." karşılığını verdi.

"ABD'nin PYD/YPG'ye silah vermesinin" sorulduğu Kılıçdaroğlu, "Amerika'nın tavrını asla doğru bulmuyoruz. Siz terör örgütünün uzantısı bir başka örgüte ağır silahlar verirseniz, hatta silahlandırırsanız bu bölgeyi felakete götürür. Felaket bir şey. Niçin silahlandırıyor Amerika bütün bunları? Ortadoğu'da yeni bir harita çıkarmak için. Bu, bugün söylenmiyor, yıllardır söyleniyor. Peki bu ülkenin yöneticileri yıllardır bilinen bu gerçeğe karşı hiç düşünmediler mi 'Ya bizi Ortadoğu'ya niye soktular?' Kendi ayağımızla kendi kuyumuzu kazdık. Çünkü özgür iradeleri yoktu bunların. İrade başka tarafa ipotekti. Çünkü kendi iktidarlarını başkalarına borçluydular." yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, iktidar olduklarında Türkiye'nin bütün sorunlarını çözeceklerine işaret ederek, "4 yıl içerisinde Türkiye'nin çözülmeyecek sorunu yoktur. Ben barıştan yana bir insanım. Ben, Suriye ile de Irak'la da İran, Rusya ve AB ile de müthiş ilişkiler geliştiririm. Bir sefer kendi ülkeme demokrasi getireceğim, herkes istediği gibi konuşacak."

- "Türkiye'nin geleceğini kim planlayacak?"

Hollanda'nın tarım ürünü ihracatının Türkiye'nin beş katı olduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, "Konya'dan küçük bir devlet. Bu bile bizim ne kadar kötü yönetildiğimizin en tipik örneğidir. Başka örnek vermeye gerek yok. 15 yıldır bu ülkeyi yöneten bir hükümet, 15 yıl içerisinde bu ülkeyi saman ithal eder konuma getirdiyse oturup düşünmemiz lazım. Hiçbir hükümet döneminde ben saman ithal edildiğini duymadım." dedi.

"Fındık üreticilerine sizin ne öneriniz var?" sorusuna üzerine CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 1960'lardan sonra Devlet Planlama Teşkilatı kurulduğunu anımsatarak, teşkilatın bir ülkenin geleceğini planladığını ifade etti.

Teşkilatta çok zeki insanların çalıştığını ama artık teşkilatın olmadığını, bakanlığa dönüştüğünü belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Bugün Devlet Planlama Teşkilatı var mı? Devlet Planlama Teşkilatı yok, bir bakanlığa dönüştü. Bakan var, genel müdür var, müsteşar var, müdür var. Peki uzmanlar nerede? Türkiye'nin geleceğini kim planlayacak? Nerede bu Devlet Planlama Teşkilatı? Kaldırdılar. O yüzden ülke bu halde. Önce Devlet Planlama Teşkilatının adam gibi yeniden oluşturulması lazım." 

Kılıçdaroğlu, katma değeri yüksek ürünler üretilemediğini, katma değer üreten sektöre doğrudan teşvik verilmesi gerektiğini dile getirerek, "Herkesi teşvik ediyorsanız hiç kimseyi teşvik etmiyorsunuz demektir." ifadesini kullandı.

- "Devlette liyakat kalmadı"

Türkiye'nin her alanda karamsar bir tablo çizdiği değerlendirmesinde bulunan Kılıçdaroğlu, "Ülke her alanda karanlığa, kötüye doğru gidiyor ama bu sakın kimseyi umutsuzluğa yöneltmesin. Emin olun 4 yıllık bir CHP iktidarında bu tablo 180 derece değişir ve olağanüstü bir sıçrama yapmış oluruz. Çünkü biz devletin nasıl yönetileceğini biliyoruz. Nasıl yönetilmesi gerektiğini de biliyoruz. Liyakat sisteminin ne kadar değerli ve önemli olduğunu da biliyoruz. Devlette liyakat kalmadı." diye konuştu. Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bütün AKP'li belediyeler ile bizim belediyeleri kıyaslayın, hatta bırakın belediyelerden de vazgeçtim. Erzurum'daki Çat Belediyesi ile İstanbul Belediyesini kıyaslayın. Buyursunlar. Gelin bakalım. Kim halka daha yakın? İzmir Büyükşehir Belediyesinin kredi notuna bakın. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kredi notundan daha iyi, sıfır faizle kredi alabilir ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti alamaz. Bizim belediyelerimizin olduğu yerlerde öğrenci yurdu var. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, 15 yılda Türkiye'nin yurt sorununu çözemedi. Bir yılda bu sorunu çözmeyi garanti ederim. Bir yılda bu ülkede yurt sorununu çözmezsem ben başkanlık koltuğunda oturmam."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Sayın Erdoğan o açıklamayı yapmadan yarım saat önce Milli Eğitim Bakanına sorsaydınız 'TEOG nedir?' diye, öve öve bitiremezdi. Bakanlara sorsaydınız, AK Parti'nin bütün milletvekillerine sorsaydınız öve öve bitiremezlerdi. Bir kişi söyledi, bütün hepsi TEOG'u tu kaka yaptı." dedi. 

Kılıçdaroğlu, Habertürk'te katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

CHP'nin FETÖ'yü savunduğu iddialarının hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, "Bunun tek nedeni var. Biz haksızlıklara, hukuksuz işlemlere karşı çıkıyoruz. Bunun için onlar da rahatsız oluyorlar. FETÖ ile ne ilgimiz olacak." karşılığını verdi.

Hayatlarının FETÖ ile mücadeleyle geçtiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Önergelerimiz var. Soru ve araştırma önergelerimiz var. 'Yapmayın, etmeyin, milletin başına bela edeceksiniz' dedik. Okullarına, üniversitelerine karşı çıktık. Şimdi Bank Asya'nın önünden geçeni içeriye atıyorsun, oradan kredi çekip villa alan adama hiçbir şey yapmıyorsun. 'Burada bir haksızlık var' demeyecek miyim? Dediğimizde 'efendim siz FETÖ'cüsünüz.' Ben mazlumları savunurum."

"FETÖ'cüler mazlum mu?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, "Hayır ben 'mazlumları savunurum' dedim, 'FETÖ'cüler mazlumdur' demedim. Paralel yapı içinde devleti ele geçirip, darbe girişiminde bulunan insanlara nasıl 'mazlum' diyeceğim. Gidecek, yargılanacaklar. Hiç itirazım yok." dedi.

Aile boyu suç üretildiğini savunan Kılıçdaroğlu, "İbrahim Kaboğlu'nun, Ahmet Şık'ın, Kadri Gürsel'in, Murat Aksoy'un, Cumhuriyet ve Sözcü Gazetesinin  FETÖ ile ne ilgisi var?" diye sordu.

Kılıçdaroğlu, bunlara itiraz ettiklerinde de "CHP FETÖ'cüleri destekliyor." denildiğini belirterek, "Destekleyen sizsiniz. FETÖ'cü damatları dışarıda. ByLock kullanan belediye başkanının damadıysa dışarıda. Parası varsa dışarıda, parası yoksa, gariban içeride." iddialarında bulundu.

"Parası olup içeride olanlar da var" ifadesi üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"İktidara yakınsanız, ulaştığınız kişiler ve paranız da varsa dışarıdasınız. Gazetelere manşet oldu. Gidip AKP'nin önemli bir kişisinin savcılığa oturup, insanları nasıl tek tek dışarı çıkardığını biliyoruz.  Hükümete yakın FETÖ'cü suçlanan birisi telefon ediyor 'seni yakalayacaklar kaç.' Bu adama bir şey yapıldı mı? Yapılmadı el üstünde taşınıyor. Bunu yapan bir CHP'li  var mı? Yok."

Kılıçdaroğlu, "Nasıl oluyor?" sorusu üzerine de bunun bir akıl tutulması olduğunu vurgulayarak, yargının bağımsız olmadığını, siyasi otoritenin emrinde bulunduğunu ileri sürdü. Kılıçdaroğlu, "Şimdi dosyaya belge koymaya gerek yok zaten. 'Alıyorum seni içeri' diyor, mesele bitti. Savcı talimatı yukarıdan alıyor." dedi.

-"Varsa delili koysunlar ortaya"

"MKYK gibi yerlerde sızma olmuş mu?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Bize göre yok. Varsa delili koysunlar ortaya. Enis Berberoğlu'nun FETÖ'cü olma şansı var mı? Böyle bir şey olabilir mi? Celal beyin (CHP'nin avukatı) digitürk aboneliğini iptal ettirmesi gerekçelerden biri. Ben de iptal ettirdim. İptal ettirdik, başka bir dijital alana geçtik diye FETÖ'cü mü olduk? Buna akıl tutulması denir. Bu devleti yönetememe. Belli kişilerden, kurumlardan intikam almak için yola çıkıştır. CHP'den intikam almak istiyor. Neden? Çünkü iktidar partisine karşı muhalefet eden tek parti biziz. Bizim muhalefetimizden hoşlanmıyorlar. Ben 'fındık' diyorum, hoşlanmıyorlar. 

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kozmik odasını bir terör örgütüne teslim eden hükümete ne denir? Vatan hainliği denir. Başka ne denir ki? Bana çıksın bir Allah'ın kulu desin ki 'hayır efendim bu vatanseverliktir, cahilliktir.' Terör örgütüne devletin kozmik odasını açıyorsunuz."

Tutuklu bulunan CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu hakkındaki iddialara değinen Kılıçdaroğlu, "Berberoğlu'nun ne günahı var? Can Dündar kitabında 'solcu bir milletvekilinden aldım' diyor. Berberoğlu o tarihte milletvekili değil. 25 yıla mahkum ediyorsunuz. İnsaf denen bir şey var. Hukuk nerede?" dedi.

-"Öyle bir Danıştay Başkanı yok"

Danıştay Başkanı Zerrin Güngör'ün CHP'ye yönelik açıklamalarının hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Danıştay Başkanı Danıştay'ın Başkanı değil ki. Öyle bir Danıştay Başkanı yok. O bir siyasi partinin Danıştay'daki temsilcisi. Ben öyle tanımlıyorum. Hangi Danıştay Başkanı'ndan söz ediyoruz? Yok, hayır o Danıştayın Başkanı değil, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Danıştay'daki temsilcisi. Bir Danıştay Başkanı, bir hakim önünü iliklemez. Önünde düğme yok, ilik yoktur. Düğme arıyor, ilik arıyor. Siyasi konuşma yapıyor. Çıkarırsın cüppeyi, gelirsin meydana. Hem cübbeyi çıkarmayacaksın hem bizim adalet yürüyüşüne söz edeceksin.

Yargıç kararlarıyla konuşur. Yargıç kimsenin önünde kalkmaz. Birileri geliyor diye yargıç kalkarsa, esas duruşta olursa ona hakim denmez, kimse kusura bakmasın. Hakim tarafsız, bağımsızdır. Hakimde vicdan, ahlak olması gerekir. Hakim herkesle gidip konuşmaz, hakim her kahveye, her lokantaya gitmez. Hakim üstlendiği görev nedeniyle toplumda ayrı bir statüye sahiptir. Böyle olması lazımdır."

-"Atatürk'ün izinden değil, önünden koşmak zorundayız"

Kılıçdaroğlu, "müfredatın çağdaşlık üzerinden değil, laiklik ve Atatürk üzerinden tartışıldığı" yönündeki bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, şu karşılığı verdi:

"Aynı görüşteyim. Mustafa Kemal Atatürk bu ülkedeki bütün insanların siyasi görüşü, kimliği ne olursa olsun hepimizin ortak değeridir. Öyle bakmamız lazım. Bu ortak değere hepimizin ortak olarak sahip çıkması lazım. Sadece benim değil, fırıncının da ayakkabı tamircisinin de marangozun da generalin de ortak değeri olması lazım. Mesele çocuklarımıza çağdaş bir eğitim verecek miyiz, vermeyecek miyiz? Zaten Atatürk hedef göstermiş, çağdaş uygarlığı aşmak. Bitti. Bu kadar basit. Bir ismin arkasından değil de bir ilkenin arkasından gitmemiz lazım. Gösterilen hedef çağdaş uygarlıksa, o çağdaş uygarlığa doğru hepimiz koşmak zorundayız. Atatürk'ün izinden değil, önünden koşmak zorundayız. Eğer biz geçmişe takılıp kalırsak 'Atatürkçü' değiliz. Geleceği belirlemeyiz. Bize geleceği tanımlamıştır. Nedir o gelecek? Çağdaş uygarlık."

- TEOG'un kaldırılması

TEOG'un kaldırılmasına ilişkin bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, "Sayın Erdoğan o açıklamayı yapamadan yarım saat önce Milli Eğitim Bakanına sorsaydınız 'TEOG nedir?' diye, öve öve bitiremezdi. Bakanlara sorsaydınız, AK Parti'nin bütün milletvekillerine sorsaydınız öve öve bitiremezlerdi. Bir kişi söyledi, bütün hepsi TEOG'u tu kaka yaptı. Yerine ne gelecek? 'Bir ay içinde karar vereceğiz.' Böyle bir eğitim sistemi olmaz." açıklamasında bulundu. 

Eğitimin önemine değinen ve bu konudaki kararları siyasilerin değil, eğitimcilerin alması gerektiğine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, TEOG'un kaldırılmasının ise mantıklı tek bir nedeninin olmadığını söyledi.

Türkiye'deki eğitim sisteminden memnun olan tek bir aile bulunmadığını dile getiren Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Yazık günah değil mi bu ülkenin çocuklarına? Her okulda ayrı bir eğitim var. Eğitimde birlik falan tamamen yıkıldı. Siz Türkiye'nin geleceğini kurguluyorsunuz eğitim politikalarıyla. Hangi gelecek? Şimdi yer gök imam hatip okulu oldu. Biz imam hatip okullarına karşı değiliz, ilahiyat fakültelerine karşı değiliz, açan da biziz. Çünkü bu ülkede yetişmiş, aydın din adamına ihtiyaç var. Çıkacak toplumu aydınlatacak. Dinini, inancını değerlerini öğretecek. Kim buna itiraz edebilir. Ama 'bütün okullar buraya gelecek.' Kardeşim, bu ülkenin, fiziğe, matematiğe, tıpa ihtiyacı var..."

"TEOG'un kalması iyi olmadı mı?" sorusu üzerine de Kılıçdaroğlu, "Ne gelecek yerine? Gelen eğer bundan kötüyse, kalkması iyi olmadı. Gelen daha iyi olursa bir sorun yok. Bütün mesele neyin geleceği." yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Ben şunu merak ederim; Sayın Erdoğan'ın birikimi nedir? Ben daha 4 yıllık diplomasını görmedim. Ben merak ediyorum bir insan 4 yıllık diplomayı gizler mi? Orijinal diploma yok ortada. Benim diplomamı istiyorlarsa orijinalini ben hemen kendisine gönderebilirim. 'Benim diplomam var' derim. Kapı gibi diplomamız var. Oturur asarız, çerçeveletir asarız değil mi? Hukuk fakültesinden, tıp fakültesinden mezun olmuşuzdur, sınava girerken ilgili kamu görevlilerine teslim ederiz, noterden gider bir örneğini alırız vesaire. Ben böyle bir diploma daha görmedim. Ama sağolsun her konuda söz sahibi. Eğitim konusunda da. TEOG'u kaldırırken kime danıştı? 4 artı 4 getirirken kime danıştık? Vallahi de billahi de bunlar devleti karanlık sokaklara sürüklüyorlar, çocuklarımızın geleceği ile oynuyorlar."

- Sanatçılara eleştiri

Kılıçdaroğlu, iktidarın sanatçılara sahip çıkmadığını ve eleştirilere tahammül edemediğini de belirtti.

Birçok sanatçının zaman zaman Huber Köşkü'ne ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne davet edildiğinin hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Sanatçı dediğiniz dünyaya eleştirel gözle bakar. Eleştirel gözle bakanlardan oraya davet edilen var mı? Yoksa sadece kendisini alkışlayanlar mı? Hitler'in önünde eğildi diye, şu anda ismini hatırlamıyorum, ünlü bir Alman müzisyen bütün dünyada eleştirilmiştir. Sanatçı kimsenin önünde eğilmez, el pençe divan durmaz. Sanatçı özgür dünyanın insanıdır. Eleştirel gözle bakar. Bu şarttır. Aksi halde sanatçı olmaz. Rejimi destekleme ayrı bir konu ama eğer siz demokrasiyi reddeden, hukuku redden, toplum üzerinde baskı kuran insanı desteklerseniz, sizin sanatçılığınız dünyanın her tarafında yargılanır. " 

Türkiye'nin kendisiyle aynı kategorideki ülkelere kıyasla daha yavaş büyüdüğünü belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin sadece inşaat yapanların kazandığı bir toplum haline geldiğini söyledi. 

- Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?

"Meral Akşener'in kurduğu partiyi nasıl görüyorsunuz?" sorusu üzerine Kemal Kılıçdaroğlu, "Biz her partiye saygı duyarız. Türkiye'de Siyasi Partiler Yasası'na göre kurulan dünya kadar parti var. Meral Hanımın da bir parti kurma çalışması var. Saygı duyuyoruz tabii." değerlendirmesini yaptı. 

Kemal Kılıçdaroğlu, "Bir erken seçim bekliyor musunuz?" sorusu üzerine ise "Erken seçim olabilir, biz hazırız. Zaten yarın seçim olacakmış gibi çalışıyoruz." yanıtını verdi. 

CHP'nin cumhurbaşkanlığına kimi aday göstereceği ve kendisinin aday olup olmayacağı yönündeki bir soru üzerine de Kılıçdaroğlu, bu konudaki düşüncelerini daha önce ifade ettiğini hatırlattı.

"Kuralımız, cumhurbaşkanının tarafsız olmasıdır." diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Çünkü anayasadaki yemin metni değişmedi. 'Tarafsız olacağıma dair, namusum ve şerefim üzerine ant içerim.' Ben bu konuda Erdoğan'ı çok eleştirdim. 'Namus ve şeref kavramından ne anlıyorsun?' diye. Tarafsız değil çünkü. Üstelik partinin genel başkanı oldu şimdi. O nedenle kendisi 80 milyonu temsil etmiyor, kendi partisini temsil ediyor. Biz cumhurbaşkanı adayını belirlerken, demokratik parlamenter sistemin bütün eksik yönlerini giderecek ve yeniden saat gibi çalışacak bir parlamenter demokratik sistemin gelmesini isteyeceğiz. Bizim adayımız bunu isteyecek.

Kimin olacağına ben karar vermem. Bizim partimizin diğer partilerden farklı bir yönü vardır. Bizim karar organlarımız var, oturur tartışırız. Bu adayı belirlerken tabii  ikinci turda herkesin de rahatlıkla oy vereceği bir aday bulmamız lazım. Bulacağız. 2019'da bu ülkeye huzuru, barışı, gerçek anlamda demokrasiyi getireceğiz. 20 Temmuz'da bir sivil darbe yaşadık. Bugün Türkiye bir sivil darbenin baskısı altındadır. Bu darbe, Türkiye'nin bütün dokularına sinmiş durumda. Türkiye'yi darbeden arındıracağız. Gerçek anlamda demokrasiyi getireceğiz."