Metiner, Cumhurbaşkanlığı Sistemini CRI TÜRK 'e Anlattı

Metiner, Cumhurbaşkanlığı Sistemini CRI TÜRK 'e Anlattı

AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner CRI TÜRK Özel'de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve referandum sürecine ilişkin açıklamalar yaptı.

 "PARLAMENTER SİSTEM SİSTEM DEĞİL"

"Şimdiki sistem sistem değil. Parlamento var ancak sistem yok. 1982 anayasası Kenan Evren'e göre tanzim edildi. Bu anayasayla güçlü bir merkez, istendiğinde siyasal sistemi tıkayan bir merkez yapısı var. Diyelim Başbakan kabineyi onaylatmak için Cumhurbaşkanı'na götürüyor. Cumhurbaşkanı kabinede istemediği isimler varsa onaylamam hakkını kullanabilir ve bu hükümet krizine neden olur.  Parlamenter sistemde isterse siyasal sistemi tıkayabilen, meclisi seçime götürebilen geniş yetkilere sahip bir Cumhurbaşkanı ve bir de Başbakan var. Yürütmenin başındaki bu iki isim karşı karşıya geldiğinde siyasal sistem tıkanıyor. Aynı partinin mensupları olsalar bile tıkanmalar yaşanıyor. Geçmişte Süleyman Demirel ile Tansu Çiller arasında, Mesut Yılmaz ile Turgut Özal arasında yetki krizleri yaşandı. Bu sistem her an krizi tetikleyebilecek bir yapıya sahip. Burada iş iyi niyete bırakılamaz. Bizim yapmaya çalıştığımız yönetimdeki iki başlılığı ortadan kaldırmak. Yürütmenin başı Cumhurbaşkanı olsun ve doğrudan halk seçsin. Seçilen Cumhurbaşkanı kendi kabinesini oluştursun. Güçlü bir meclis olsun.

1982 anayasasında Cumhurbaşkanı'nın parlamentonun içinden seçilmesi öngörülüyor. Halbuki Türkiye, Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçildiği bir sürece girdi. 2007'deki anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçildiği bir sisteme evet dedi ancak sistemin yasal altlığı yok. Biz bu fiili durumu anayasal zemine oturtmak için adım attık".

"PARLAMENTER SİSTEM KUVVETLER AYRILIĞINI DIŞLAYAN BİR SİSTEM"

"Mevcut sistemde yasama ve yürütme iç içe.  Meclis yürütmeyi denetleyemiyor, yürütme meclisi denetliyor. Yeni sistemde yürütmeyi tekleştiriyoruz. Başbakanlığı çıkartıyoruz. Başbakan'a ait tüm yetkileri yürütmenin başı olması nedeniyle Cumhurbaşkanı'na veriyoruz".

"CUMHURBAŞKANI PARTİLİ OLABİLİR"

Dünyada partili Başbakan örnekleri var.  Çoğu ülkede partili başbakanlar vatandaşlarına tarafsız davranıyor da Türkiye'de mi tarafsızlık ilkesi çiğnenecek. Buna karşı çıkanlar mevcut anayasanın Cumhurbaşkanı'nın görev ve yetkilerini tanımlayan yemin metnine baksınlar. Muhalefetin bu yöndeki eleştirileri yersiz".

"YENİ SİSTEMDE CUMHURBAŞKANI MECLİSİN DENETİMİNE AÇILIYOR"

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde meclis araştırması, meclis soruşturması ve Yüce Divan'ın yolu açılıyor.  Parlamenter Sistemde Cumhurbaşkanı yetkisiz yetkili ancak sorumsuz. Yeni sistemde ise Cumhurbaşkanı'na yetkilerinin dışında siyasi ve cezai sorumluluk getiriyoruz. Mevcut anayasada Cumhurbaşkanı sadece vatana ihanet suçundan dolayı yüce divana gönderiliyor. Getirilecek olan sistemde ise meclise Cumhurbaşkanı'nın tüm iş ve işlemlerinde yüce divana gönderme yetkisi veriliyor. Burada nasıl olurda denetimsizlikten bahsedilir. Yeni sistemde siyasi sorumluluğun yanında cezai sorumluluk getiriliyor. Diyelim ki Cumhurbaşkanı'nın görev süresi doldu, başka bir Cumhurbaşkanı ve meclis göreve geldi. Bir önceki Cumhurbaşkanı'nın görevdeyken yaptığı tüm iş ve işlemler yeni meclis tarafından soruşturulup, yargıya intikal ettirilecek.  Tek adamlık, diktatörlük bunun neresinde".

"YENİ SİSTEMDE MECLİS GÜÇLENECEK"

"Şimdiki sistemde meclisin bir kıymeti yok. İktidar partisinin çoğunluğu olduğu için muhalefet partisi hangi kanun teklifini getirirse getirsin geçiremiyor. Komisyonda bizim çoğunluğumuz var çünkü. Parlamenter sistemde muhalefet milletvekillerinin bir bir vasfı yok. Yeni sistemde ise tüm milletvekilleri çok daha güçlü bir yasama faaliyeti yürütecek. Yeni sistemde Meclise denetleme görevi veriliyor. Meclis, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında meclis araştırması açabilecek, Cumhurbaşkanı'nın icraatlarını beğenmiyorsa ülkeyi yeniden seçime götürme kararı verebilecek.  Bu hak sadece Cumhurbaşkanına verilmişken yeni sistemde artık mecliste buna karar verecek.

Yeni sistemde Cumhurbaşkanı'na yürütmeyle ilgili kararname çıkarma yetkisi verilmesini eleştiren muhalefet haksız çünkü bu yetkiler kanunlara uygun olacak. Meclis eğer Cumhurbaşkanı'nın kanunlara uygun olmayan kararname çıkardığına karar verirse yeni kanun çıkarılabilir dolayısıyla o kararname otomatik olarak iptal olur. Cumhurbaşkanı'nın hukuki sınırları yine meclis tarafından çiziliyor. Yeni sistemde İlk ve son söz meclisin olacak.

Mecliste Cumhurbaşkanı'nın parti çoğunluğu olursa meclis tarafsız olamaz eleştirisi halka, milli iradeye saygısızlıktır. Mecliste Cumhurbaşkanı'nın parti çoğunluğunun olacağı kesin mi değil. Mecliste farklı partiler olabilir.  Cumhurbaşkanı için ayrı meclis seçimlerinde ayrı partilere oy verilebilir. Bu yüzden meclis tarafsızlığını kaybedecek düşüncesi yanlış.

Gensoru olmaması eleştiriliyor. Meclisin içinden hükümet çıkmadığı için gensoru yok. Yeni sistemde kuvvetler ayrılığı netleşiyor. Yürütmeyi yasamanın içinden çıkartıyoruz. Dolayısıyla gensoru olmayacak. Bakanlar milletvekili değiller. Bakan olduklarında milletvekilliği düşecek. Yasama ile yürütmeyi birbirinden ayırıyoruz".

"CHP TEKLİFE EVET DİYENLERİ HAİN İLAN EDEREK KUTUPLAŞMANIN FİTİLİNİ ATEŞLEDİ"

"Toplumu germemek için Başbakanımız CHP lideri Kılıçdaroğlu'na teklif götürdü.  Sistem sorununa ilişkin bir teklif hazırlayın bizde kendi teklifimizi hazırlayalım iki teklifi birden halka sunalım.  Ancak Kılıçdaroğlu kabul etmedi.  Rejim değişikliği ve iç savaş çıkar kaygılarıyla teklifi reddetti.  CHP halkın iradesine güvenseydi teklifi kabul ederdi.  Ayrıca CHP teklife evet diyenleri hain ilan ederek kutuplaşmanın fitilini ateşledi.

CHP'nin AYM'ye gitmemesi beklediğimiz bir adımdı.  Şimdi soruyoruz CHP 'ye teklif anayasaya aykırıysa neden AYM'ye gitmediniz.  Aykırı değilse neden aykırılık iddiasında bulundunuz. Aykırı olmadığı halde aykırılık iddiasında bulunuyorsan bu bir siyasi aldatmacadır. Aykırı olduğunu söyleyip AYM'ye gitmiyorsan vatandaşlık görevini yapmıyorsun demektir.

"EVET OYLARI YÜZDE 60'IN ALTINA DÜŞMEYECEK"

"Evet demekte hayır demekte demokratik bir tercihtir. Kimse bu demokratik tercihlere suçlayıcı bir nazarla bakamaz AK Parti olarak bunu kabul etmeyiz. Hayır diyenlerin terör örgütleriyle yan yana anılması yanlış. Biz AK Parti olarak terör örgütlerinin "hayır" diyerek Türkiye'nin iyiliğini istemediğine vurgu yapmaya çalıştık. Hangi terör örgütü Türkiye'nin iyiliğini ister. Eğer teklif Türkiye'nin aleyhine olsa önce terör örgütleri evet derdi.  "Hayır'da hayır yok "Evet'de hayır var.  FETÖ'nün hayır dediği bir şeye benimde hayır demem bir onursuzluktur.

HDP içindeki muhafazakâr seçmen evet diyecek. Ayrıca sırf HDP'ye oy verdi diye vatandaşımızın düşman ilan edilmesini de AK Parti olarak kabul etmiyoruz.

Tüm bu tabloya bakıldığında referandumda yüzde 60 civarında bir "evet" oyu çıkacağını düşünüyorum".