Prof. Dr. Gökhan Çapoğlu, ticaret müzakerelerini yorumladı

Prof. Dr. Gökhan Çapoğlu, ticaret müzakerelerini yorumladı

Çin Halk Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki ticaret müzakerelerinin 13. turu bugün Washington'da başladı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre temaslarda; zorunlu teknoloji transferi, fikri mülkiyet hakları ve tarım konuları gündeme gelecek. Ülke içinde devam eden azil tartışmalarının gölgesinde masaya oturacak Trump yönetimi, 2020 seçimlerini etkileyecek bir zafer istiyor. Masanın karşısında oturacak Beijing ise muhtemel anlaşmanın eşitlik üzerine kurulması konusunda ısrarcı.

İki gün boyunca sürecek müzakerelerden çıkacak sonuç henüz belirsizliğini korurken uzmanlar ticaret savaşının kökenlerine dikkat çekiyor. Anadolu Stratejik Araştırmalar Vakfı Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çapoğlu, CRI Türk Türkiye'ye yaptığı açıklamada Soğuk Savaş sonrasında hem sistemin hem de iki ülkenin yaşadığı dönüşümün ticaret savaşına neden olduğunu belirtti.

BÜYÜMENİN TEMELİ PLANLI EKONOMİ

Çin'in reform ve dışa açılma sürecinin başladığı 1970 yılından 2018'e kadar yüzde 9'ları aşan bir büyüme kaydettiğini anımsatan Çapoğlu, ekonomik dönüşümün altıdan yatan nedenleri şöyle sıraladı:

"Çin 40 sene içerisinde çok akıllıca hareket ettiler. Bu büyümenin temelinde planlama ve sistemin dinamiğini anlamak var. Çin dışa açıldığı andan itibaren hem ucuz iş gücü hem de 1.3 milyarlık nüfusu ile devasa bir Pazar sunuyordu. Buna karşın Çin, bunu karşılıksız olarak yapmadı. Bir yandan ülkeye giriş yapan şirketlerden teknoloji öğrenirken diğer yandan özelleştirme pratiklerinden farklı olarak devlete ait firmaları rekabetçi hale getirdi. İlerleyen süreçlerde bu iş gücü ve pazar genişliği teknoloji birikimi yarattı."

ÇİN AMERİKA GİBİ SÖMÜRGELEŞTİRMEDİ

Çin'in gelişmesindeki bir diğer etkenin yurtiçi tasarruf olduğunu belirten Çapoğlu "Asya ülkelerinde kalkınmanın temel gücü iç tasarruflardır. Japonya ve Güney Kore'de yüzde 35 civarındayken bu oran Çin'de yüzde 45'e çıktı. Zira Çin'in Amerika gibi siyahları köleleştirme ya da başka ülkeleri sömürme gelenekleri yoktu. Hane halkı üzerinden elde edilen tasarruf bir süre sonra eğitimle birleşti." dedi

Çapoğlu, Çin'in küreselleşmeden en fazla avantaj sağlayan ülke olduğunu aktardıktan sonra ABD'nin "zorunlu teknoloji transferi" suçlamasının serbest pazarın mantığına uygun olmadığını belirtti. Amerikalı firmaların pazara şartları kabul ederek girdiğini belirten Çapoğlu "Mantıktan kastım budur. Örneğin; Amerikan firması girmese o devasa pazara Alman firması girecek ve şartları kabul edecekti." diye konuştu.

AMERİKAN RÜYASI ARTIK YAŞANAMIYOR

Çin'in 40 yılda yaşadığı dönüşümün aksine Amerikan ekonomisindeki aşınmaya dikkat çeken Çapoğlu, sanayi şirketlerinin üretim maliyetlerinin düşük olduğu ülkelere kaydığını hizmet sektöründeki ücretlerin ise halkın taleplerini karşılamamaya başladığını vurguladı. Prof. Dr. Çapoğlu, bu bağlamda şu verileri paylaştı:

"Yapılan araştırmaya göre 1979 ve 2018 arasında çalışanların reel ücretindeki artış yüzde 12 iken bu oran yöneticiler için yüzde 940 oldu. Trump'ın iktidara gelişi de bu tablo içinde gerçekleşti. Benzer şekilde kendimden örnek verecek olursam; ben 1979'da Denver Üniversitesine başladığım zaman yıllık kayıt parası 4.500 dolar iken saatlik asgari ücret tutarı 2.5 dolardı. Şimdi ise üniversitenin fiyatı 52.500 dolara çıkarken saatlik asgari ücret ise sadece 3 kat artarak 7.5 dolara çıktı. Amerikan rüyasının bu anlamda erimekte olduğunu görüyoruz."

"ÇİN KENDİNDEN DAHA EMİN"

Amerika ve Çin ekonomisini karşılaştırmanın ticaret savaşının ipuçlarını verdiğini belirten Çapoğlu, "Çin kendinden daha emin. Çin kritik bir aşamayı geçti. Amerika'ya eskisi kadar bağlı değil. Buna karşın sorunları müzakere ile çözmek istiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Haber: Gökhun Göçmen