Başbakan Yıldırım, Medya Temsilcileriyle Buluştu

Başbakan Yıldırım, Medya Temsilcileriyle Buluştu

Başbakan Binali Yıldırım, FETÖ davalarıyla ilgili, "Bu darbeyi yapanlar belli, uçakları habersiz kaçıran, tankları götürenler belli, insanların üzerine kurşunları ve bombaları yağdıranlar belli. Bunun daha lamı cimi yok. Hemen defterini düreceksin, kalemi kıracaksın. Uzatmaya lüzum yok. Daha az işin içinde olanlar biraz daha titiz incelenebilir." dedi.

Yıldırım, Çankaya Köşkü'nde bir araya geldiği televizyon, gazete ve haber ajanslarının genel yayın yönetmenlerine açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Varlık fonu hakkında sorulan bir soru üzerine fonun Başbakanlığa bağlı ve birçok ülkede örnekleri olan bir kuruluş olduğunu belirten Yıldırım, şunları söyledi:

"Varlık fonunun amacı orta ve uzun vadede, Türkiye'nin kalkınması, ihtiyaçları için kaynak oluşturmak ve fırsat projelerine, yurt dışında, üçüncü ülkelerde başka fonlarla da ortaklık yaparak girmek, onlara finansman sağlamak. Bütçe açıklarının daha da artmasını, kontrolsüz artmasının önüne geçmek, cari açığı sürdürülebilir hale getirmek, Hazine'nin borçlanma ihtiyacını makul bir seviyede tutmak ve hatta uzun vadede borçlanma şartlarını iyileştirmek, böyle bir görevi var. Doğrudan başbakana bağlı.

Bir tenkit var, 'denetimden istisna, hiçbir kurala tabi değil' falan, bunlar doğru şeyler değil. Belli ki incelenmeden, yalan yanlış laflar. Başbakan iki ayrı bağımsız denetim kuruluşuna bu fonun faaliyetlerini her yıl denetletiyor, raporlar hazırlatıyor. Daha sonra bu raporlar da Bütçe Plan Komisyonu'nda sunuluyor. Meclis'te de hesap veriliyor. Dolayısıyla fon, denetimsiz falan değil."

- "Strateji planı hazırladılar"

Başbakan Yıldırım, fonda yapılacak iş ve işlemden doğrudan Başbakanın sorumlu olduğunu belirterek, "Kimi tayin edersek edelim sorumluluk başbakanda kalıyor. Daha yeni bir yapı, dolayısıyla kuruluş süreci devam ediyor, o yüzden biraz sabretmek lazım. Bir strateji planı hazırladılar, stratejik eylem planı onu da Bakanlar Kurulu'nun onayına sunacaklar, tamamlanmak üzere, ikinci düzenlemeleri bir yandan yapılıyor, yapılanlar var, yapılacak çalışma esas, usulleri belirlendi, yürürlüğe girdi, diğer düzenlemeler de yapılıyor." diye konuştu.

Fonun özelliğine ilişkin de açıklamalarda bulunan Yıldırım, "Fonda çalışanlar, fon adına yetki kullananlar, kamu mevzuatından istisna, yani devlet memuru gibi KPSS ile alıp şu derece, şu gösterge kat sayı çarpımından elde edilen parayı alacak, böyle bir yöntem olmaz. Bu fonu yönetenlerin bunun emsallerindeki şartlara uygun özlük haklarına sahip olması lazım, hareket serbestliğine sahip olması lazım. Yani milyonlar, milyarlar konusunda karar veren insanların, devlet memuru kısıtlamasına tabi olması, bu fondan beklenen faydayı getirmez takdir edersiniz." dedi.

- "İstihdam seferberliğinden ümitliyim"

Başbakan Yıldırım, cazibe merkezlerine ilginin devam ettiğini de belirterek, "Şu anda resmi olmayan başvurularda 20 milyar liraya kadar bir başvuru yapılmıştı. 113 bin istihdam, onların bütün hazırlıkları bittikten sonra başvuruları resmileştirdik, şu anda o başvurular tekrarlanıyor. Şu ana kadar galiba 200 civarında başvuru olmuş, bu sayı artacaktır mutlaka." değerlendirmesinde bulundu.

Alım garantisinin gündemden düşmediğini belirten Yıldırım, şöyle konuştu:

"Ancak biraz daha çalışılması gerektiğine karar verdik. Arkadaşlar bir hazırlık yapmıştı. Başka yörelerdeki üreticileri, yatırımları olumsuz etkilemesin diye bir etki analizi yapılmasını istedik veya hangi alanlarda hangi ürünlerde bunu yapmak daha doğru ve ne kadar yapmak doğru bunu çalışıyor arkadaşlar.

İstihdam seferberliğinden ümitliyim. Bu işte 500 bin katkı devletten var direk, toplum yararına çalışma, 1,5 milyonda TOBB başta olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla olacak. Burada biz 12 milyar civarında bir yük alıyoruz. Yeni istihdama gireceklerin, işverenlere yükünü alıyoruz, aslında iki destek yapıyoruz, bir iş olmayana iş buluyoruz, en büyük destek çalışana, ikinci büyük destek de onu çalıştırana. Bunun mart ayı ortalarına, nisana doğru etkilerini göreceğiz."

- "Türkiye'de, 2017 baharı çiçekler açacak"

Bu konuda ilgi olduğunu, sadece ilgiye bırakmayıp sıkı takip de ettiklerini belirten Yıldırım, şunları kaydetti:

"Sıkı takip mekanizması da kurduk, öyle 'Söz verip, nasıl olsa unuturlar' filan diye düşünmesinler. Takip sistemimiz var, yeni teşvikler var, alınan, verilen teşviklerin, alınan kararların, verilen teşviklerin etkisi görülmeye başladı. Zaten onu göstergelerden fark ediyorsunuz.

Dün daha mesela iki tane satış oldu, İranlı birisi 90 milyon dolarlık bir konut aldı. Garanti Bankası yüzde 9,9 payını 1 milyar dolara sattı. Yani yatırımcılar, Türkiye'ye tekrar yönünü çevirmiş durumdalar. Dış yatırım kararlarının yüzde 56'sını tekrar bir önceki yıla göre Türkiye'ye yapmaya karar verdiler. Referandumdan sonra bu süreç daha hızlanacak. Türkiye'de, 2017 baharı çiçekler açacak. 'İzmir'in dağlarında çiçekler açar' marşı var, İzmir Marşı gibi. Yalnız CHP de tutmuş onu kampanya şarkısı yapmış, o çok yanlış bir şey. Orada 'Evet' çıkarsa ne olacak? Çok yanlış bir iş. Halbuki o herkesin sevdiği bir marştır. İzmir Marşı çok hoş bir marştır, hepimiz çok seviyoruz. Bu tip anlamlı şeyleri, geçici kampanyalarda kullanmak doğru değil."

- "Şartlar oluşursa bir tazelenme olur"

Yıldırım, halk oylamasının ardından kabinede bir değişiklik olup olmayacağına ilişkin soru üzerine, "Her şey düzgün gidiyorsa arkadaşlar yerli yerinde çalışıyorsa durup dururken değişiklik niye yapacaksınız. Ama değişiklik hiç olmayacak diye bir şey yok. Şartlar oluşursa bir tazelenme olur." diye konuştu.

"15 Temmuz darbe girişiminde bulunan FETÖ üyeleri yargılanmaya başlandı, bunların yargılanmaları sırasındaki tavırları, üç maymunu oynamaları hakkında ne düşünüyorsunuz?" şeklindeki soruya Yıldırım, "Millet her şeyi biliyor. Ne oynarsa oynasınlar. Sonunda oynayacakları süre sınırlı, hesabını verecekler. Biz diyoruz ki 'pratik olalım.' Bu darbeyi yapanlar belli, uçakları habersiz kaçıran, tankları götürenler belli, insanların üzerine kurşunları ve bombaları yağdıranlar belli. Bunun daha lamı cimi yok. Hemen defterini düreceksin, kalemi kıracaksın. Uzatmaya lüzum yok. Daha az işin içinde olanlar biraz daha titiz incelenebilir." karşılığını verdi.

Yıldırım, kamuoyunun ABD'ye bakışının da olumsuz olduğunu ifade ederek, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in yargı tarafıyla ilgili talebin baki olduğunu, gerekli evrakların da gönderildiğini söyledi.

Bunun dışında idari tedbirlerin de mevcut olduğunu anlatan Yıldırım, şöyle konuştu:

"Biz diyoruz ki, 'yargılanma süresi uzun sürebilir.' Bunu beklemeyin, adam orada 400 dönümlük çiftlikte dünyanın her türlü televizyonlarını, meşhur yazarlarını falan çağırıyor, hala hava atıyor, Türkiye'ye meydan okuyor. Bu bizim kanımıza dokunuyor, bu bizi rahatsız ediyor. 'Bunun önüne geçin' diyoruz. 'İdari bazı tedbirler alın' diyoruz. İkinci adım olarak da aramızda adli yardım anlaşması var. Bu adli yardım anlaşmasına göre biz bugüne kadar Amerika'ya 12 suçluyu iade etmişiz. Aynı şekilde Amerika'nın da bu anlaşma tahtında bunu iade etmesini, sınır dışı etmesini istiyoruz. Bu daha kolay bir yöntem. Eğer bu yolda hareket ederlerse çok daha hızlı bir sonuç alabiliriz."

Doğru olanın Gülen'in Türkiye'ye iadesi olduğunu belirten Yıldırım, ancak bu mümkün değilse de Amerika'dan çıkarılmasının da müspet bir adım olarak değerlendirilebileceğini kaydetti.

Yıldırım, bir soru üzerine askerlerin dahi çok titiz olmasına rağmen, onların bile FETÖ'nün farkına varamadığını belirterek, istihbarat kurumlarının, yargının, herkesin bu boyuta erişinceye kadar tehlikenin büyüklüğünü göremediğini söyledi. Bunun, örgütün çalışma yönteminden kaynaklandığını dile getiren Yıldırım, ancak açık suç işlendiği için bugün örgütün marifeti ve geldiği noktayı bilmeyenin kalmadığını kaydetti.

Darbenin beyinleri, planlayıcıları ile ilgili iddiaların açık olduğunu, yayınladıkları talimatnamelerde bunun belli olduğunu ancak azmettirenlerin kim olduğunun yargılama sürecinde ortaya çıkacağını ifade eden Yıldırım, şunları söyledi:

"Birtakım iddialar var ama iddialara göre karar vermek söz konusu değil. Burada siyasetçi, yargı mensubu veya askeri personel, kim olursa olsun sonuna kadar her şeyin ortaya çıkması lazım. Bu konuda herhangi bir korumacılık söz konusu olamaz. Bazen diyorlar ki 'bu siyasetçi ayağına dokunulmuyor, edilmiyor.' Böyle bir şey yok. Bizim açımızdan en azından yok. Biz, şu anda AK Parti'de, belediye başkanları da dahil, Fetocu olup görevden alınan, hapiste olan AK Parti'li belediye başkanları var, meclis üyeleri var 200'den fazla ihraç edilmiş. Bunlar zamanla hangi seviyede olursa olsun varsa ortaya çıkacaktır. Bir şeyi gizleme şansımız yok."

- Bütün Bylock kullanıcıları hakkında işlem yapıldı

Yıldırım, MİT tarafından kendilerine bildirilen bütün "Bylock" kullanıcıları hakkında işlem yapıldığını belirterek, MİT'e "Kardeşim, siyasetçi, milletvekili, bakan, ne var getir" dediğini anlattı. Yıldırım, "Bir şey yok. Benden bilgi sakladığını mı düşünüyor millet? Eğer öyle bir şey yaptıysa çok büyük bedeli olur. Bu iddiayı ortaya atanların aksini göstermesi lazım. aksi halde kafa karıştırma, siyaseten yıpratma faaliyetinin dışında bir şey olmaz." şeklinde konuştu.

"Daha eskiye gitmek lazım, darbeyle 17-25 Aralıkla sınırlı tutmamak lazım" şeklindeki eleştirilere Yıldırım, şöyle cevap verdi:

"Böyle bir şey olmaz. Terör örgütü tanımı bellidir. Terör faaliyeti yapmadan bir kişiyi 'Ben, senin FETÖ'cü olduğundan endişe ediyorum' diye bir işlem yapmak ve peşinen herkesi FETÖ'cü yapmak hukuk devleti ilkelerine yakışmaz. Onun için biz ölçüyü 17-25 Aralık olarak belirledik. Dedik ki 'Bizim için bu örgütün, 17 Aralık'tan sonraki bütün faaliyetleri sakıncalıdır'. Bununla ilgili zaten hukuk süreçleri o tarihlerde başladı. İlk karar 16 Haziran 2016'da 'Bu terör örgütüdür' diye çıktı. Şimdi o karar, Yargıtay süreci devam ediyor. Daha önce 15 Temmuz olmadan bunun paralel devlet yapılanması olduğuna dair Milli Güvenlik Kurulu'nun kararları var. Dolayısıyla bu sürecin arkasına gidip 2000, 2003, 2005'te bu cemaatle beraber olmuş, bunların etkinliklerine katılmışları potansiyel suçlu kabul etmek, terör örgütü mensubu muamelesi yapmak doğru değil. Hukuk devletinde olacak iş değil bu. Ne zaman suç olmaya başladıysa bu örgütün faaliyetleri o zamandan sonrası geçerli olması lazım."

Hiçbir vatandaşın hedef gösterilmesini doğru bulmadıklarını kaydeden Yıldırım, "Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği bizim teminatımız altındadır. Özellikle toplumda bilinen simaların da toplumu germeyecek birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi zedelemeyecek bir anlayış içinde hareket etmesi de doğru olandır. Bunu da bekleriz." dedi. 

Kimliklerden bağımsız olarak bunun herkes için geçerli olduğunu ifade eden Yıldırım, "Farklı düşünebiliriz, marjinal görüşlerimiz olabilir. Birbirimizi sevsek en iyisi bu da, bu mümkün değil. Ama birbirimize tahammül etmek gibi bir mecburiyetimiz var. Bu süreçte provokasyonlara dikkat etmemiz lazım." değerlendirmesinde bulundu.

15 Temmuz'un en önemli ölçü olduğunun altını çizen Yıldırım şöyle devam etti:

"15 Temmuz'u yapanlar CNN'e de gitti, AK Parti'ye de gitti, TRT'ye de gitti. Orada hiçbir ayrım yapmadılar. Neticede bu bizim bekamız, bu ülkenin geleceği için en büyük ortak düşmanımızdı. Orada bütün millet kenetlendi, bir oldu, beraber oldu. Biz bu ruhun yaşatılması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için de herkesin üzerine düşen gayreti göstermesi lazım."