Ünlü Besteci ve Söz Yazarı Vedat Yıldırımbora'dan CRI TÜRK'e Özel Açıklamalar

Ünlü Besteci ve Söz Yazarı Vedat Yıldırımbora'dan CRI TÜRK'e Özel Açıklamalar

Vedat Yıldırımbora… Dillerden düşmeyen önemli eserlere imza atan sanatkarlarımızdan. Her ne kadar ön planda olmayı sevmese de biz "Dert bende", "Yağmur" gibi şarkıların yaratıcısından dinleyeceğimiz birçok anının olduğunu düşündük ve kendisiyle bu söyleşiyi yapmaya karar verdik. Bestekar ve söz yazarı Vedat Yıldırımbora, her şeyi bizimle paylaştı; anıları, yazdığı şarkıların hikayesi, eski eşi Mine Koşan ile yaptıkları çalışmalar ve şu anda üretmeye devam edip etmediği…

"Üretmeye devam etmeye çalışıyorum. Çünkü gençliğimizdeki romantizm kalmadı. Bizim kafalarımız oralarda ve o duyguyu yakalayamıyoruz. Duygu bizde var ama dinleyicide yok. Mesela şarkı bile vermiyorum. Çünkü diyecekler ki; bu şarkının ticari tarafı yok. Halbuki ticari; güzel olandır. Hemen satsın, hemen kazansın istiyorlar.  Ama öyle olmuyor. Biz bugün o duygularla yaptığımız şarkılarla geçiniyoruz. Ama şu anki en son çalışmamdan bahsetmek gerekirse; Vahdet Coşkun'a bir albüm yaptık. Çok güzel oldu. İkincisini hazırlıyoruz şu anda."

VedatYıldırımbora-2

 "DERT BENDE" NİN ORTAYA ÇIKIŞ SÜRECİ

"Genelde şarkı yazarken birisiyle bir şey yaşamış oluyorsun ve onunla yaşadıklarını kaleme alıyorsun zannediliyor. Böyle şarkılar da var tabi.  Ama "Dert Bende"yi yazdığımda 26-27 yaşlarındaydım. O zaman müzik içinde uçuyorduk. Ne yaptığımızın farkında değildik. En iyisini, en güzelini yapmaya çalışıyorduk. Biz bunu TRT radyolarından öğrenmedik. Bizi çok aşmış olan Arap ülkeleri, müzikalite olarak çok yukardaydı. Onları örnek aldık. Bizim assolistlerimiz, Ümmü Gülsüm gibi sanatçılar sahneye çıkıyordu, biz hep onları yakalamak azmindeydik. "Dert Bende" gibi eserin kolay çıkmadığını biliyorum. Ama şarkıya başladığımızda o kadar akıcı gitti ki nasıl bitirdik anlamadık bile"

"CANIM EFENDİM"İN HİKAYESİ

"Mesela 'Canım efendim' isimli bir bestem var. O şarkıda da tam tersi, bir bayanla evlenecektim İzmir'den. Ailesi kızı İstanbul'a göndermek istemedi. Dolayısıyla bana vermediler. Kız da daha önce evlenmiş, kocası vefat etmiş, aynı mahalledeniz. Çok da sevmiştim kendisini. Bir türlü kısmet olmadı. Böyle bir söz elime geldi. Levent Bektaş isimli şair arkadaşımızın güftesidir. İçine ben bir iki söz ilave ettim. Mesela "Alamaz elimden babası gelse" diye geçiyordu, ben "Alamaz elimden Azrail gelse, kalbe söz geçmiyor canım efendim" diye ufak düzeltmeler yaptım"

"KARA VİCDANLI BİZİM ESPRİ KONUMUZ OLMUŞTU"

"Bizim, organizatör abimiz Ahmet Sezgin ile çalışırken, hafta sonları 8-10 tane ekstralarımız oluyordu.  Bir gün işe gidicez, arabaya bindik. Şoför gitmiyor. "Kardeş geç kaldık" diyoruz, gitmiyor. Bu arada geç kaldık, işin bir tanesi gitti. Rahmetli Hüseyin Mandal menajerimiz, karşımıza çıktı, bize "nerdesiniz siz" diye çıkıştı. Biz de anlattık; "adam gitmiyor" dedik.  Hüseyin abi de şoförün yakasına yapıştı; "Seni kara vicdanlı seni, nasıl mani olursun ekmeğimize!" diye. Biz de karşıdan gülmeye başladık ve artık bu aramızda espri oldu. "Kara vicdanlı" lafı böyle aklımda kaldı ve bu şarkı çıktı ortaya"

VedatYıldırımbora-3

BÜLENT ERSOY'UN SON ALBÜMÜNÜN MÜZİK DİREKTÖRÜ; VEDAT YILDIRIMBORA

"Bülent hanımın bana geçmişten kalan bir minnet borcu vardı kayınvalidem dolayısıyla. Çalışmadığı zamanlar kendisine yakınlık kurmuş yardımcı olmak isteyen bir hanımefendidir. Ondan dolayı bir aile bağlantısı içindeydik. Beni piyasadan biri olarak değil de, farklı bir müzisyen olarak görüyordu, severdi. Biz de bordo müzik diye bir firma kurmuştuk 2010 senesinde. Kime albüm yaparız diye düşünürken, ben başka önerilerde bulundum. Ortak arkadaşımız da 'onlarla uğraşacağımıza Bülent Ersoy'a albüm yapalım' dedi. Ben Bülent ile konuştum. Projeleri konuştuk, repertuara başladık. Repertuarı 3 ay içinde hazırladık ama Bülent Ersoy için çok erken 3 ay, normalde 2 seneden önce bitmemeli Bülent'e göre. Tarkan'ın çok büyük faydaları oldu. Geldi, okudu, yardımcı oldu. Bir hayli hizmetleri oldu. 2 ay içinde işi bitirdik. Arkadaşlar şaşırdı, nasıl bitirdiniz diye. Normalde kan kusturur ama bana yapmadı bunu"

"YAĞMUR'UN SESİNE BAK, AŞKA DAVET EDİYOR; O GÜN SEVDİĞİM KADIN GELMEMİŞTİ"

"25-26 yaşlarındaydım o şarkıyı yazdığımda. Yağmur şarkısına ilham olacak bir şeyler yaşadık tabi. Ben yağmurlu havalarda genelde kaçamak yapardım. Çalıştığımız yerlerde muhakkak bir genç kız bize hitap ederdi, arkadaş olurduk. Yağmurlu bir havada da bir bayan arkadaşımın gelmeyişi beni çok üzmüştü. "Cama vuran her damla beni harab ediyor" cümlesiyle başlamıştım ve devamı gelmişti. Ona yazmıştım bu şarkıyı. Şimdi kendi hayatını kurmuş, çok da mutlu. Biz arada sırada birbirimize hal hatır sorarız. Kendisi bilir Yağmur'u ona yazdığımı"

VedatYıldırımbora-4

"EN GÜZEL MİNE KOŞAN YORUMLUYOR, ÖLENE KADAR DESTEKÇİSİYİM"

"Kara Vicdanlı'yı da Dert Bende'yi de, Yağmur'u da en güzel Mine Koşan söylüyor. Dert Bende'yi pop tarzında ise Ajda Pekkan güzel okuyor. Mine, Dert Bende'yi okuduğunda 15 yaşındaydı, 9 yaşındayken de altın plak almıştır Fatma Girik'in Ezo filminden. Fatma Girik'in sesini o canlandırmıştır. Düşünün; 9 yaşında bir çocuğun bunu yapması…

Ara sıra kendisiyle görüşürüm. Ben elimden geldiği kadar Mine'ye yardımcı olurum. Fakat zor kadındır. Bülent Ersoy'dan daha zordur. Ama Mine hakiki şarkıcıdır. Elini bükecek sanatçı azdır. Ben de ölene kadar destekçisiyim"

"BESTECİLER VE SÖZ YAZARLARI MEMLEKETİMİZDE HARCANMIŞTIR"

"Bu ülkede bestecinin çektiği zulmü kimse çekmemiştir. Ben 3 senedir telif almaya başladım. Mesela Işın Karaca'dan 2 bin lira aldım, albüm 150 bin sattı. Bunun yanında 5 bin lira aldığım kişi olmuştur. Mesela adam amatör ama parası yok. Parçanın hakkını verebiliyorsa hiç para da istememişimdir. Şimdi edisyon firması ile çalışıyorum. Muhatapları odur sanatçıların.

Telif haklarımızı korumada meslek birlikleri çok önemli ama maalesef bu işi başaramadılar, yapamıyorlar halen. Mesela Yunanistan gibi 10 milyonluk bir ülkede o sene 170 milyon euro telif gelmiş. 80 milyon Türkiye için 30 milyon Euro gelmiş. Demek ki oradaki bestecilerin ortalaması ayda 5 bin Euro kazanıyordur. Bize ayda 2 bin lira gibi bir para ya gelir ya gelmez. Bu paralar zar zor toplanıyor. Besteciler ve söz yazarları harcanmıştır memleketimizde. Bunu kurtaracak olan meslek birlikleridir. Meslek birlikleri de burada aciz kalmıştır. Selahattin Pınar, Saadettin Kaynak, Münir Nurettin Selçuk, hangisini sayayım bu insanların hakları nasıl korunamaz? Bu şarkılar bu kadar kalbimizi mutlu etmiş, kaç ayrılan insanları birleştirdi belki. Ama ne olduğu belli olmayan şarkılar para kazanmıştır bu ülkede."

"ÜLKEMİZİN ŞARTLARINDA PROJE YAPMAKTA ZORLANIYORUZ"

"Biz ne şartlar altında müzik dinliyoruz Türkiye olarak, duygularımız nerede, kafalarımız nerede diye baktığımız zaman proje yapmakta çok zorlanıyoruz. Neden; eskiden TRT'de müzik-eğlence programları vardı şimdi kalktı, neden kalktı bilmiyoruz. Aslında biliyoruz ama bilmiyoruz. Şimdi tasavvuf müziklerine, ilahilere ağırlık veriliyor, şu anki yönetimden kaynaklı herhalde. Bu tarz müziklere ağırlık veriliyor. Bizim bu yüzden fazla proje yapacak bir alanımız kalmıyor, alanımız daralıyor ve çok üzgünüz"

Röportaj:Tülin Tonkuş