Shanghai İşbirliği Örgütü Qingdao Toplantısı'nın Küresel Etkileri

Shanghai İşbirliği Örgütü Qingdao Toplantısı'nın Küresel Etkileri

Shanghai İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) 18. Liderler Konseyi Toplantısı, dönem başkanı Çin'in ev sahipliğinde ülkenin doğusundaki Shandong Eyaleti'nin, Qingdao kentinde 9-10 Haziran tarihlerinde düzenlendi. ŞİÖ, Sovyetler Birliği sonrası dönemde Amerika Birleşik Devletleri'nin tek egemen güç olarak kaldığı ortamda NATO'ya alternatif bir dış politika ve güvenlik örgütü olarak ortaya çıktı. 26 Nisan 1996 tarihinde Çin'in Shanghai şehrinde Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından imzalanan anlaşma ile Shanghai Beşlisi doğmuş, 15 Haziran 2001'de Özbekistan'ın katılımıyla ŞİÖ ortaya çıkmıştı. ŞİÖ başlangıçta üye ülkeler arasındaki sınır güvenliği sorunlarına odaklanırken zamanla çok taraflı bir yapıya doğru evirilerek ve bölgesel güç olmanın ötesine geçmiş ve küresel anlamda etkili bir örgütlenmeye dönüşmüştür. Örgütün asıl üyeleri dışında diyalog ve gözlemci üyeleri de bulunmaktadır. Afganistan, İran, Belarus ve Moğolistan gözlemci, Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Kamboçya, Nepal ve Sri Lanka diyalog üyesi ülkelerdir.  Geçen yıl düzenlenen Astana zirvesinde Hindistan ve Pakistan örgüte tam üye olmuştu. Bu yılki toplantı Hindistan ve Pakistan'ın örgüte katılmasından sonra gerçekleşen ilk zirve olma özelliğine sahip bulunuyor. Bugün gelinen noktada ŞİÖ üyesi ülkeler, küresel ekonominin yüzde 20'sini ve dünya nüfusunun yüzde 40'ını oluşturuyor.

ŞİÖ zirvesinin, dünyanın en büyük ekonomisine sahip gelişmiş yedi ülkeden oluşan G7 grubunun Kanada'nın Charlevoix bölgesinde gerçekleştirdikleri zirve ile aynı zamana denk gelmesi Atlantik ile Pasifik ekonomik bloklarının değişim dinamiklerini karşılaştırmalı olarak inceleme olanağı yarattı. ABD başkanı Trump'ın "Önce Amerika" söylemi bağlamında uygulamaya koyduğu korumacı önlemlerin gelişmiş Batı ülkeleri içinde büyük gerilimler doğurduğu bir ortamda gerçekleşen G7 zirvesi tarafların küresel sorunların çözümü için mutabık kaldığı bir zirve olmaktan çok ABD ile diğer G7 ülkeleri arasındaki gerilimlerin ayyuka çıktığı bir zirve olarak hatırlanacak. Zirve sonrasında yaptığı açıklamada Almanya Başbakanı Merkel, zirvenin Avrupa ile ABD arasındaki transatlantik ortaklığı sona erdirmediğini, ancak, Avrupa'nın artık müttefikine güvenemeyeceğini ve kaderini kendi ellerine alması gerektiğini söyledi. Merkel ayrıca Kanada gibi, Avrupa Birliği'nin de, Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uygun olarak, çelik ve alüminyum ithalatına yönelik ABD gümrük tarifelerine karşı önlemler hazırlayacağını vurguladı. Korumacılık tartışmalarının damga vurduğu G7 zirvesindeki diğer önemli bir tartışma konusu Rusya'nın üyeliği oldu. G7 ülkeleri Rusya'nın katılımı ile G8 olarak bir süre yoluna devam etiler. Ancak Rusya, 2014 yılında Kırım'ı ilhak etmesinin ardından G8 grubundan çıkarıldı. Trump'ın "zirvede Rusya da yer almalıydı" önerisi grup üyeleri içinde tartışma yarattı. İtalya bu öneriyi desteklerken Almanya'nın da bulunduğu diğer G7 ülkeleri Trump'ın önerisini reddederek, Rusya'nın yeniden gruba alınmasına karşı çıktı. Trump'ın Rusya yeniden Batı bloğuna yaklaştırma hamlesinin arkasında Rusya ile Çin arasındaki giderek güçlenen işbirliğinin yarattığı rahatsızlığın olduğunu gözlemek mümkün.

Dünyanın Euro-Atlantik ekseninde bu gelişmeler yaşanırken, Asya-Pasifik ekseninde ise ŞİÖ zirvesi, tarafların çok taraflı ticari sistemi güçlendireceklerini ilan ettikleri bir platform olarak tarihe geçti. Zirvenin açılışında konuşan Çin Devlet Başkanı Xi, Shanghai İşbirliği Örgütü'nün küresel yönetişimdeki rolünü vurguladı, jeopolitik kısıtlamalar ve korumacılığın dışlandığı çok kutuplu bir dünyada kazan-kazan işbirliğinin küresel barışın sağlanmasındaki önemini belirtti. ŞİÖ'nün ekonomik bileşeninin son yıllarda daha da arttığını vurgulayan Xi, kalkınma stratejilerinin tamamlayıcılığını arttırmayı önererek işbirliği yoluyla paylaşılan büyümeyi başarmak için de Kuşak ve Yol İnisiyatifi'nin önemine değindi. Xi, konuşmasında Çin'in ŞİÖ Interbank Konsorsiyumu çerçevesinde 30 milyar yuan (4,7 milyar ABD doları) değerinde bir borçlanma kolaylığı yaratacağını da söyledi.

ABD'nin Çin ve AB ile ticaret savaşına gireceği endişesinin küresel resesyon riskini artırdığı bir ortamda ŞİÖ zirvesinde ülkeler arasındaki kazan-kazan işbirliğine yapılan vurgu önemli gözüküyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından açıklanan Dünya Yatırım Raporu 2018'e göre, 2017 yılında dünyada doğrudan yatırımlar yüzde 23 azalarak 1 trilyon 429 milyar dolara indi. Gelişmiş ekonomilere doğrudan yabancı yatırımlar ise yüzde 37,1 azalarak 712,4 milyar dolar oldu. Raporda yatırımların merkezinde ABD'nin yer alabileceği bir ticaret savaşı riski nedeniyle azaldığı görüşü üzerinde duruluyor. Bu nedenle Zirve'de vurgulanan "Shanghai Ruhu" son derece önemli. Tam da bu noktada "Shanghai Ruhu"  ile yirmi birinci yüzyılın en önemli kalkınma projesi olan Çin'in "Kuşak ve Yol" İnisiyatifi'nin ana felsefesi birbirini tamamlıyor. 2018'in Mart ayı itibariyle, SİÖ üye ülkelere yapılan enerji, endüstri madencilik alanlarındaki Çin yatırımlar, yaklaşık 84 milyar dolar seviyesine çıktı. Çin'in diğer SİÖ üyesi ülkelerdeki otoyol, elektrik santrali ve boru hattı projelerinden oluşan müteahhitlik hizmetlerinin toplam taahhüt değeri 156.9 milyar dolara ulaştı.  Tamamlanan Çin-Kırgızistan-Özbekistan otoyolu, Çin-Orta Asya doğal gaz boru hattı, devam eden Çin-Kazakistan ve Çin-Rusya ham petrol boru hatlarının inşaatı önemli alt yapı projeleri olarak öne çıkıyor. Görüldüğü gibi, Çin'in içinde yer aldığı BRICS, ŞİÖ gibi ekonomik ve politik bloklar küresel ekonominin büyüme lokomotifi olma rolünü oynamaya devam ediyor.

İki gün süren Shanghai İşbirliği Örgütü zirvesinde, taraflar güvenlik, serbest ticaretin kolaylaştırılması gibi konularda görüşmeler yaparak küresel sorunlar karşısında karşı işbirliği olanağı yaratan "SİÖ Qingdao Zirvesi Deklarasyonu" ile "SİÖ'ye Üye Ülkelerin Liderlerinin Ticaretin Kolaylaştırılmasına İlişkin Ortak Açıklaması" gibi belgeler imzaladılar. Çin'in dönem başkanı olduğu Qingdao zirvesinde Xi'nin küresel yönetişimi ve insanlık için ortak bir geleceği geliştirmeye yönelik önerileri, dünyanın farklı bölgelerindeki insanların ortak isteklerini yansıtıyor ve dünyanın iklim değişiminden uluslararası göçe, yoksulluğa kadar birçok sorunu nasıl çözebileceğinin gösteriyor.

*Doç. Dr. Cem Okan Tuncel