Uğur Seyrek Yorumuyla Yunus Emre Oratoryo ve Balesi

Uğur Seyrek Yorumuyla Yunus Emre Oratoryo ve Balesi
Uğur Seyrek Yorumuyla Yunus Emre Oratoryo ve Balesi
Uğur Seyrek Yorumuyla Yunus Emre Oratoryo ve Balesi
Uğur Seyrek Yorumuyla Yunus Emre Oratoryo ve Balesi
Uğur Seyrek Yorumuyla Yunus Emre Oratoryo ve Balesi
Uğur Seyrek Yorumuyla Yunus Emre Oratoryo ve Balesi
Uğur Seyrek Yorumuyla Yunus Emre Oratoryo ve Balesi
Uğur Seyrek Yorumuyla Yunus Emre Oratoryo ve Balesi
Uğur Seyrek Yorumuyla Yunus Emre Oratoryo ve Balesi
Uğur Seyrek Yorumuyla Yunus Emre Oratoryo ve Balesi

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, 23 Şubat akşamı A.Adnan Saygun'un görkemli eseri Yunus Emre Oratoryosu'nu Uğur Seyrek'in koreografi ve rejisi ile tek perdelik "Yunus Emre" Oratoryo ve Balesi olarak seyircilerin beğenisine sundu.

A.Adnan Saygun'un 13. yüzyılda yaşayan ünlü halk ozanı ve düşünürü Yunus Emre'nin yazdığı şiirlerden bazılarını kullanarak 1943 yılında tamamladığı oratoryoyu, Uğur Seyrek bale adımlarıyla günümüz dünyasında yeniden yorumluyor.

Sanatseverler, sahnede hem İstanbul Devlet Opera ve Balesi dansçılarını hem de opera solistleri ve korosunu birlikte izleyecek.

"Koreograf ve Yönetmen Uğur Seyrek ile 'Yunus Emre' Oratoryo ve Balesi'nin Sahneye Konma Sürecini Konuştuk"

A.Adnan Saygun'un Yunus Emre Oratoryo'sunu bundan 10 sene önce dinlediğini ve çok etkilendiğini belirten Seyrek, bundan iki yıl önce Suat Arıkan'ın, opera ile baleyi birleştiren bir proje gerçekleştirmeyi teklif ettiğini dile getirdi. "Yunus Emre" Oratoryo ve Balesi'nin yönetmen ve koreografı olmanın yanı sıra Işık Noyan ile birlikte librettosunu da yazan Uğur Seyrek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Önce müziği defalarca kez dinledim ve bu kendi içinde de bir oluşum sağlıyor ama burada alışıldığı üzere, başı, ortası ve sonu olan bir eser yoktu, Yunus Emre'nin çeşitli şiirlerinden bölümler alınarak, yorumlanıyordu. Bu nedenle de oratoryoyu yeniden yorumlayarak bir sahne eserine dönüştürmek epey zaman aldı. İki sene kadar tek başıma uğraştım. Bir buçuk senenin sonunda yıllardan beri birlikte çalıştığım, daima büyük yardımcım olan ve benim eksik yanlarımı iyi tamamlayan yetenekli yazar Işık Noyan bana katıldı. Ben koroyla çalışırken, onun da bütün Farsça ve Arapça'dan gelen kelimelerin anlamını öğrenmesi gerekiyordu. Bu çalışmanın sonunda biz insanların, günümüzde bu işlenen felsefi değerleri nasıl hayatımıza geçirdiğimizi gözlemledim. Bu aşamaya geldiğimizde ise rahatladım çünkü bu tam da benim konumdu.

Yunus Emre'nin insanlığa verdiği mesaj çok açık, 'Doğru İnsan Olmak', bunun için egolarımızı sıfırlamalıyız. Aslında bu herkesin bildiği, mücadele verdiği bir şey olsa da yapımız buna müsaade etmiyor ve sürekli egolarımıza yeniliyoruz. Biz, bu denli akıllı varlıklar olarak, bu değerleri neden hayatımıza geçiremiyoruz? Yaşama daha olumlu bakamıyoruz, savaşlar ve barışlar arasında yaşıyoruz. Sonuçta bu dünyaya çıplak ayakla geliyoruz ve yine çıplak ayakla gidiyoruz… Bu süreç içinde yaptıklarımız da dünyada kalıyor. Bu dünyaya sahip çıkmak bizim haddimize değil, biz sadece misafir olarak buradayız. Amacımız, yaşadığımız sürede gelecek nesillere dünyayı en güzel şekilde bırakabilmek olmalı ama görünen o ki biz insanlar, burayı tüketmeden gitmeyeceğiz. Bazı şeyleri öfkeyle söylememek, yutkunmak, kişiye çok büyük bir özgürlük kazandırıyor. İlk başta insan kendiyle mücadele ediyor, tedirgin hissediyor ama sabrederek bu yöntemi benimsediğinde fark ediyorsun ki gereksiz yere kendini zora sokmuşsun bunca zamandır. Bırak, sorunlar geçsin gitsin, hayat güzel. Bu noktaya geldiğimiz zaman da aslında hayatımızdaki birçok şey düzelmiş olacak. Ben yaşarken, yaşamak gerektiğine inanıyorum."

Opera Sanatçılarıyla Dans Koreografisi Çalışmak

Uğur Seyrek, opera sanatçılarıyla yaptığı koreografi çalışmasını şu sözlerle ifade etti:

"Daha önce de Antalya'da opera ve tango üzerine bir proje gerçekleştirmiştik. Sezon başında Mersin Operası'nda da operacılarla çalışmıştım. İstanbul ise gerçekten de bir başkaydı, başından sonuna kadar bu denli güzel zaman geçirdiğim proje çok azdır. 'Yunus Emre', benim için çok özel bir eser. Bundan sonra bir şey yapmasam da kabulüm olur, çünkü bu eser o kadar tatmin edici oldu ve emeği geçen herkes o kadar sahiplendi ki projeyi, artık biliyorum ki bu eser benim değil, tüm İstanbul Devlet Opera ve Balesi çalışanlarına aittir. Onlar bu kadar özverili olmasaydı, bu eser de bu kadar içi dolu şekilde çıkmazdı. Hazırlık süreci yaklaşık iki ay sürdü. Operacılar, opera söylerken nefeslerini kontrol etmek zorundadırlar ve bu da koreografiyi etkiliyor. Genelde kısa ve keskin hareketleri oluyor. Gırtlak bölümünde bir bölge var ve sesin iyi çıkması için orayı fazla hareket ettirmek istemiyorlar. Onlara hep kelimeleri önceden düşünüp, ses akarken onunla birlikte hareket etmeye alışırlarsa, yorulmayacaklarını ve hareketin doğal bir akışa dönüşeceğini söyleyerek, yönlendirdim. Artık bunun tadına vardılar ve eminim gelecek projelerde de hareket etmek isteyecekler. Bu tarz bir çalışma onları çok mutlu etti. Kimi kilo verdi, kimisi de spora gitmeye başladı. Ben de onlara 'İşte hayat bu ve sizin mesleğiniz çok özel bir meslek' diyorum.

"Sahnede gerçekleşen sihri görmeye tüm insanlığın ihtiyacı var"

Yurt dışında da senelerce hem balet hem de koreograf olarak çalışmış olan Seyrek, ülkemizde sanatın geldiği yeri şu sözlerle ifade etti:

"Dünyada sanatın yapılamayacağı hiçbir yer yok ve Türkiye'de, özellikle böyle bir coğrafyadaki müslüman bir ülkede, Atatürk'ün yaptığı inanılmaz devrimlerin sonucunda sanatın nasıl ilerlediğini görüyoruz. İnsanımızın sanata ne kadar aç olduğunu ve herkese sanatın ilaç gibi geldiği aşikâr. Sahnede gerçekleşen sihri görmeye tüm insanlığın ihtiyacı var. Sanat, bence yasaklanması mümkün olmayan bir olgu."

"YUNUS EMRE", 26-28 Şubat, 5-6 Mart'ta saat: 20.00'da ve 2 Mart saat: 16.00'da Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde izleyicilerle buluşacak.

Eserin Yaratıcı Kadrosu

Müzik:                                            A.Adnan SAYGUN

Metin:                                            Uğur SEYREK / Işık NOYAN

Koreografi ve Reji:                           Uğur SEYREK

Orkestra Şefi:                                 Serdar YALÇIN

Koro Şefi:                                       Aydın KARLIBEL

Dekor Tasarımı:                               Ferhat KARAKAYA

Kostüm Uyarlama / Işık Tasarımı:     Uğur SEYREK

Işık Uygulama:                               Taner AYDIN

Solistler

Soprano:                                       Özgecan GENÇER / Hale SONER

Mezzosoprano:                               Özay GÜNAY / Deniz LİKOS

Tenor:                                           Bülent KÜLEKÇİ / Hüseyin LİKOS

Bas:                                              Kenan DAĞAŞAN / Gökhan ÜRBEN

Solist Dansçılar

Kadın:                                           İlke KODAL / Deniz KILINÇ TUNÇELİ / Berfu ELMAS

Erkek:                                           Erhan GÜZEL / Batur BÜKLÜ / Deniz ÖZAYDIN

Gözyaşı:                                        Melike KOPER / Julia HARTMANN

Arayış:                                          Berfu ELMAS / Maia İTO

İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestra, Koro ve Dansçıları eserde yer alacak.

Haber: Özlem Arıkan Serbez