Ticaret Savaşı ve Ötesi...

Ticaret Savaşı ve Ötesi...

Anlaşılan beddua tuttu, gerçekten "ilginç zamanlarda yaşıyoruz". İçinde bulunduğumuz zamanı ilginç kılan en önemli unsurlardan biri, söz konusu ifadenin kullanıldığı coğrafya olan Çin. Her şey ters yüz olmuş durumda. 1980'lere kadar küresel kapitalist sisteme en kapalı coğrafyalardan biri olan Çin, komünist bir parti öncülüğünde küresel ticaret serbestisinin şampiyonluğunu yaparken; "hür" dünyanın lideri ABD, dünya üzerinde korumacılık rüzgarları estiriyor. Trump'ın korumacı politikaları sadece Çin için değil, ülkenin geleneksel müttefiki Avrupa için de tehdit oluşturuyor.

Göreve gelir gelmez, Çin'i dengeleyici bir oluşum olma özellikleri gösteren Trans Pasifik Ortaklığı'ndan (TPP) ayrılan Trump, 2018 Martında başlıca hedefi Çin olan bir tarife paketini uygulamaya soktu.  Çelik ve alüminyuma sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 10 ek gümrük vergisi getiren tarife önlemleri, son aylarda yalnızca Çin'i hedefleyen bir görünüme büründü. Çin'i, teknoloji hırsızlığı ve fikri mülkiyet haklarını ihlal etmekle suçlayan Trump yönetimi, yaz aylarında 50 milyar dolar değerindeki Çin ihraç ürününe ek gümrük vergisi koydu. Çin, ABD'nin bu hamlelerine karşılık vermekten geri durmadı ve ABD'nin tarım ürünleri ihracatını etkileyen aynı oran ve miktarlara karşılık gelen tarife artışlarına imza attı.

Çin'in misillemeleri karşısında el yükselten Trump, Çin'in 200 milyarlık dolarlık ihracatını hedefleyen yeni tarife dalgasını Eylül sonunda uygulamaya koydu. Üstelik iki ülke arasında bir anlaşmaya varılamazsa yüzde 10 ile başlayan tarife oranı, 1 Ocak 2019'dan itibaren yüzde 25'e yükselecek.

Trump'ın korumacılık politikasını başlangıçta geçici bir dış politika hamlesi olarak gören ÇKP rejimi, meselenin ciddiyetinin farkına varmış görünüyor. ABD'nin tarife politikası; ülkenin Uygur eyaletine olan yakın ilgisi, Trump'ın imzaladığı Tayvanlı diplomat ve ticaret temsilcilerinin ABD'ye seyahatlerini kolaylaştırıcı düzenleme ve Çin'in 2018 Pasifik Kıyısı tatbikatına çağrılmaması ile birleşince rahatsızlığın boyutu artıyor. Görünen o ki mesele sadece dış ticaret açığını azaltmak değil, Beyaz Saray koridorlarında "muhafazakar-realist" bir çevreleme stratejisinin etkisini arttırdığını düşünmek için nedenler var.

Çin resmi ve akademik çevrelerinde ABD'nin kendisine yönelik olası bir meydan okumaya karşı yığınak yaptığı, Çin'in bir süper güç olarak ortaya çıkışını baltalamaya çalıştığı görüşü seslendiriliyor. ABD hükümetinin, Çin'in "Made in China 2025" girişimi ile ete kemiğe bürünen sınai iyileştirme hedeflerinden kaygı duyduğu görülüyor. Çin'in küresel üretim zincirinin en yüksek bölümlerinde varlık göstermesi, ekonominin niceliğe dayalı üretim modelinin ötesine geçerek, yenilik ve çevre odaklı bir doğrultuda yeniden yapılandırılma olasılığı Beyaz Saray'ı tedirgin ediyor.

Ticaret savaşlarının başka etkileri de var. İkinci Dünya Savası sonrasında kurulan uluslararası politik-ekonomik düzenin en önemli kurumlarından olan Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) varlığı tartışılır hale gelmekte. Ticaret savaşı tartışmaları sönümlense bile, DTÖ'nün mevcut yapısını koruması mümkün olmayabilir. Hükümetler kendilerine alan açıp uluslararası ticarette GATT günlerine geri dönmeye çalışabilir.

ABD'nin dünya ticaretini baltalayan girişimlerine karşın, iktisadi işbirliği ve bütünleşmeyi geliştirmeye yönelik girişimler de hız kesmiş değil. TPP, CPTPP adıyla yoluna ABD'siz devam ediyor. 11 Asya-Pasifik ülkesi küresel gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 13,5'ini oluşturmakta. Trump'un izlediği politikalar sonucunda, bugüne değin dış ticaret ve dolaysız sermaye yatırımları alanında potansiyelin oldukça altında ilişkiler kuran Çin ile AB birbirine yaklaşmaya başlamış görünüyor. Büyük tüketici pazarını bir koz olarak kullanan ABD'nin, kısa vadeli tavizler elde etme ihtimali bulunmakla birlikte, kendi dışındaki bölgeler arasında işbirliklerini teşvik ettiği göz ardı edilmemeli. Doğu Asya'nın küresel ekonominin çekim merkezi olma özelliği güç kazanıyor. Serbest ticaret ve karşılıklı çıkar üzerine bir siyaset kuran, ülkesinin küresel ekonomideki yükselişinin daha fazla entegrasyondan geçtiğine inanan Xi yönetiminin eli güçleniyor.

ÇKP liderliği, serbest ticaret ve iktisadi bütünleşmenin geliştirilmesi yolunda söylemlerini eyleme yeterince geçirmemekle zaman zaman eleştirilmektedir. İthalatı arttırma konusunda ağırdan aldığı, dolaysız sermaye yatırımları alanında kendisine tanınan kolaylıkları, diğer ülke yatırımcılarına sağlamadığı ileri sürülmektedir. Yazı kaleme alınırken başlayan, 130'dan fazla ülkenin 3000'den fazla şirket ile katıldığı Çin Uluslararası İthalat Fuarı, Xi yönetiminin bu rahatsızlıkları ortadan kaldırmaya yönelik bir adımı olarak okunabilir. Xi'nin, ülkesinin daha çok ithalat yapacağı, fikri mülkiyet haklarına yönelik etkili önlemler alacağı yolundaki söylemleri, komşuyu fakirleştirme politikasının karşısına küreselleşmenin derinleştirilmesi siyasetini koymakta. Fuara başta ABD firmaları olmak üzere dünyanın önde gelen şirketleri etkin katılım sağlıyor. Küresel düzlemde faaliyet yürüten bu şirketler, Çin piyasasının sunduğu olanaklardan yararlanmak için yalnızca dış ticaret ile bağlı değiller. Trump ve çevresinin politikaları hiç de öngörmedikleri sonuçlar verebilir. Dış ticaretin önüne konan engeller karşısında, küresel şirketler çözümü üretim tesislerini Çin'e taşımada bulabilir.

Sonuç itibariyle başlangıçta sağ popülist liderlerin sık başvurduğu dış politika manevralarından biri olarak değerlendirilen, birkaç ay içinde sönümleneceği öngörülen ticaret savaşları giderek tehlikeli bir hal almışa benziyor. Tarafların anlaşmaya varmak istedikleri yolundaki açıklamalara karşın, Kasım ayı sonundaki G20 zirvesi öncesinde endişeli bir bekleyiş egemen. ABD için hegemonik pozisyonundaki aşınmayı durdurma kaygısı, iktisadi kayıpların kolaylıkla göz ardı edilebileceği bir noktaya erişmiş olabilir. Böylesi bir önleyici siyasetin, ABD'nin hegemonya krizine çare olup olmayacağı tartışması bir yana, kapitalist uygarlığı ortadan kaldırıcı bir etki yaratma olasılığı göz ardı edilmemeli.

*Dr. Kerem Gökten / Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi


Kaynaklar

 Fifield A. (2018) "China thinks the trade war isn't really about trade", The Washington Post, September 24.

Gardels N. ( 2018) "The U.S.-China trade war may kill the WTO. And that is a good thing", The Washington Post, 24 August.

Goodman M. P. (2018) "From TPP to CPTPP", CSIS,  March 8.

Guangli X. (2018) "President Xi to attend opening ceremony of China's 1st import expo", Xinhua, 29 October.

Kennedy S. (2015) "Made in China 2025", CSIS,  June 1.

 Tankersley J.; Bradsher K. (2018) "Trump Hits China With Tariffs on $200 Billion in Goods, Escalating Trade War", The New York Times, September 17.

Wong Y.H. (2018) "How The U.S.-China Trade War Will Transform The Global Economy",  Forbes, 13 July.

Wong Y.H. (2018) "The U.S.-China Trade War And Global Economic Dominance", Forbes, 11 September.