Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş:

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş:

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, halk oylamasına gönderilen anayasa değişiklik paketinin rejim değişikliğiyle ilgili bir paket olmadığını belirterek, "Bu bir rejim meselesi değil, bu sistem meselesidir." dedi.

Kurtulmuş, AK Parti Esenler İlçe Başkanlığı tarafından Esenler Kültür Merkezinde düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin tarihi bir referanduma gittiğini hatırlatarak, 16 Nisan akşamı Türk halkının "evet" diyerek, yeni Türkiye'nin yolunu açacağını, Türkiye'nin daha etkin, daha süratli kararlar alan bir sisteme kavuşacağını anlattı.

Referanduma kadar olan süreçte çok yoğun mücadele verilmesi ve varsa kararsız seçmenleri ikna ederek yola devam edilmesi gerektiğini aktaran Kurtulmuş, halk oylamasına gönderilen anayasa değişiklik paketinin rejim değişikliğiyle ilgili bir paket olmadığını vurguladı.

Numan Kurtulmuş, "Bu bir rejim meselesi değil, bu sistem meselesidir. Rejim meselesi egemenliğin kaynağının ne olduğu sorusuyla ilgilidir. Egemenliğin kaynağı bir aile, bir kişi, bir zümre olabilir. Bu rejimlere monarşi, hanedanlık, oligarşi denir. Bir ülkede egemenliğin kaynağı milletse bunun adı cumhuriyettir. Türkiye Cumhuriyeti, bir cumhuriyet olarak kurulmuş, bu tartışmalar çok geride kalmıştır. Şimdi AK Parti kadroları olarak, bizim vazifemiz ise cumhuriyetimizi halkla bütünleştirmek, daha demokratik hale getirmektir. Bu sistem değişikliğimizin aslı bu anlamda bir sistem değişikliğidir, bir rejim değişikliği değildir." diye konuştu. 

- "Vesayetçi sistem çok partili siyasi hayatta 5 askeri darbeye neden oldu" 

Yeni bir anayasa ile mevcut sistemin sorunlarını ortadan kaldırmak istediklerini aktaran Kurtulmuş, mevcut sistemin vesayetçi, kavgacı ve çatışmaya dayalı olduğunu ifade etti. 

Kurtulmuş, vesayetçi sistemin çok partili siyasi hayatta, en sonuncusu 15 Temmuz'da olmak üzere 5 askeri darbeye neden olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Bu vesayetçi sistemin ortadan kaldırılması için gerçekten güçlü bir sisteme ihtiyaç var. Türkiye ve çevresinin bu kadar büyük sıkıntılar içinde olduğu bir dönemde artık vesayet odaklarıyla vakit kaybedemeyiz. Anayasa değişikliğinde ikinci temel neden yönetimde çift başlılığın önlenmesidir. Çift başlılıkla hiç bir ülke yönetilemez. Hiç bir kurum ve aile yönetilemez. Yönetimin, yürütmenin tek başlı olması sonuç almak için önemlidir. Yönetimdeki çift başlılığın nelere mal olduğunu da birkaç örnek ile hatırlatmak isterim. Ecevit ile Ahmet Necdet Sezer arasındaki anlaşmazlıklar ve sürtüşmeler... Bir anayasa kitapçığı atma yüzünden başladı. Sonuç itibarıyla Türkiye, gecelik faizlerin 7 bin 500'lere kadar çıktığı ağır bir ekonomik buhran ile karşı karşıya kaldı. Bu krizlerin her birinin Türkiye'ye aynı darbeler gibi ağır faturası olmuştur.

Ali Fuat Başgil'in Başbakan olmasını önleyen hangi irade ise 2007'de AK Parti'ye 363 milletvekili ile parlamentoda cumhurbaşkanı seçtirmeyen hangi irade ise Ahmet Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanı olarak o koltuğa oturmasının önünü açan da o irade ile aynı iradedir. Bu anayasa değişikliği ile artık Türkiye'de hiç kimse kapalı kapılar ardında cumhurbaşkanı adayı belirleyemeyecek. Milletin istemediği, milletin içinden çıkmayan, milletle aynı duygu, aynı sevinç ve aynı hüzünlere sahip olmayan, milletin çarşı ve pazarından geçmeyen, milletin türküsünü, şarkısını söylemeyen hiç kimse bu ülkede cumhurbaşkanı olamayacak."

- "Artık 5 yıldan 5 yıla bir cumhurbaşkanı seçilecek"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, mevcut sistemin ikinci önemli arızasının çatışmacı ve çift başlılığı, üçüncü probleminin de siyasi istikrarsızlık olduğunu dile getirerek, bu siyasi istikrarsızlığın önlenmesi için anayasa değişiklik paketini hazırladıklarını kaydetti. 

Siyasi istikrarın sağlanması ve siyasi istikrarsızlığın önlenmesi için anayasa değişikliğine ihtiyaç olduğunun altını çizen Kurtulmuş, şunları kaydetti: 

"Artık 5 yıldan 5 yıla bir cumhurbaşkanı seçilecek o da hükümetini belirleyecek. Hem de yasamayı yerine getirecek milletvekilleri yani TBMM seçilecek. Herkes bilecek ki, 5 yıldan 5 yıla bu iş olacak. İstikrarlı hükümetleri sağlayacak ve siyasi istikrarsızlığı ortadan kaldıracağız. Siyasi istikrarsızlığın getirdiği önemli sorunlardan biri de ekonomik istikrarsızlık ve krizlerdir. Darbe dönemlerinde Türkiye ekonomisi 4'te bir oranında her yıl küçülmüştür. Bu ekonomik küçülmelerin sonucunda Türkiye dışa bağımlı hale getirilmiştir. Darbeler ve ekonomik krizler koalisyon dönemleri sadece başarısızlık değil, aynı zamanda ciddi şekilde dışa bağımlılığı artırmış ve büyüme ivmesini negatif hale gelmesine neden olmuştur. Kalkınma planları uygulanamaz hale gelmiştir. Türkiye ne zaman tek parti ile yönetilse ayağa kalkıyor, şahlanıyor ve yoluna devam ediyor. Vesayetçi sistemin önlenmesi, Türkiye'de yönetimde çift başlılığın ortadan kaldırılması, siyasi istikrarsızlığın sonlandırılması ve ekonomik krizlerin ortadan kaldırılması için yönetilebilir, sürdürülebilir bir ekonominin ortaya konması için yönetimde değişikliğe ihtiyaç var. Tam da bundan dolayı bu dönemde bunları gerçekleştirdik. İnşallah sonuçları da son derece olumlu olacak."

- "Yanınızda bir anayasa kitapçığı taşıyın"

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ne olduğu ve neler getirdiğine ilişkin de partililere bilgiler verdi. 

Çift başlı yönetimin ortadan kalkacağını belirten Kurtulmuş, şunları söyledi:

"En haksız, en cahilane eleştiri, 'Bunlar, tek adamlık istiyor, diktatörlük istiyor.' Diktatörlük diyenler varsa, yanınızda bir anayasa kitapçığı taşıyın, diktatörlük diyene de '104. maddeyi okuyun.' deyin. Mevcut 104. madde zaten diktatörlüğü tanımlamış. Yani öyle yetkiler vermiş ki cumhurbaşkanına; cumhurbaşkanı, olağanüstü yetkilere sahip ama sorumluluğu yok. Vatana ihanetten yargılanabilir. Ne demek vatana ihanet? Kim tespit edecek? Nasıl yargılanacak? Neden böyle bir madde yapmışlar? Kenan Evren, bu Anayasa'yı, 'Siviller gelsin, Türkiye'yi yönetsin.' diye yazdırmamış. Zaten bilselerdi ki Turgut Özal bir gün cumhurbaşkanı olacak, hele hele Recep Tayyip Erdoğan bir gün cumhurbaşkanı olacak, inanın 104. maddeyi böyle yazmazlardı."

Kurtulmuş, anayasa değişikliğiyle cumhurbaşkanının hem yetkili hem sorumlu hale gelmesini sağlayacaklarını bildirdi.

Cumhurbaşkanının partili olacağını dile getiren Kurtulmuş, bunun da Türkiye'de ilk olacağının zannedilmemesi gerektiğini söyledi. 

"İsmet İnönü partisiz miydi, Celal Bayar partisiz miydi, Turgut Özal partisiz miydi, Süleyman Demirel partisiz miydi? Bu adamların hepsi partiliydi." diyen Kurtulmuş, bu isimlerin cumhurbaşkanı olduktan sonra partiyle ilişkilerinin kesildiğini anlattı.

Kurtulmuş, "İnsanların partiyle ilişkilerini, bir kağıda imzaladıkları üyelik beratı belirlemez. Şimdi Tayyip Erdoğan, partisiz bir cumhurbaşkanı. Ama Recep Tayyip Erdoğan'ın  AK Parti ile ile bağı, imzaladığı bir üyelik kaydı değildir, bir gönül bağıdır, bir yol arkadaşlığı, bir dava arkadaşlığıdır. Malumun ilamı olacak ve inşallah 16 Nisan'dan sonra Cumhurbaşkanımız millet 'evet' dedikten sonra yeniden AK Parti'nin üyesi olabilecek." diye konuştu. 

- "Bu madde, bir darbe savar madde olarak konulmuştur"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, cumhurbaşkanının Meclis'i feshedeceği yönündeki iddialara da şu cevabı verdi:

"18 maddelik değişiklik içerisinde fesih kelimesi yoktur, seçimlerin yenilenmesi meselesi vardır. Meclis kilitlenirse, cumhurbaşkanı, seçilmiş bir kişi olarak, kriz normal yollarla aşılamıyorsa çok doğal olarak ya TBMM ya cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar verecek. Ancak CHP'li arkadaşlar herhalde hiç kendilerinden birisinin cumhurbaşkanı olacağını düşünmedikleri için, hep böyle devam edeceğini düşündükleri için, zannediyorlar ki cumhurbaşkanı bir sabah kalkacak, kafası bozulacak 'Meclis'i feshettim.' diyecek. Arkadaşlar böyle bir şey yok. Hiçbir sorumlu siyasetçi devlet yönetiminin ne anlama geldiğini bilen hiçbir siyasetçi böyle davranmaz. CHP, devlet yönetiminin çok dışında kaldığı için herhalde böyle olacak zannediyor. Meclis kilitlendiği zaman, bu kilidi açacak olan askerin tankı, vesayet odaklarının hilesi olmasın, milletin iradesi olsun diye bu madde, bir darbe savar madde olarak konulmuştur."

Kurtulmuş, iyi işleyen, etkin, hızlı karar alabilen ve tek elden kararları yürütebilen bir yürütme mekanizmasını oluşturacak cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin millet tarafından "evet" denilerek kabul edilip yürürlüğe konulacağını söyledi. 

Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyaya dikkati çeken Kurtulmuş, bölgede büyük alt üst oluşların yaşandığını ifade etti. 

Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin, bir taraftan Suriye bir taraftan Irak'taki türbülanstan birebir etkilenen bir ülke olduğunu anımsatarak, bütün olaylara şuurla bakmak gerektiğini söyledi.

"Niçin Türkiye'nin güçlü olması lazım? Niçin ayaklarındaki bu prangaları çıkarması lazım?" diye soran Kurtulmuş, tek tek bu olayların alınıp incelenmesinin bir sonuca ulaştırmayacağını, resmin tamamını görmek gerektiğini dile getirdi. 

Bölgede büyük oyunların oynandığına vurgu yapan Kurtulmuş, bu oyunu bozacak tek ülkenin de Türkiye olduğunu belirtti. 

Kurtulmuş, işte tam da böyle bir dönemde 16 Nisan'da Türkiye'nin, ayaklarındaki prangaları çıkararak bu bölgenin bölünmez bir bütün olduğunun bütün dünyaya gösterileceğini sözlerine ekledi.

Toplantıya, Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, AK Parti Esenler İlçe Başkanı Gökhan Taran, AK Parti İl Yönetim Kurulu üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı.