28 Şubat'ın 20. Yılı

28 Şubat'ın 20. Yılı

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, 28 Şubat süreci ile ilgili, "Üzerinden 20 yıl geçmiş bir girişimin, 20 yıl geçmiş bir karabulutun ki artık dağılmış olan bir karabulutun yıl dönümündeyiz." dedi.

Gençlik ve Spor Bakanlığı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun organize ettiği "20. Yılında Hafızalardaki 28 Şubat" paneli, bakanlık binasında gerçekleştirildi.

Bakan Kılıç, burada Kredi ve Yurtlar Kurumunda barınan gençlere hitaben yaptığı konuşmada, "28 Şubat, size en yakın olan, hayata geçmiş, sokağa tankın çıkmış olduğu bir darbe girişimiydi. Bildirilerde 'Post-modern' der ama bal gibi de darbe girişimiydi." ifadelerini kullandı.

27 Nisan'da birilerinin bir şeyler kaleme alıp internette yayınladığını kaydeden Kılıç,  "Fakat o zamanki Başbakan şimdi Cumhurbaşkanımız, milletten aldığı güçle, şapkasını alıp gitmedi, dik durdu. 'Biz hiçbir yere gitmiyoruz.' dedi. Bertaraf edildi. Sonra 15 Temmuz geldi. 200'den fazla vatandaşımız şehit, 2500'den fazla vatandaşımız gazi oldu. Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) içine kendini gizlemiş ve FETÖ Terör Örgütü yapılanmasıyla, ülkemize kara günler yaşatmak isteyenler geri geldi. Çok şükür milletimizin, Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısına cevap vererek sokağa çıkmasıyla, demokrasisine hukukuna sahip çıkmasıyla başarılı olamadı." diye konuştu. 

Devletin, üzerindeki sorumluluk gereği bu terör örgütünün üyelerini, hiç acımaksızın ama adaletle yargıladığını dile getiren Kılıç, "Onların göstermemiş olduğu adaletle, çünkü onlar sokağa çıktıklarında TBMM'yi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni, Başbakanlık yerleşkesini bombalarken, ateş altına aldıklarında adaletten ya da acımadan bahsetmediler." değerlendirmesinde bulundu.    

Geçmişten bazı açıklamalara bakıldığında, bazı oyunların ve tiyatro ortaya koyanların, aslında çok da yeni olmadıklarının görüldüğünü vurgulayan Kılıç, şöyle devam etti:

"28 Şubat sürecine 'Bin yıl sürecek.' diyorlardı. Niye sürmedi? Milletin iradesinden dolayı sürmedi. İş başına, görev başına gelmiş sivil bir hükümetin ve onun başındaki liderin dik duruşuyla bertaraf edildi. Suni gündemler hiçbir zaman gerçek gündem haline dönüşemezler. Türkiye'de aslında hiçbir zaman bir başörtüsü sorunu olmadı. Bununla neyi kastediyorum, sizler arasında olmadı. Halk içerisinde hiçbir zaman birbirine karşı 'Senin başın niye açık, senin başın niye kapalı, sen bu okula niye böyle geliyorsun?' gibi sorular sorulmadı. Ama bir takım tiyatroları pazarlamaya çalışanlar, birtakım ayrımlardan nemalanmaya çalışanlar, toplumu ayrıştırmaya çalışanlar, sanki ortada sorunlar varmış gibi göstererek sizlerin hakkına, hukukuna giriyor. Meclisten başörtüsü düzenlemesi ile ilgili kanun geçtiği zaman ne diye manşeti atıldı; '411 el kaosa kalktı', 'muhtar bile olamaz' manşetleri atıldı. O sözünü ettikleri kişi, bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı. Demek ki manşetlerle bu iş olmaz. Türkiye'de, gazete manşetiyle, haberlerde söylenenlerle gündem belirleme günü ve zamanı geçti. Türkiye'nin gündemini, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı belirler, ülkenin geleceğine de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı karar verir."  

Türkiye'de bir rejim değişikliği olmadığını vurgulayan Kılıç, "Türkiye Cumhuriyeti'nin rejimi 1923'te belli olmuştur. Ama her şeyi suistimal noktasında bulunanlar şunu hiç dile getirmezler; Cumhuriyet kurulduğu zaman Gazi Mustafa Kemal askerlere 'Ya siyaset, ya askeriye, eğer siyasete girecekseniz, üniformanızı çıkaracaksınız.' demiştir. Bunu niye hiç konuşmuyorlar. İşlerine gelmiyor değil mi? Manşet atanlardan, manşetlerle Türkiye'yi yönetmeye çalışanlardan bahsediyorum. Geçmişte 'Başörtüsünü serbest bırakırsanız, Türkiye karışır.' diyenler, ne oldu? Bir gecede bitti iş, ertesi gün sorun kalmadı. Bir şey mi oldu? Ama millet bir ve beraber oldu." diye konuştu.

- "TSK, Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli kurumlarından biridir" 

TSK'nın halk arasındaki adının Peygamber Ocağı olduğunu dile getiren Kılıç, "TSK, Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli kurumlarından biridir. Bu milletin evlatları olarak bu ordunun bizim ordumuz olduğunu düşünüyoruz. Bizim ordumuz ise Türkiye'yi sınırlar açısından korumak için, ülkemizin çıkarlarını, milletimizin güvenliğini korumak için dünyanın her yerinde görev yapar. 15 Temmuz gecesinden sonra 'Türk Silahlı Kuvvetleri uzun süre kendine gelemez.' dediler ama TSK, Fırat Kalkanı Operasyonu'nu çok kısa bir sürede başarı ile tamamladı. TSK, bu milletin her zaman en önemli kurumlarından biri olmaya devam edecektir." ifadelerini kullandı. 

- "Türkiye Cumhuriyeti devletini, hukuk devleti olmamakla itham edenler..."

"Türkiye Cumhuriyeti devletini, hukuk devleti olmamakla itham edenler çok büyük bir yanılgı içerisindedir." diyen Kılıç, şunları söyledi:

 "Devletimiz, kendisine karşı, devletine karşı ihanete girişenlere bile mahkemenin yolunu göstermiş ve orada hesap sormaktadır. Cumhurbaşkanına suikast yapmak, öldürmek için yola çıkan birtakım hainlerin, şu anda mahkemede hesap verdiğini biliyoruz. Millete silah çekenlerin hesap verdiğini biliyoruz. Daha önce darbe girişiminde bulunanlar da hesap verdi. Demek ki Türkiye Cumhuriyeti devleti, hukukunu da demokrasisini de koruyabilecek güçte ve kudrettedir. Biz tarihimizden, medeniyetimizden aldığımız güçle geleceğe yürümeye devam edeceğiz."

15 Temmuz gecesinden önce, "Türk gençliği acaba geleceğini korumak noktasında yeterince hassasiyet içerisinde mi?" şeklinde yorumlar yapıldığının altını çizen Bakan Kılıç, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu noktada biz 'Gençliğimize güveniyoruz.' diyorduk. Gururla söylemeliyim ki, 15 Temmuz gecesi bizim bir şey söylememize gerek kalmadı. Gençliğimiz zaten cevabı verdi. Biz her zaman inanıyoruz ki; Asım'ın Nesli her zaman geleceğine sahip çıkacaktır."

Bakan Kılıç'ın konuşmasının ardından Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, tarihçi yazar Prof. Dr. Ebubekir Sofuoğlu ile 28 Şubat sürecinden etkilenen Konya Buhari Kız İmam Hatip Lisesi öğretmenlerinden Safinaz Khan, birer konuşma yaptı ve öğrencilerden gelen soruları yanıtladı.