Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu Canlı Yayına Katıldı

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu Canlı Yayına Katıldı

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Almanya'daki seçimlerle ilgili, "Türkiye'nin terörist olarak gördüğü, asla tasvip etmediği olayların müsebbibi olarak gördüğü, örgüt üyesi olarak gördüğü bu kimselerin Almanya'da barındırılması, kollanması, muhafaza edilmesi görülüyor ki Alman vatandaşları nezdinde de karşılık bulmadı, hatta bunun cezası, faturası, seçimlerde iktidar partisi olan Angela Merkel ile Schulz'a kesilmiş oldu." dedi.

Çavuşoğlu, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi yerleşkesi içinde kalan Yenikapı Mevlevihanesi'nde TRT Haber'in canlı yayınına katıldı.

Mevlevihanede 20. yüzyılda üç büyük yangın yaşandığını, tarihi mekanın 2009 yılında çok kapsamlı bir restorasyon gördüğünü anlatan Çavuşoğlu, buranın bir üniversite yerleşkesinde bulunmasının da önemli olduğunu kaydetti.

Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Türkiye ve yurt dışında önemli faaliyetleri olduğuna değinen Çavuşoğlu, kurumun 14 yılda 4 bin 500 vakıf eserini ihya ettiğini ve aslına uygun şekilde kullanıma hazır hale getirdiğini ifade etti. Genel Müdürlüğün 5 bin ihtiyaç sahibi aileye muhtaçlık aylığı verdiğini belirten Çavuşoğlu, ayrıca 15 bine yakın öğrenciyi burslarla desteklediğini bildirdi.

Yapacakları yasal değişikliklerle yurt dışında yaşayan vatandaş, soydaş ve akrabalara da ulaşmayı hedeflediklerini vurgulayan Çavuşoğlu, "Vakıf medeniyetinin mensupları olduğumuz tanımı bugün itibarıyla yerine oturmuş durumda. Bundan sonra daha da iyisi olacak." dedi.

- Almanya'daki seçimler

Almanya'da gerçekleştirilen seçimlerle ilgili soru üzerine Hakan Çavuşoğlu, batı dünyasının seçimlerin sonuçlarını iyi değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

Çavuşoğlu, Almanya'da Merkel, Schulz ve Yeşiller'in seçim kampanyalarını Türkiye karşıtlığı üzerine kurduklarını, ancak bu propagandaların oy kazandırmak yerine kaybettirdiğini hatırlatarak, şöyle konuştu:

"Ne oldu? İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra hiçbir şekilde Alman Parlamentosu'nda karşılık bulamamış, görev alamamış, seçilememiş bir parti olan, aşırı milliyetçilik, İslamofobi üzerine politikalarını oturtan Almanya İçin Alternatif Partisi, Meclis'e girmiş oldu, 90'ın üzerinde milletvekiliyle bunu başardı ve üçüncü parti oldu. Almanya'da seçim çalışmaları ve propaganda süresince yapılan bu değerlendirmeler esasen ne Merkel'e ne onun ortağı olan Schulz'a hiçbir şey kazandırmadı. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade etmiş olduğu gibi, burada Almanya seçimleri, çok büyük bir derstir. Şu bir gerçek olarak ortaya çıktı ki Türkiye düşmanlığı üzerinden yapılacak seçim çalışmalarının bu partilere kazandırmayacağını çok net bir şekilde gördük. Ne oldu? Sanal korkuları bu partiler meşrulaştırmış oldular ve bu partileri taklit olarak gören seçmen de bu defa bunların esasları olan aşırı milliyetçi ve radikal partilere yönelmiş oldu."

Almanya'da seçmenin merkezden taşraya kaydığını ve bunun kutuplaşma meydana getirdiğini belirten Çavuşoğlu, ileriki dönemde Almanya'da görev alan siyasilerin bunun üzerinde düşünmesi gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vatandaşlarıyla buluşmasına engel olmanın, oradaki partilere ne kazandıracağını ve Alman vatandaşları nezdindeki karşılığının ne olduğunu soran Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir Alman vatandaşı olarak düşünmeye kalkarsak, bugün Merkel hükümeti binlerce dosyamıza rağmen, terör örgütü mensuplarını, teröristleri maalesef Türkiye'ye iade etmemekte direniyor. Aynı şekilde Türkiye'de adeta bu ülkenin bağrına hançer saplamaya kalkan, topunu, tankını, tüfeğini, uçağını milletin üzerine yönelten teröristleri aynı şekilde koruma ve muhafaza altına almaya çalışıyor. Bir Alman olarak şöyle düşünebilirsiniz: Türkiye'nin kendisine fayda gelmeyen bir askerden, bir hakimden Almanya nasıl bir fayda temin edebilir? Almanlar böyle düşündü. Türkiye'nin terörist olarak gördüğü, asla tasvip etmediği olayların müsebbibi olarak gördüğü, örgüt üyesi olarak gördüğü bu kimselerin Almanya'da barındırılması, kollanması, muhafaza edilmesi görülüyor ki Alman vatandaşları nezdinde de karşılık bulmadı, hatta bunun cezası, faturası, seçimlerde iktidar partisi olan Angela Merkel ile Schulz'a kesilmiş oldu."

- "Aşırı tavırlara iyilikle karşılık verin"

Çavuşoğlu, insanlık ailesi olarak herkesin birbirine saygı duymak, birbirinin değerlerine, inançlarına hoşgörülü davranmak durumunda olduğunu kaydetti.

Almanya'da meclise giren Almanya İçin Alternatif Partisi'nin 3 yıl önce kurulduğunu ve girdiği ilk seçimde barajı aşamadığını hatırlatan Çavuşoğlu, bu seçimlerde ise yüzde 13,6'lık oy oranıyla üçüncü parti olduğunu bildirdi. Bu partinin radikallikten, aşırıcılıktan beslendiğinin altını çizen Çavuşoğlu, oy oranlarındaki bu yükselişin merkez partilerin tutumundan kaynaklandığını dile getirdi.

Yurt dışında yaşayan soydaşlardan bu aşırı tavırlara iyilikle karşılık vermelerini isteyen Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Oradaki vatandaşlarımızın bu süreçte yaşadıkları sıkıntılar da oldu. Özellikle sağlık alanında, istihdamda ve kamu kurumlarında karşı karşıya kaldıkları sorunlar oldu. Almanya'da son bir yıl içerisinde ırkçılıktan kaynaklanan 392 hadise yaşanmış ve 18'i bunların yaralamalı olmuş. Dolayısıyla Almanya'nın gittiği nokta iyi bir nokta değil ama bu aşamaya getirenler de maalesef siyasi aktörler olmuştur."

Çavuşoğlu, Almanya'daki Türk seçmenlerin yoğun bulunduğu yerlerde oy hareketi yaşandığını, soydaşların bazı siyasi partilere tepki verdiğini kaydetti. Berlin'de birinci parti olan Yeşiller Partisi'nin oy oranının yüzde 13 civarında düştüğünü vurgulayan Çavuşoğlu, "Dolayısıyla oradaki vatandaşlarımız da yaşanan olaylar nedeniyle tepkisini ortaya koymaktan çekinmemiş oldu." dedi.

Türkiye'nin mülteci akımları için bir tampon bölge olduğunun da altını çizen Çavuşoğlu, "Bu süreç aynı zamanda Avrupa Birliğini de zehirleyen bir süreç. Bu yaklaşımlar, ırkçılık, nefret ve radikal yaklaşımlar, Türkiye ile AB ilişkilerini zehirleyen bir süreç olarak karşımızda duruyor. İnşallah önümüzdeki süreçte aklıselim galip gelir." ifadesini kullandı.

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, TİKA'nın Arakan bölgesinde giren yegane uluslararası bir kurum olduğunu belirterek, "Bunun dışında bölgede aktivite varlık gösteren başka bir kurum dünyada yok" dedi. 

 

Çavuşoğlu, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi yerleşkesi içinde kalan Yenikapı Mevlevihanesi'nde TRT Haber'in canlı yayınına katıldı. 

Almanya'daki seçimlerinin ardından Angela Merkel'in "Bu seçimlerde biz seçmenin verdiği mesajı algıladık" demesini nasıl okuduğuna ilişkin soru üzerine Çavuşoğlu, Almanya'da oluşacak koalisyonun çok önemli olduğunu söyledi.

Kaç partiyle ve ne şekilde koalisyon olacağının bilinmediğini ifade eden Çavuşoğlu, "Şu bir gerçek ki oluşacak koalisyonda bir aşırılık mevzubahis olacak. Dolayısıyla bu koalisyon hükümeti verdiği sözleri tutmak için bazı adımlar atacak. Bunun karşısında muhalefet geliştirenler de 'Bunlar az, yeterli değil' diyerek başka bir muhalefet tarzı ortaya koyacak. İnşallah mesaj alınmıştır. Bunu zaman gösterecek. Hükümet politikaları faaliyete geçtiğinde bunları daha iyi anlayacağız." diye konuştu.

Çavuşoğlu, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın en önemli görev alanlarından bir tanesinin dışarıda yaşayan vatandaşlar olduğunu dile getirerek, onlarla ilgili çok önemli yenilikler getirdiklerini, bulundukları yerde oy kullanmalarının önünün açıldığını, öğrenci değişim programları ve tecrübe paylaşım programlarıyla oradaki öğrencilerin burada staj imkanına kavuştuğunu söyledi.

- "İslamofabı ve ırkçılık"

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, İslamaobi ve ırkçlık gibi yeni bir durumla karşı karşıya olunduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"İslamofobi ana akım medyanın 11 Eylül'den itibaren ortaya koyduğu tavırla alakalı. Bu yeni bir süreç değil. Katlanarak büyüyen bir süreç. Önümüzdeki sürece ilişkin olarak planlamalarımız arasında özellikle oradaki kardeşlerimizle vatandaşlarımızla soydaşlarımızla hukukçu arkadaşlarımızla temaslarımızı sıklaştırmak, onlarla işbirliği ve proje bazlı olarak onların eğitimine olanak sağlamak. Zaten şu anda insan haklarıyla ilgili projelerin çalışmasını da yürütüyoruz. Hukukçu arkadaşlarımızın isim havuzu şu anda bin rakamına ulaşmış durumda. "

NSU davası gibi yaşanan her münferit hadiseyle ilgili olarak oradaki vatandaşları rahatsız ve huzursuz eden durumlarda Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı olarak destek verdiklerini dile getiren Çavuşoğlu, cezaevinde gördüğü şiddet uygulamaları neticesinde hayatını kaybeden Mikail Tekin davasına müdahil olunduğunu, her türlü yardımların sağlandığını, Belçika'nın davanın sonucunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki yaşam hakkının korunması ilkesine aykırı davrandığı gerekçesiyle mahkum edildiğini anlattı.

Çavuşoğlu,  yurtdışındaki soydaşların, bulundukları ülkenin hakim ve egemen kültürün kurbanları haline getirilemeyeceğini vurgulayarak, iki gün önce İsveç'te cami yakılması olayının yaşandığını söyledi.

Bunları kınamanın, telin etmenin mümkün olduğunu, ama yerel otoritenin, oranın güvenlik görevlilerinin de azami derecede gayret sarf etmesi gerektiğini belirten Çavuşoğlu, dünyanın her yerindeki soydaşların, vatandaşların dertleri için bütün imkanların seferber edileceğini vurguladı.

Çavuşoğlu, "Önümüzdeki süreçte yapacağımız mevzuat değişikliğiyle beraber, tahmin ediyorum torba yasanın içerisinde bu yer alacak. Meclisin açılmasının ardından sevk edilecek torba yasada bu konuyla ilgili madde de söz konusu. Oradaki okuyan, ihtiyaç sahibi öğrenci kardeşlerimizin de muhtaç olan alilerimizin de yanında olmaya başlayacağız." diye konuştu.

- TİKA'nın çalışmaları

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, TİKA'nın yanında insani diplomasi olarak sahada yerini alan AFAD'ın, Türk Kızılayı'nın da bulunduğunu söyledi.

TİKA'nın bu yıl 25. yılını kutlayacağını ifade eden Çavuşoğlu,  şöyle devam etti:

"2002 döneminde 85 milyonluk bir yatırım portföyü söz konusuydu. Bugün artık bu rakamlarla mukayese edilemeyecek bir seviyeye yükselmiş oldu. Biz 'vakıf medeniyetinin çocuklarıyız' dedik. Türkiye insani yardım noktasında bugün dünya ülkeleri arasında milli gelire oranla üçüncü defa birinci sırada yer alıyor. Türkiye'nin şu anda dünyada 17'inci büyük ekonomi olmamıza rağmen üç yıl üst üste dünyada birinci sırada yer alması, esasında o devasa ekonomilere sahip dev çarkların döndüğü ekonomilere sahip ülkelerin de nerede olduğunu anlamamız bakımından çok önemli. Türkiye, 3 milyonun üzerinde kardeşini misafir etmeye devam ederken Avrupa ülkelerinin 100 kişiyi, 150 kişiyi alıp almamak noktasında neredeyse referanduma gittiği bir yerde Türkiye'nin bu güzel özelliğinin üzerinde durmamız gerekiyor. Bu gerçekten insanlık için çok önemli bir değer. Bundan yıllar sonra bugün hiç kimsenin gitmek, girmek istemediği bölgelere giden Türkiye'den hayırla bahsedilecek."

Çavuşoğlu, TİKA'nın da üzerine düşeni fazlasıyla yapmaya çalıştığını belirterek, 58 ülkede koordinatörlüğünün bulunduğunu söyledi.

Türkiye olarak gidilen yerlerin zenginlik kaynaklarını gasp ederek hareket edilmediğini, karşılıklı iş birliğini geliştirerek, iş birliği ve yatırım süreçlerini süreklilik haline getirip o bölge insanının refahını ve mutluluğunu artırmak gibi bir çaba sarf ettiklerini vurgulayan Çavuşoğlu, demokrasi ve insan hakları için gittiğini söyleyen devletlerin bulundukları yerlerde kan, gözyaşı ve kaostan başka bir şey olmadığını dile getirdi.

Çavuşoğlu, TİKA'nın Arakan bölgesinde giren yegane uluslararası bir kurum olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Bunun dışında bölgede aktivite varlık gösteren başka bir kurum dünyada yok. Bu önemli. Arakan'da yaşanan hadiseler 25 Ağustos'ta başladı ve halen devam ediyor. Çok vahim hadiselerle yüz yüze geldik, karşı karşıya kaldık. Neredeyse yarım milyon insan şu anda bulunduğu yeri, evini barkını terk etmek suretiyle bir başka ülkenin sınırlarına giderken bir çocuğunu bırakarak, bir kısmı nehirde boğularak, bir kısmı eşini bir yerde bırakarak paramparça olmuş ailelerle karşı karşıyayız. Yarım milyon insan demek, bugün Arakan bölgesinde yaşayan Müslümanların yarısına neredeyse tekabül ediyor demek."

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Türkiye'nin Arakan bölgesindeki yardımlarına ilişkin, "Böyle itimat duyulan bir lidere, Recep Tayyip Erdoğan'a sahipseniz size kapıların açılması daha kolay oluyor. Cumhurbaşkanımız da bu süreçte Suu Çi ile bir telefon görüşmesi yaptı. Bu görüşme sonrasında bize kapılar açıldı." dedi.

Çavuşoğlu, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi yerleşkesi içinde kalan Yenikapı Mevlevihanesi'nde TRT Haber'in canlı yayınına katıldı.  

Arakan'daki kriz nedeniyle yarım milyon insanın göç ettiğini dile getiren Çavuşoğlu, "Burada bir amaç var. Anlaşılıyor ki Myanmar'daki askeri güçler burada süpürme harekatıyla beraber bölgeyi Müslüman nüfustan arındırmak, kendileri açısından tırnak içinde söylüyorum 'steril bir alan' oluşturmak istiyorlar. Uluslararası camianın bu noktada daha güçlü ses vermesi gerekirdi." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın girişimleri ve görüşmeleri sonucunda insani yardımları ulaştırmanın ancak mümkün olduğunu aktaran Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"30'a yakın devlet başkanıyla görüşmek suretiyle oraya dikkati çekti. Emine Erdoğan Hanımefendi'nin bakan arkadaşlarımız ve aile mensuplarıyla beraber bölgeye gitmesi çok büyük bir farkındalık oluşturdu. Dünyada o ana kadar pek görmezden gelinen bu olaylar makes buldu. TİKA, ilk aşamada bin tonluk bir gıda yardımını gönderdi. Zor şartlarda dağıtım yapmaya çalışıyoruz. Orada bungalov dediğimiz evler yakılmış durumda. Yüz binlerce ev yakılmış durumda. İnsanların bir kısmı dağlara sığınmış, bir kısmı orayı terk etmiş durumda. Yardımların bir kısmı botlarla sağlanıyor."

Çavuşoğlu, yardımların zor şartlar altında ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığı bilgisini vererek, çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

Bangladeş'e sığınanlara da yardımların sürdüğünü aktaran Çavuşoğlu, buradaki kamplarda kalanlar için sıcak yemek hizmeti verdiklerini kaydetti.

- "Binlerce kişiye sıcak yemek dağıtılıyor"

Hakan Çavuşoğlu, Bangaldeş'e sığınanlara yapılan yardımlar için şunları söyledi:

"İlk günlerde her gün 10 bin kişiye pirinç pilavı yapmak suretiyle onların beslenmesini temin ettik. Son dönemde Balukhali ve Kutupalong denilen iki bölgede de günde 20 bin kişilik dağıtım yapıyoruz. Bunu 3-4 kişinin tükettiğini varsayarsak neredeyse günde 60 bin kişiye şu anda sıcak yemek veriliyor. Su için kuyular açmaya başladık. Aynı zamanda pet şişelerle su dağıtımında bulunduk. Kış mevsimi yaklaşıyor, Bangladeş'te 50 bin kişiye battaniye dağıtımını gerçekleştirdik, 300 bin kişiye enerji bisküvisi verdik. Tuvalet ve banyo ihtiyaçlarını karşılamada büyük eksiklikler var. Bunlar için yerel idarecilerle iş birliği yaparak ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Özellikle kadınların ve çocukların bu ihtiyaçlarını karşılamak için ayrı bölgeler oluşturuyoruz."

TİKA, AFAD ve Türk Kızılayı'nın bölgede gıda haricinde de yardımları olacağını aktaran Çavuşoğlu, "Arakan'da zor yol alıyoruz. Oradaki idarecilerle iş birliği yapmak durumundayız. Önümüzün açıldığı kadarıyla akut ihtiyaçları karşılamak ve diğer taraftan gezici sağlık ekipleri oluşturmak suretiyle... Salgın hastalıklar var. Ölümler baş gösterdi." diye konuştu.

Çavuşoğlu, zoru kolay kılmak için çaba sarf ettikerini dile getirerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Cumhurbaşkanımızın bu noktada Myanmar Dışişleri Bakanı ve Devlet Başkanlığından Sorumlu Devlet Bakanı Aung San Suu Çi ile yapmış olduğu görüşme neticesinde bu kapılar açılmış oldu. 2012'de bunlara benzer olaylar yaşanmıştı. Yine o zamanlar Emine Erdoğan Hanımefendi gitmişti. Orada bizim bir şehitliğimiz var. 1. Dünya Savaşı'nda esir düşen kardeşlerimizin İngilizler tarafından oraya götürüldüğü ve orada bulunduğu sırada şehit düştüklerini biliyoruz. Önce o şehitliği abad ettik. Sonrasında hem Arakan'daki Müslüman kardeşlerimize aynı zamanda yerel unsurlara da elimizi uzattık. TİKA vasıtasıyla gittiğimiz yerde belli bir ırka, belli bir dili konuşan veya belli bir dine mensup olana yardım etmiyoruz. Aynı zamanda din, dil ve ırk farkı gözetmeksizin ihtiyaç ne varsa onları yapıyoruz."

Oralara gitme amaçlarının bütün insanlara ulaşmak olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, bütün insanlara onurlu bir millet olduklarını hissetirerek yardımları ulaştırdıklarını belirtti.

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, Türkiye'nin daha önce bölgeye yaptıklarının birer refarans olduğunu vurgulayarak, "Siz ne yaparsanız yapın, bu noktada iletişim kanallarını açık tutarak, diplomatik argümanları iyi şekilde kullanarak, her şeyden önemlisi de yaptıklarınızla, ortaya koyduklarınızla ve söylediklerinizle güven telkin eden, itimat kazanmış bir lideriniz varsa oz aman bütün kapılar açılıyor. Ana muhalefetin son zamanlarda kullandığı bir argüman var. BM toplantısında 'Hiç kimse yan yana fotoğraf çektirmek istemiyor.' dedikleri anda bütün fotoğraflar ortaya çıkınca bir mahcubiyet yaşadılar mı bilemiyorum. Böyle itimat duyulan bir lidere, Recep Tayyip Erdoğan'a sahipseniz size kapıların açılması daha kolay oluyor. Cumhurbaşkanımız da bu süreçte Suu Çi ile bir telefon görüşmesi yaptı. Bu görüşme sonrasında bize kapılar açıldı." ifadelerini kullandı.

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, IKBY'deki gayrimeşru referanduma ilişkin, "Türkiye, Irak, İran, Rusya, ABD vesair diğer devletlerin bunu yanlış bulduklarını beyan etmiş olmalarına rağmen bu noktadan diretmek de ayrı bir soru işareti. Yani görünen o ki Kuzey Irak Yönetimi, tamamen İsrail'in ajandasıyla hareket ediyor" dedi. 

Çavuşoğlu, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi yerleşkesi içinde kalan Yenikapı Mevlevihanesi'nde TRT Haber'in canlı yayınında yaptığı konuşmada, soru üzerine, IKBY'deki gayrimeşru referandumu değerlendirdi.

Çavuşoğlu, bölgede yaşananları 1. Dünya Savaşı'nın sonrasında yaşananlardan farklı olarak görmemek gerektiğini aktararak, şöyle konuştu:

"1. Dünya Savaşı'nda birtakım ülkeler tarafından eline cetvel alınmış, bölgede cirit atanlar tarafından bölgeye haritalar çizildi. Yani aileler birbirinden ayrıldı, köyler birbirinden ayrıldı. Dolayısıyla tam da ellerinde cetvellerle yine aynı şekilde cirit atanların bulunduğu bu süreçte, Suriye'nin kuzeyinde yaşananlar ve Suriye içinde yaşananlar varken bu süreçte böyle bir kararla ortaya çıkmak ve bunun peşinden giderek ve ısrarlı bir şekilde bunu gerçekleştirmek iyi niyetli bir yaklaşım olmadığı gibi bence kasıtlı bir tutum. Çünkü, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile Türkiye'nin son dönemde ciddi anlamda ticari ilişkileri gelişmiş, çeşitli konularda üzerinde mutabık olduğu ve anlaştığı konular varken birdenbire böyle bir referandum kararının alınmış olması ve bundan da vazgeçilmemiş olması hakikaten düşündürücü. Tabii referandum kararıyla ilgili olarak Türkiye, Irak, İran, Rusya, ABD vesair diğer devletlerin bunu yanlış bulduklarını beyan etmiş olmalarına rağmen bu noktadan diretmek de ayrı bir soru işareti. Yani görünen o ki Kuzey Irak Yönetimi, tamamen İsrail'in ajandasıyla hareket ediyor. Bunu gördük. Bunun yanısıra referandumdan önce karşı çıkmış olup da bundan sonraki süreçte tavır değişikliğine gitmeyeceklerini bilemiyoruz tabii ama biz başından bu yana Irak için de Suriye için de toprak bütünlüklerinin muhafaza edilmesi gerektiği hususunu özellikle vurguluyoruz."

- "Bizim bundan sonra muhatabımız o bölgede kesinlikle Bölgesel Yönetim değil" 

Türkiye'nin de taraf olduğu 1926 Ankara Anlaşması'nın birinci maddesinin Irak'ın toprak bütünlüğüne ilişkin olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Dolayısıyla burada zaten yeterince kan ve gözyaşının hakim olduğu, kaos ortamının bulunduğu her zaman ve böyle bir ortama potansiyel taşıyan bu bölgenin böyle bir hamleyle yeniden burada çatışmaların yaşanması en başta Türkiye'ye, yanı sıra Kuzey Irak Bölgesi'nde yaşayan Kürt, Türkmen, Arap, Asuri, Keldani, ne kadar kesim varsa onlara, Irak'a ve İran'a zararı olacak. Hal böyle olunca ısrarla bu noktada bundan vazgeçilmesi için defaatle ifade edildi. Hem Sayın Cumhurbaşkanımız, sayın Başbakanımız, Milli Güvenlik Kurulumuzdan sonra ortaya çıkan karar, tavsiye kararları ve İran. Buna rağmen vazgeçilmedi bu gerçekleştirildi. Bundan sonraki süreç yeni bir süreç. Biz halen aynı noktada duruyoruz, aynı yerde duruyoruz. Sayın Başbakanımız da dün ifade ettiler, bu noktada alınacak tedbirler ilk başta diplomatik enstrümanlar kullanma, elbette. Akabinde siyasi, diplomatik enstrümanlar. Sonra ekonomik enstrümanlar. İnşallah diğer ihtiyaç hasıl olmaz diğer enstrümanlar da kullanılmaz ama bizim bundan sonra muhatabımız o bölgede kesinlikle Bölgesel Yönetim değil Irak merkezi hükümeti olacaktır ve bunun da adımlarını atmaya başladık, malumunuz olduğu üzere."

- "Bizim tavrımız Türkiye olarak, Bölgesel Yönetimedir"

Irak merkezi yönetiminin, Bölgesel Yönetime sınır kapılarını teslim etmek için verdiği sürenin bu saatlerde dolduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, "Nasıl bir gelişme olur biz de yakından takip edeceğiz." dedi. 

Tavırlarının asla bölgede yaşayan Türkmenlere, Kürtlere, Araplara, Asurilere, Keldanilere ve diğer unsurlara yönelik olmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, "Biz ne olursa olsun onların hakkını hukukunu, onların bu noktadaki beklentilerine karşılıksız kalmayız. Bizim tavrımız Türkiye olarak, Bölgesel Yönetimedir. Çünkü bu maceranın peşinden gitmek, gençlik yıllarının romantik hayalleriyle adım atmak hiç kimseye fayda sağlamaz. Zaten bu bölgede yeterince sorun varken özellikle burada ortaya çıkacak hadiselerden sonra mülteci akınının Türkiye içerisine gelmek gibi riski varken böyle bir adımı atmak elbette önce bizi ilgilendiren birşey. Sonuç itibarıyla bizim 500 kilometrelik bir sınır bağımız var Kuzey Irak'la. Bunun için bu noktada adımlarımızı dikkatli atacağız. Bunları yaparken de asla orada yaşayan kardeşlerimize değil ama yöneticilerine ilişkin tavrımızı ortaya koyacağız. İnşallah kötü sonuçlara vesile olmaz, neticesi kötü olmaz, yapılan bu yanlıştan bir an evvel Irak Bölgesel Yönetimi döner ve Irak merkezi hükümetinin kararları muhaccesinde onlara riayet eder diye istiyorum, bekliyoruz açıkçası."

Programa katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Çavuşoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: 

"Zor bir süreçten geçiyoruz. Sözlerimin başında ifade ettiğim gibi 1. Dünya Savaşı'nın sonunda yaşanan olayların benzerini yaşıyoruz. Dolayısıyla milletimizin bu süreçte daha da fazlasıyla birliğine, beraberliğine ihtiyaç var. Tarih böyle tecelli etmiş. Biz etle tırnak olmuşuz. Kaderimiz bunu gerektiriyor. Biz eğer ayrılırsak hepimiz kaybederiz. Biz onun için birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmek zorundayız. İri olmak zorundayız, Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, diri olmak zorundayız, hep birlikte Türkiye olmak zorundayız. Türkiye güçleniyor. Türkiye güçlenmeye devam edecek. Bu güçlendiği sırada da Türkiye'nin güçlenmesini çekemeyenler, hazmedemeyenler, attığı adımlardan rahatsızlık duyanlar Türkiye'nin bu adımlarını geri çekmek için engellemek için üzerlerine düşeni yapacaklar ama unutulmasın ki Türkiye bir 15 Temmuz yaşadı. Milletimiz bu noktada aşılandı. Bu bilinç oluştu. Biz, vatan nedir, bayrak nedir, namus nedir, mukaddesat nedir bilen bir milletiz. Asker bir milletiz derler. Dolayısıyla birlik olmamız gerekiyor, beraberlik ruhu içinde bu ülkeyi hep beraber yüceltelim."