“Ticaret savaşları dünyanın geleceğini yok ediyor”

“Ticaret savaşları dünyanın geleceğini yok ediyor”

Artan sıcaklıklar, eriyen buzullar, sel felaketleri, ciğerlerimize dolan partiküller ya da gökyüzünü maviden griye çeviren hava kirliliği… Gezegenimiz alarm veriyor ve somut adımlar atılmadığı takdirde yarın çok geç olabilir.

İklim değişikliği, bugün New York'ta başlayan Birleşmiş Milletler (BM) 74. Genel Kurulu'nun en önemli gündem maddeleri arasında olmasına karşın dünya liderleri krize ortak çözüm üretmekten uzakta. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) konuyla ilgili zirveye katılmayı reddederken, ülkesini Paris İklim Anlaşması'ndan çeken Donald Trump, iklim değişikliğini "saçmalık" olarak niteliyor.

CRI Türk Türkiye'ye konuşan Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odası Birliği (TMMOB) Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Dr. Baran Bozoğlu "Amerika'nın pozisyonu 21. yüzyıla yakışmayan ve dünyanın geleceğini dert etmeyen bir tarzda. Amerika Birleşik Devletleri'nin son yönetiminin iklim politikası nedeniyle hava kirliliğinin artığına tanıklık ediyoruz. Washington'ın bakış açısı gerçeklerden kopuk." diye konuştu.

"ÇİN VE AVRUPA KATKI SAĞLAYABİLİR"

Washington'dan gelen olumsuz hamlelere rağmen Avrupa ve Çin ise BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in "İklim krizi" olarak tanımladığı soruna kapsamlı reformlarla yanıt veriyor. 2012'ye oranla temiz enerji oranını yüzde 7 artıran Beijing yönetimi yenilebilir enerji alanına yaptığı 127 milyar dolarlık yatırımla da sektörde liderliği kazanmış durumda. Çin aynı zamanda 13. Beş Yıllık Kalkınma Planı çerçevesinde ülkedeki toplam orman alanını yüzde 23'e çıkarmayı hedefliyor.

Beijing yönetiminin doğayı geri kazanmanın yanında aldığı önlemler de dikkat çekmekte. Dünyanın en büyük karbon emisyon pazarına sahip Çin'de temel amaç 2030 yılı itibariyle karbon salınımını en aza indirmek.

Avrupa'nın da benzer bir pazara sahip olduğunu ve BM Zirve'sinden ortak bir karbon fiyatlama kararı çıkabileceğini dile getiren Dr. Bozoğlu şu değerlendirmelerde bulundu:

"BM Zirvesi'nden önce karbon fiyatlarına dair toplantılar yapıldı. Karbon fiyatları dünya genelinde oldukça düşük. Kyoto protokolünde ortaya çıkarılan sistemin bir çözüm olması bekleniyordu ancak fiyatların düşük olması nedeniyle beklenen verim alınamadı. Bu nedenle yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olduğu ortada. Dünyanın tamamının ortaklaşa bir karar alması gerekli. Karbon fiyatlandırması temiz enerjide finansmanı yaratacak. Çin ile Avrupa'nın ortak bir müdahale ile karbon fiyatlarının yukarı çekmesi Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması'na katkı sağlayacaktır."

"TİCARET SAVAŞI DEĞİL SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA"

Çin ile Avrupa'nın küresel iklim mücadelesinin önünde iş birliği olanakları kadar meydan okumalar da bulunmakta. Amerika'nın Çin'e karşı ilan ettiği ticaret savaşı iklim mücadelesinin önündeki en büyük engellerden biri olarak tanımlanıyor. Zira Washington'dan gelen hamleler sonrası üretimi hızlandırmak ya da maliyeti düşürmek isteyen şirketler geleneksel yöntem olarak bilinen fosil yakıtlara geri dönebilirler.

BM Zirvesi öncesinde konuşan Ekoloji ve Çevre Bakanlığı İklim Değişikliği Ofisi Başkanı Li Gao "Çin'in sahip olduğu iradeyi küçümsemeyin ancak dışardan gelen ticaret savaşı gibi faktörler küresel ekonomideki belirsizlikleri artırıyor. Bunun sonucunda iklim değişikliği ile mücadele daha zor hale geliyor." dedi.

Benzer şekilde ticaret savaşlarının iklim ile ilişkisine değinen Dr. Bozoğlu şunları kaydetti:

"Ülkelerin büyüme odaklı yaklaşımları hiç kuşkusuz şirketlerin geleneksel enerji yöntemlerine başvurmasına yol açıyor. 1990'larda popüler olan ekonomik büyüme yerine artık sürdürülebilir kalkınma kavramının hegemonya kurmasını bekliyoruz. Bu ülkelerin kalkınırken aynı zamanda hava kirliliğine, iklim değişikliğine neden olmaması anlamına geliyor. Ticaret savaşları, ambargolar ve gümrükler ülkelerin zafiyetlere uğramasına neden oluyor. İklim politikalarından bağımsız tek başına ekonomik büyüme odaklı ticaret savaşları orta ve uzun vadede dünyanın geleceğini yok edeceğini söyleyebiliriz. Bundan vazgeçip sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre yaklaşımının hayata geçirilmesi gerekiyor."

"DEVRİME İHTİYACIMIZ VAR"

Çevre ve Orman Bakanlığı'nda uzmanlık görevinde de bulunmuş Bozoğlu, Türkiye'nin aralarında bulunduğu ülkelerin "enerji devrimine" ihtiyaç duyduğunu belirtti. Enerjide verimlilik konusunun hayati önemde olduğunu söyleyen Bozoğlu, konuşmasını şu ifadelerle noktaladı:

"Dünyanın enerji alanında bir enerji devrimine ihtiyacı var. Tüketimi azaltan ve yeni teknolojileri hayata geçiren bir harekete ihtiyaç haline geldi. Öncelikle bizim için en önemli enerji üretimi enerjinin verimidir. 'Verim bir üretim biçimi değildir.' diyebilirsiniz ancak verimlilik fosil yakıtlara bağımlılığı azaltacaktır. Gündüz vakti hala sokak lambalarının yandığını kamu kurumlarında enerji veriminin kâğıt üstünde kaldığını görüyoruz. İkinci aşamada Türkiye rüzgâr ve güneş gibi yenilebilir enerji kaynaklarına ihtiyacı var. Türkiye bu konuda atılım yapsa bile yönetmelikler ve bürokrasi bunu uygulamada ağır kalıyor. Bu eksikliklerin giderilmesi lazım."

Haber: Gökhun Göçmen