Her 4 kişiden biri bu riski taşıyor

Her 4 kişiden biri bu riski taşıyor

Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre, önlem alınmadığı takdirde, gelecekte her 4 kişiden biri ruhsal ya da nörolojik rahatsızlık geçirme riski taşıyor. Çocuk ve ergenlere de dikkat çeken verilere göre, 10 ila 20'sinde ruhsal hastalıklardan birinin görüldüğünü ve bu hastalıkların yaklaşık yarısının 14 yaşından önce başladığı ortaya koyuldu.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), gerekli önlemlerin alınmaması halinde dünya genelinde her 4 kişiden birinin yaşamlarının herhangi bir döneminde ruhsal ya da nörolojik rahatsızlıklardan etkilenebileceği uyarısında bulunuyor.

Halen ülkelerin yüzde 40'ından fazlasında ruh sağlığı politikası, yüzde 30'undan fazlasında ruh sağlığı programı, yaklaşık yüzde 25'inin de ruh sağlığı mevzuatı bulunmadığına işaret eden DSÖ, halihazırda yaklaşık 450 milyon kişinin ruhsal rahatsızlıklardan biri veya birkaçıyla mücadele ettiğine, gelecekte de her 4 kişiden birinin ruhsal ya da nörolojik bir hastalıktan etkilenme riski taşıdığına dikkati çekiyor.

Ruhsal hastalıklardan muzdarip kişiler arasında çocuk ve ergenler de yer alıyor.

DSÖ, dünya genelinde çocuk ve ergenlik çağındaki gençlerin en az yüzde 10'unun bir çeşit ruhsal hastalıktan muzdarip olduğuna işaret ediyor.

DSÖ verileri, dünyada çocuk ve ergenlerin yüzde 10 ila 20'sinde ruhsal hastalıklardan birinin görüldüğünü ve bu hastalıkların yaklaşık yarısının 14 yaşından önce başladığını ortaya koyuyor. Diğer yandan vakaların çoğunda teşhis ve tedavinin yapılmadığı belirtiliyor.

Tüm bölgelerde, nöropsikiyatrik rahatsızlıkların, gençlerde başlıca yetersizlik nedeni olduğu ifade ediliyor.

Veriler, ruhsal hastalıklarının, 10-19 yaş grubunda küresel hastalık ve yaralanma yükünün yüzde 16'sını oluşturduğunu gösteriyor.

İntihar, 15-19 yaş arası kızlarda ikinci, aynı yaş grubundaki erkeklerde üçüncü, 15-29 yaş arası kişilerde de ikinci ölüm nedeni olarak gösteriliyor.

DSÖ verilerine göre, ruhsal ve nörolojik hastalıklar ile madde kullanım bozuklukları, dünya genelinde ölümcül olmayan hastalık yükünün yüzde 30'unu, küresel hastalık yükünün de yüzde 10'unu oluşturuyor.

Dünyada 2005-2015 yılları arasında, ruh sağlığı hastalıklarının görülme sıklığının yaklaşık yüzde 16 oranında arttığı ifade ediliyor.

Birçok ülkede çatışma ve göç gibi bir takım olumsuzların artmasıyla bu oranın daha da yükselebileceği değerlendirmesi yapılıyor.

Çatışmadan etkilenen bölgelerde yaşayan her 9 kişiden birinde orta ya da ağır düzeyde ruhsal hastalık görülüyor.

DSÖ, son 10 yılda ülkelerinde savaş veya çatışmaya tanık olan her 11 kişiden birinin gelecekte orta ya da ağır düzeyde ruhsal rahatsızlık yaşayabileceği uyarısında bulunuyor.

Uzmanların 39 ülkede yürüttüğü 129 çalışma, bu kişilerin depresyon, endişe bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, bipolar bozukluk veya şizofreni riski taşıdığını ortaya koyuyor.

DSÖ'nün 2017 tahminlerine göre, depresyondaki kişi sayısı dünya genelinde 322 milyon. Bugün ise bu rakamın 350 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.

Dünyada depresyonda olan kişilerin çoğunluğu, nüfus yoğunluğuyla bağlantılı olarak Çin ve Hindistan'ın yer aldığı Güneydoğu Asya ve Batı Pasifik bölgesinde yaşıyor.

Depresyon, kadınlar arasında erkeklerden daha yaygın görülüyor, hem depresyona hem de endişe bozukluğuna, yaş ilerledikçe daha fazla rastlanıyor.

2017'de yaklaşık bir milyar kişi ya ruhsal hastalık ya da madde kullanım bozukluğu sorunu yaşadı
İstatistiksel veriler sunan "Our World in Data" internet sitesine göre, 2017'de dünya genelinde yaklaşık 970 milyon kişide ya ruhsal hastalık ya da madde kullanım bozukluğu görüldü.

Sitede "Global Burden of Disease" verilerine dayanarak hazırlanan interaktif haritada, depresyon, endişe bozukluğu, bipolar bozukluk, yeme bozuklukları, alkol veya ilaç kullanım bozuklukları ve şizofreni dahil herhangi bir ruhsal hastalığı ya da madde kullanım bozukluğu olan kişilerin ülke nüfusundaki payı gösteriliyor.

Haritaya göre, 2017'de ruhsal hastalık ve madde kullanımı bozukları en fazla yüzde 18,71 ile Yeni Zelanda, yüzde 18,38 ile Avustralya, yüzde 17,73 ile İran, yüzde 17,7 ile Grönland, yüzde 17,34 ile ABD'de görülüyor.

Çoğu ruhsal hastalığın tedavisi olmasına karşın bu tür sorun yaşayanların neredeyse üçte ikisi uzmanlara asla başvurmuyor.

DSÖ, utanılacak bir durum olarak görülmesi, ayrımcılığa maruz kalma kaygısı ve ihmalin, ruhsal hastalıkları bulunan kişilerin bakım ve tedavisini engellediğine dikkati çekiyor.

İlerlemiş ruhsal hastalığı olan kişilere yönelik ayrımcılığın, bu kişilerin tedavi hizmetlerine erişmelerini engellemenin yanı sıra erken ölüm ve sakatlık risklerini de artırdığı kaydediliyor.

DSÖ'ye göre, ağır ruhsal hastalığı bulunan kişiler, genel nüfus ortalamasından 10 ila 20 yıl daha erken hayatını kaybediyor.

Düşük ve orta gelirli ülkelerde, ruhsal hastalığı olan kişilerin yüzde 76 ila yüzde 85'i tedavi görmüyor
Dünya genelinde uygulamaya konulan sağlık sistemleri, ruhsal hastalıkların getirdiği yüke henüz yeterince cevap veremiyor.

Tedaviye duyulan ihtiyaç ile bu ihtiyacın karşılanması arasındaki uçurum tüm dünyada açılmış durumda.

DSÖ 2018 verilerine göre, düşük ve orta gelirli ülkelerde, ruhsal hastalığı olan kişilerin yüzde 76 ila yüzde 85'i rahatsızlıkları için tedavi görmüyor.

Yüksek gelirli ülkelerde de bu kişilerin yüzde 35 ila yüzde 50'si tedavi olmuyor.

Kaynak: Sözcü