“Türkiye'nin 'Zayıf' Algısı ve 'Baskı Yapılınca Kriz Olur' Efsanesi de Çökmüş Olacaktır”

“Türkiye'nin 'Zayıf' Algısı ve 'Baskı Yapılınca Kriz Olur' Efsanesi de Çökmüş Olacaktır”

Yeni Şafak Gazetesi Köşe Yazarı Profesör Doktor Erdal Tanas Karagöl, CRI TÜRK FM'de Erkan Tan Vakti'ne Konuk Oldu.

Erkan Tan: Yıllarca Araplar bizi arkadan vurdu, dediler ve Arap Dünyası'yla aramızda olumsuz hatta nefret ilişkisine dayanan bir hal oluşmasını istediler. Böyle bir hal de oluştu belli oranda. Petrol, doğalgaz, zenginlikler batı dünyasına akıverdi. Hala bunu köpürtmek isteyenler, Araplarla aramızdaki o mesafeyi daha da derinleştirmek isteyenler var. Ne diyorsunuz, Sayın Cumhurbaşkanının bu gezisi ve Arap Dünyası'yla ilişkilerimiz hakkında?

Erdal Tanas Karagöl: Türkiye; bulunduğu coğrafyada, bölgemizdeki ülkelerle maalesef geçmişte çok iyi ilişkilere sahip olmadı. "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" dedik; ama bir slogan olarak kaldı bu. Dünyanın petrolünün, doğalgazının üçte ikisi kuzeyimizde, doğumuzda, güneyimizde; ama biz yıllarca maalesef değil bu petrolden, doğalgazdan yararlanmayı bu bölgede çıkan çatışmalardan ya da oluşturulan kargaşa ortamı dolayısıyla maalesef bu bölgenin maliyetini yüklenmek zorunda kaldık.  Bu coğrafyada gerçekten geçmiş yıllarca biz bir denklemin sahibi değildik, denklemi kuramıyorduk. Etrafımızdaki ülkelerle ilişki kuramıyorduk; çünkü aralarda birileri vardı. Doğru düzgün ticari bir ilişkimiz yoktu. İlk defa biz, bu bölgedeki ya da etrafımızdaki ülkelerle ilişkilerimizi geliştiriyoruz, ticaretimizi geliştiriyoruz. Diyoruz ki, Türkiye'nin coğrafi konumu var. Dünya'nın çoğu ülkesine, Avrupa ülkelerine Balkan ülkelerine birçok ülkeye daha yakın. Dolayısıyla sizden gaz alalım, petrol alalım, mal alalım bu ülkelere taşıyalım. Türkiye yıllarca kuramadığı bu ilişkiyi tesis etmeye çalıyor. Tesis ederken de biz de kazanacağız, bu kaynaklara sahip olan bu ülkeler de kazanacak. En önemlisi de bu bölgede, bu sorunlar dolayısıyla bizimle muhatap oldurulmayan ülkelerden gelen kaynaklar, paralar Londra'ya, Frankfurt'a, New York'a taşındı. Bu bölgelerden bu ülkelerden borç almak zorunda kaldık, yüksek faizler ödemek zorunda kaldık. Burada olması gereken ve faiz ödemememiz gereken parayı yıllarca maalesef borçlanmak zorunda kaldık. Bu bölgenin, bu ülkenin ya da İslam ülkelerinin aralarını yani. İlk defa diyoruz ki, gelin buraya yatırım yapanı paralarınızı burada değerlendirin, ticaretimizi geliştirelim, paranız varsa buralarda size imkân açıyoruz, finans merkezi kuruyoruz, getirin buralarda değerlendirin, dolayısıyla ilişiklerimiz ticaretimiz gelişsin ve herkes kazansın. Şu anda onu kurmaya çalışıyoruz. Yıllarca işin içinde olamadık; ama biz ilk defa belki 100 yıl sonra yeni bir ekonomi ve enerji denklemi kuruyoruz. Gelin siz bu denklemin esas ülkeleri olun ve aramızdaki ilişkiyi ticareti geliştirilecek alanları beraber konuşalım. Sorunlarımız varsa bunları beraber çözelim diyoruz. Şu an Avrupa Birliği'ndeki çatırdama, ABD'deki yeni yönetim dolayısıyla oradaki belirsizlik, kaotik ortam, bir şekilde aslında yeni oluşumların yeni birleşmelerin ya da bizim gibi ülkelerin kendilerine gelmelerine, durumu görmelerine ya da kendilerine yeni rota belirlemesine de inşallah yardımcı olacaktır. Onlar iyi oldukça maalesef biz kötü oluyoruz. Biraz da onlar kötü olsun, kendi problemleriyle uğraşsın, biz biraz nefes alalım, gelecekle ilgili bir şeyler yapalım.

Erkan Tan: Diyorlar ki bazı çevreler; Yağmalayacaklar, o yüzden bir tek fona devrettiler bu ekonomik varlıkları. Doğru mu bu?

Erdal Tanas Karagöl: Şimdi dünyada 40'dan fazla ülkede yaklaşık 80'e yakın varlık fonu var. Mesela; Çin'de, Singapur'da ticaret fazlası var. Dolayısıyla ellerinde bir kaynak oluşuyor ve bu kaynakları dünyanın birçok ülkesine yatırım yaparak kullanmak istiyorlar. Bazı ülkelerde ise mesela Katar'da Norveç'te diyelim petrol var doğalgaz var ve ortaya çıkan gelirleri bir şekilde kendi ülkelerine farklı ülkelere yatırım yaparak değerlendiriyorlar. Şimdi bizin ticaret fazlamız yok, petrolümüz de yok; ama şu an oluşturulan varlık fonunda kamunun varlıkları var. Bu firmaları bir araya getirerek belki tek çatı altında toplayarak, bu ortaya çıkan gelirleri bir şekilde diyelim ki altyapı yatırımlarına aktaracağız. Mesela ne yapacağız? Yıllarca yapamadığımız AR-Ge, Savunma, Eğitim, Teknoloji harcamalarına aktardığımızda Türkiye hem kalkınmasını yerine getirecek hem kendisi için gerekli olan finansı bir şekilde kendi firmalarıyla kendi kaynaklarıyla karşılamış olacak. Yani biz bir firma, köprü ya da havaalanı için dışarıda yüksek miktarlarda borç aramamız gerektiğinde dışarıya bu kadar ihtiyacımız olmayacaktır ve yüksek faiz ödemeyeceğiz. Dolayısıyla önümüzdeki dönemlerde, bu miktar artınca dışarıdakiler de diyecek ki, Evet, Türkiye'nin artık parası var. Türkiye'ye dışarıda belli dönemlerde baskı yapalım faiz artırsın, kur artsın, şu oluşsun şeklinde gerçekleşen şoklar da ortadan kalkmış olacak. Türkiye'nin 'Zayıf' algısı ve 'baskı yapılınca kriz olur' efsanesi de çökmüş olacaktır.

Erkan Tan: Belli çevreler diyor ki, Katarlılara tek tek satmak için yapıyorlar Varlık Fonu'nu?

Erdal Tanas Karagöl: G20 ülkeleri içerisinde varlık fonu olmayan tek ülke Türkiye'ydi. Neden Türkiye'de olmasın. Dünya'nın çeşitli ülkelerinde varlık fonu varsa ve yağma yoksa; neden Türkiye'de yağma olmak zorunda? Sonuçta kamunun kaynakları, firma aynı yerinde duracak, Firmanın üstünde ayrı bir atı örgütlenmesi oluyor buna varlık fonu deniyor. Firmanın kişisel hakları devam ediyor, tüm çalışanları ve yönetimi devam edecek. Özelleştirme değil yani bu kamu fonlarının bir araya toplanması ve ekonomik kalkınmanın sağlanması konusunda kullanılacak. Diğer taraftan da istikrar yani, belli dönemlerde diyorlar ki; Türkiye'de para yok, Türkiye'nin şu kadar ödemesi var. Dolayısıyla ne yapalım? Biraz faizleri yükseltelim Türkiye dışarıdan yüksek faizlerle borç alsın diyorlar. Şimdi bunu yapamayacaklar. Türkiye'nin kendi kaynağı olacak, gerektiğinde bu fonlarını belli ödemeler için kullanacak. Dışarıdan fazla borç almayacak. Yüksek miktarda faizle borçlanmayacak. Dolayısıyla faizi de bu kadar yüksek olmayacak. Hem istikrar hem kalkınma hem de tasarruf ortaya çıkacak. Bundan sonra yalnız Merkez Bankası'nın rezervleri olmayacak, artı olarak Türkiye Varlık Fonu'nun da kaynakları olmuş olacak, yani Türkiye ekonomisi için iki tane sigortamız olmuş olacak.