Kalp hastalıkları, evrimin bize armağanıdır

Kalp hastalıkları, evrimin bize armağanıdır

Kalp hastalığı hala yeni bir hastalıktır ve buna göre adapte olabiliriz.

Tarihin büyük bölümü boyunca insan hayatı önünde üç büyük tehdit vardı: Enfeksiyonlar, yaralanmalar ve açlık. Dolayısıyla insanlar, bu yaşam sınırlayıcıları yok etmek için yöntemler geliştirmiştir.

Günümüzde, insan ölümlerinin büyük bölümünün nedeni kalp hastalıkları. Türümüzün kendisini sık sık damar tıkanıklığı kaynaklı hastalıkların pençesinde bulmasının nedeni evrimin bizi istemeden bir labirente sokması olabilir. Eğer bu doğruysa, bu labirentten çıkışın yolunu bulmamız mümkün mü?

İnsanlık tarihini yeniden yaratmak ve nedensel bir bağlantı bulmak zor olsa da Bolivya yağmur ormanlarında yaşayan yerli insan topluluğu olan Tsimane'lere hızla göz atmak gerek. Çünkü minimal damar tıkanıklığı olan Tsimane'ler, bulaşıcı organizmaların amansız saldırısı altında. Tsimane'lerden önce yaşayan insan toplulukları daha da büyük kuşatma altındaydı. Hayatta kalabilecek tek insan, her zaman uyanık bir bağışıklık sistemine sahip olanlardı.

Bir enfeksiyon oluştuğunda vücut tepki olarak enflamasyon (iltihap) salgılar. Grip gibi aşırı durumlarda enflamasyon vücutta ateşin yükselmesine neden olabilir ve aslında bu bizi steril ve enfeksiyondan uzak tutmak için en iyi yoldur. Ayrıca kişi yaralandığında da enflamasyon oldukça önemli bir rol üstlenir. Enflamatuar hücreler, kısa sürede tıkaçlar oluşturmak için kan pıhtılaşması yoluna gider. Türler geliştikçe, daha güçlü pıhtı oluşum mekanizmaları da geliştirmişlerdir.

Toplulukların daha iyi hijyen koşullarında yaşamaya başlamasıyla birlikte büyük koruyucumuz olan enflamasyon, artık tehditkâr silahlarını vücudun içine doğru çevirdi. Kan damarlarının çevresinde yağ çizgileri olarak doğmasından kan damarlarında kolesterol yüklü plakların dramatik patlamasına kadar kalbi, beyni ve bacakları besleyen kan damarlarındaki ile ilgili her şeyden, dolayısıyla kalp krizlerinden, felçlerden ve damar tıkanıklıklarından enflamasyon sorumludur.

Eski insan sağ kalımı tehditlerinden üçüncüsü olan açlık, zengin sofraların çık uzun aralıklarda insanların sahip olabildiği bir nimet olması nedeniyle ortaya çıkmıştı. Beyin sadece şekerle, özellikle de glikozla beslenir ve bu nedenle kandaki glikoz o zengin sofraların olmadığı zamanlarda beyni beslemek için çok gerekliydi. Peki, kandaki glikoz seviyesini düşüren hormon hangisidir? Yanıt, insülin. Bu nedenle, insülinin etkinliğini azaltarak vücuttaki glikoz seviyesini yükselten ve bugün diyabet salgınına katkıda bulunan genlerin pozitif olarak seçildiği söylenemez. Ayrıca damar tıkanıklığının önemli faktörlerinden yüksek kolesterol seviyelerinin önceki nesillerde daha uzun bir yaşam sağlayabileceği tartışmalı bir teoridir. Bugünse kolesterol ne kadar düşükse insan sağlığı açısından o kadar iyidir.

Kalp hastalıklarının bir diğer önemli itici gücü olan şişmanlığın oluşmasında da evrimin parmağı var. Obeziye, sadece vücudu kaçınılmaz kıtlığa hazırlanmak için besinleri depolayacak mekanizmalar geliştirmekle kalmadı, vücutta aşırı enflamasyona da yol açtı. Enflamasyon sadece damar tıkanıklığına neden olmakla kalmaz, aynı zamanda diyabet ve yüksek tansiyon gibi kalp hastalığı için diğer risk faktörlerinin gelişimini de hızlandırır.

Evrim, Afrika kökenli Amerikalıları daha da olumsuz etkilemiş olabilir çünkü tuz tüketiminden yüksek tansiyona eğilimlidirler. Afrika yerlilerinin diyetlerinde çok az tuz vardı ve vücutlarındaki tuzun çoğunu terleri ile kaybetme riski taşıyorlardı. Vücutta daha fazla tuzu tutmanın pozitif seçilim yoluyla gerçekleştiğinin kanıtları var. Modern toplumlarda insanlar binlerce yıl boyunca tükettiği tuzdan birkaç kat fazla tuz tüketir. Önceden nadir bulunan ve dolayısıyla da az tüketilen bir besin maddesinin, tuzun her yerde olduğu günümüzde aşırı tüketimi de yüksek tansiyona neden olabilir. Aslında hipertansiyon, siyah Amerikalılarda, beyaz Amerikalılara ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yabancı kökenli siyahlara göre çok daha yaygındır.

Bu evrimsel mekanizmaları tersine nasıl çevirebiliriz? Eklem iltihabı gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan iltihap önleyici ilaçlar, damar tıkanıklığı tedavisi söz konusu olduğunda karışık sonuçlar göstermiştir. Dolayısıyla damar sertliği tedavisinde, bu hastalığın tedavisi için özel olarak hazırlanmış iltihap önleyici ilaçlarla gerçekleştirilen tedavi yöntemleri daha fazla işe yarayabilir.

Vücudumun savunmasını refahımızla çelişen yaşam tarzları ve diyetlerle kendimizi sınamayı bırakmalıyız. Damar sertleşmesi insanlık tarihi boyunca, bundan 5 bin 300 yıl önce yaşayan en eski insan Ötzi'de bile vardı. Ancak bu sorunun eskiden daha az can almasının sebebi, o zamanlar insanların yaşam tarzlarının biyolojileri ile çelişmemesiydi. Bugün ise birçok yaşam tarzı iyileştirmesi ve tıbbi tedavilerin gelişmesi nedeniyle genetik biyolojimize bağlı değiliz.

Çözüm, Tsimane halkı gibi yaşamak elbette değil. Çözüm, yaşam biçimlerimizi dönüştürmek. Böylece bin yıl önce harekete geçen evrim mekanizmalarını hızlandırabiliriz. Kalp hastalığı hâlâ yeni bir hastalıktır ve evrimimize saygı duyarsak, ona adapte olur ve kanıtlanmış tıbbi önerileri uygularsak bu hastalığı kolaylıkla insanlık tarihindeki bir leke haline getirebiliriz.

Kaynak: The New York Times / Haider Warraich