Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Samsun'da

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Samsun'da
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Rahmetli Menderes ile başlayan bu haksızlıklara, bu zulümlere, bu engellemelere rağmen millet yolunu açtı, ilerledi bu günlere geldi. Önümüzdeki 16 Nisan referandumunda da millet önünü açacak, ayaklarındaki prangalardan kurtulacak, daha hızlı şekilde yürümeye devam edecektir." dedi.

Kurtulmuş, Samsun'un Bafra ilçesinde Belediye Kültür Merkezi'nde partisince düzenlenen "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve 28 Şubat" konulu konferansta, Türkiye'de vesayetçi sistem ile cumhurbaşkanları, başbakanlar, kurum ve kuruluşlar arasındaki kavganın sona ermesi, çift başlılığın ortadan kaldırılması, siyasi ve ekonomik istikrarın sağlanması için cumhurbaşkanlığı hükümet modeline ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

28 Şubat sürecinde yaşananlara ve bugün gelinen noktaya değinen Kurtulmuş, "Bendeniz o dönemlerde Fazilet Partisi İstanbul İl Başkanıydım. Merve Kavakçı kardeşimiz başörtüsüyle Meclise girdi. Başörtüsüyle Meclise sen mi girersin? Neredeyse Türkiye Büyük Millet Meclisini başına yıktılar. Bir tane milletvekiline tahammül edemeyenler, bugün Allah'a çok şükür, parlamentoda onlarca başörtülü kardeşimiz var. Bundan sonra da olmaya devam edecek." ifadesini kullandı.

- "Milletin tarihiyle medeniyetiyle barışık olmayan bundan sonra cumhurbaşkanı olamayacak"

Türkiye'nin sürekli darbe tehdidiyle önünün kapatılmaya çalışıldığına dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"1960 darbesinden bu yana Türkiye, sürekli darbe tehdidiyle milletin önünün kesildiği bir yerdi. 1960, 1970, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997, 27 Nisan 2007, arkasından da maalesef 15 Temmuz 2016'da bu milletin önü kesilmeye çalışıldı ancak şunu açık şekilde söylemek mümkündür. Bütün bunlara rağmen rahmetli Menderes ile başlayan bu haksızlıklara, bu zulümlere, bu engellemelere rağmen millet yolunu açtı, ilerledi bu günlere geldi. Önümüzdeki 16 Nisan referandumunda da millet önünü açacak, ayaklarındaki prangalardan kurtulacak, daha hızlı şekilde yürümeye devam edecektir. Bütün telaş cumhurbaşkanını halkın seçmesi. Tek adam hikayeleri de buradan kaynaklanıyor. Biliyorlar ki cumhurbaşkanını bu millet seçtiği sürece milletin çarşısından, pazarından geçmeyen, milletin camisinden, mescidinden geçmeyen, milletin şarkısını, türküsünü söylemeyen, milletin tarihiyle medeniyetiyle barışık olmayan hiçbir kimse bu ülkede bundan sonra cumhurbaşkanı olamayacak."

Vesayetçi sistemin ortadan kalkması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, "İkide bir Türkiye'nin tehditlerle uğraşmaması lazım. Millet ne diyorsa o olması lazım. Birileri alışmışlar. Geçtiğimiz günlerde manşetlere de taşıdılar. 'Karargah rahatsız'. Okudunuz. Esas rahatsız olan kim biliyor musunuz? Karargah falan değil. Artık asker Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki FETÖ'cü hainleri de temizleyerek Türkiye Cumhuriyeti hükümetiyle birlikte uyumlu çalışıyor. Hükümetin emrinde çalışıyor. Bundan rahatsız olan bazı çevreler var. Herkes işine baksın. Medya medyacılıkla uğraşsın. Siyaset, siyasi görevini yapacak."

Anayasa değişikliğine neden ihtiyaç duyulduğunu anlatan Kurtulmuş, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın Musul, Kerkük ve Telafer'in misakı milli sınırları içinde olduğunu ifade ederek sahiplenmesi için mücadele verdiğini kaydetti.

Özal'ın "Buraları kayıt altına alalım. Türkiye'nin oradaki varlığını garanti altına alalım" dediğini dile getiren Kurtulmuş, "Misakı milliyi hatırlattı ama maalesef başbakan, askerlerle birlikte bu meseleye mani oldu. Eğer rahmetli Özal, çiftli bir irade olmasaydı, Özal'ın yapması mümkün olan bu işleri yapabilmiş olsaydı inanın bugün Musul sorunu ile karşı karşıya kalmayacaktık. Bugün DEAŞ, Musul'u işgal etmiş, oradan nasıl çıkarılacak diye bir telaşın içerisinde olmayacaktık. Belki PYD diye PKK'nın uzantısı olan örgüt kuzey Irak ve kuzey Suriye'de kurulmayacaktı. Rahmetli Özal'ın eline tek bir gücün toparlanmamasının Türkiye'ye neye mal olduğunu görüyor musunuz?" değerlendirmesinde bulundu.

Çift başlılığı ortadan kaldırmak için cumhurbaşkanlığı hükümet modelini öngördüklerinin altını çizen Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"CHP'li arkadaşlar diyorlar ki 'Ya tamam da öyle bir sistem getiriyorsunuz ki bir gün cumhurbaşkanı kalkacak diyecek ki 'kafam bozuldu Meclisi feshediyorum'. Birincisi, şu anki anayasa değişiklik teklifinde Meclisin feshi diye bir mesele yoktur. Bazı meselelerde Meclisin kilitlendiği meseleler olur mu? Olur. Meclis ve cumhurbaşkanı her ikisi de halk tarafından aynı gün seçilerek görevlendirilmiş iki kuruluş. Birisi yürütmeyi idare ediyor, birisi yasamayı idare ediyor. Eğer siyasi kördüğüm olursa ne oluyor? 12 Eylül oluyor, 12 Mart oluyor, 27 Mayıs oluyor, 27 Nisan oluyor, 28 Şubat oluyor. Bir daha birileri heveslenip tanklarını, toplarını çıkarmasınlar diye siyasi kilitlenmenin olduğu anda ya Meclis ya cumhurbaşkanı milleti seçime götürebiliyor. Şimdi CHP'liler şöyle düşünüyorlar. 'Nasılsa hiçbir şekilde bizden birisi cumhurbaşkanlığına seçilemeyecek' diye inanıyorlar. Bunlardan birisi cumhurbaşkanı olur. Bunun da kafası bozulur, Meclisi fesheder. Kusura bakmasınlar hanım kardeşlerim. Bekara karı boşamak kolay. Hiç orada olmadıkları, hiç orada olmayı düşünmeyecekleri için zannediyorlar bir sabah cumhurbaşkanı kalkar ve Meclisi fesheder, seçime gider. Hiçbir sorumlu siyasetçi böyle yapmaz."

 Türkiye'de tek partinin iktidarda olduğu dönemde ülkenin ortalama büyüme hızının yüzde 5,4, koalisyon hükümetleri zamanında yüzde 4, darbe ve darbe benzeri dönemlerde yüzde 3,4 olarak gerçekleştiğine dikkati çeken Kurtulmuş, sözlerini şöyle tamamladı:

"Hesap ortada. Türkiye tek başına iktidar olduğu dönemlerde daha iyi yönetilmiş, daha güçlü büyümüş, daha önemli ekonomik istikrar sağlamış. Tam da bu zamanda anayasa değişikliğine ihtiyaç vardır. Vesayetçi sistemi ortadan kaldırmak, yönetimde çift başlılığı sona erdirmek, siyasi istikrarsızlığa son vermek ve ekonomik istikrarsızlıktan bu ülkeyi kurtarmak için anayasa değişikliğine ihtiyacımız var. Niçin şimdi? Türkiye'nin yaşadığı durumu görüyorsunuz. Türkiye hem dışarıdan hem içeriden ciddi bir kuşatma altındadır. Türkiye maalesef son 2,5 yılda, Suruç katliamıyla başlayan süreçte bir taraftan, bir taraftan PKK'nın bir taraftan DEAŞ'ın terör tehdidi altındadır. FETÖ terör örgütü de devleti ele geçirmek için bütün gücüyle gayret sarf etmiştir. Dolayısıyla Türkiye'de terör örgütleriyle mücadele edebilmek ve Türkiye'nin önünün kesilmesinin önlenmesi için güçlü muktedir iktidarlara ihtiyaç vardır."