“Orta Doğu'nun geleceğini öngörmek çok kolay değil”

“Orta Doğu'nun geleceğini öngörmek çok kolay değil”

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, CRI Türk Türkiye'de Tuğçe Akkaş'ın hazırlayıp sunduğu Manşet programına konuk oldu.

Suriye'nin kuzeyinde Fırat'ın doğusuna gerçekleştirilecek olan operasyonu değerlendiren Güçlüer, Türkiye'nin Suriye'de yürüttüğü insani ve barışçıl politikalar sayesinde, sahadaki gücün Türkiye'den yana olduğunu söyledi.

Güçlüer'in açıklamalarından satır başları:

-Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD), PKK ve PYD ile Türkiye arasındaki tercihte ibresi Türkiye'ye dönmüş durumda.

-Beyaz Saray tavrını Türkiye'den yana koymuştur. Gelinen noktada artık Türkiye ile uzlaşma yönünde bir sürecin operasyonel olarak sahaya yansıması aşamasındayız.

-Bu bölgedeki PKK/ PYD varlığı etkisiz hale getirilerek İdlib'den Kandil'e kadar olan alanda 30-40km derinliğinde bir güvenlik bölgesi oluşturulması sağlanacak.

-Operasyon, Orta Doğu'nun geleceğindeki belirsizliklere, risklere ve istikrarsızlıklara karşı Türkiye'nin orta ve uzun vadeli güvenlik stratejileri ile güvenliğini sağlayacak çok önemli bir adım olacaktır. Orta Doğu'nun geleceğini öngörmek çok kolay değil ama en azından kendi ülkemizin güvenliğinin sağlanmasında çok önemli bir stratejidir.

-Bu bölgeye başta Türkiye olmak üzere dünyanın dört bir tarafındaki Suriyelilerin yerleştirilmesi ve sadece burada değil, Irak'ın kuzeyinde de benzer süreçlerin işletilmesi adım adım ama kararlılıkla devam ediyor.

-Burada PKK / PYD ile diğer terör örgütlerinin çok büyük bir alan ve güç kaybına uğradığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

-Türkiye'nin güvenliğinin garanti altına alınması açısından bu operasyon çok önemli bir halka fakat etkileri hem Orta Doğu hem de Suriye için önemli sonuçlar üretebilecek bir adım. Özellikle yeni Suriye devletini oluşturmada hangi aktörlerin etkin olduğu ve hangi aktörlerin de etkisiz hale geldiğini gösteren çok önemli bir çizgi.

-Suriye'de böyle bir model tutacaksa bu parçalanma ya da siyasal sınırlarında değişiklik olma riski olan diğer Orta Doğu ülkeleri için de önemli bir model olacaktır.

-ABD, içindeki iç mücadelenin sahaya yansıması çoğunlukla Türkiye'nin aleyhine oldu. Bu da Beyaz Saray ile Pentagon arasındaki mücadeleden kaynaklanıyor.

-Türkiye'nin yürüttüğü diplomatik çabaların Beyaz Saray nezdinde bir karşılığı oluyordu fakat bunun Pentagon üzerinden sahaya yansıması hiç de Türkiye'nin beklediği ya da Türkiye'nin güvenlik kaygılarını giderici bir mahiyette olmadı. Neden? Çünkü burada özellikle Beyaz Saray'ın Türkiye ile olan ilişkilerinde politikasının çıkar eksenli olduğunu görüyoruz yani kâr - zarar ilişkisi.

-Türkiye'nin mutlaka ABD tarafında tutulması ya da en azından konsolide edilmesi. Bu, ABD'nin bölgesel ve küresel planlarına uygun bir durum.

-Siyasi karar verici olan Beyaz Saray, Pentagon üzerinde bir süre hatırlarsak savunma bakanının, Bolton'ın görevden alınması gibi çok önemli görevden almalar ve Pentagon'u dizayn edecek yani Beyaz Saray'ın Pentagon üzerinde dominantlığını sağlayacak önemli süreçler yaşandı. Bu süreçlerin sahaya yansıması da daha çok Pentagon sahada olduğu için oyalama, Türkiye'yi geciktirme ve zaman kaybettirme biçiminde oldu ama nihayetinde Türkiye'nin yoğun diplomatik çabaları ve saha gücü özellikle saha sosyolojisi ile birleşince bugünkü Türkiye'nin dış politikasında çok çok önemli bir başarıyı Türkiye'ye getirmiş oldu.