Merdan Yanardağ Kitabını CRI TÜRK'e Anlattı

Merdan Yanardağ Kitabını CRI TÜRK'e Anlattı

Gazeteci-yazar Merdan Yanardağ CRI Türk Özel'de katıldığı Kırmızı Kedi'de son kitabı "Bir ABD Projesi Olarak Akp'yi" Irmak Hekimoğlu'na anlattı. Gündeme ilişkin açıklamalarda da bulunan Yanardağ, "AKP'nin, Tayyip Erdoğan'ın Türkiye için bir gelecek vadetmediğini düşünüyorum" dedi.

Kitapta AK Parti'nin emperyalizmle uyum içinde hareket ederek iktidar olunabileceğini düşünen siyasal İslamcıların partisi olduğunu belirtiyorsunuz. İslamcılar kendi aralarında nasıl bir ayrışma yaşıyorlar?

Bu ayrışmayı uzunca bir süredir yaşadılar aslında. AKP'nin kuruluş öyküsü aslında 2000'ler Türkiye'sinin bir öyküsüdür. Ben bu öyküyü anlattım. Kendilerini yerli ve milli bir parti olarak tanımlamaya çalışıyorlar ama Türkiye'deki tek gayrı millî parti belki de AKP'dir. Çünkü, AKP'nin kuruluşunda doğrudan ABD ve İsrail'in payı var. CIA ve MOSSAD'ın bir organizasyonu olarak gelişen bir parti. Bu söylediğim şey fantastik bir komplo teorisi değildir. Somut olgulara dayanıyor. Kitabımda da bu somut olguları, belgeleri ve tanıklıkları ortaya koydum. Sözünü ettiğiniz ayrışma ise şudur; AKP'yi kuran kadrolar, emperyalizmle ve ABD ile çatışarak değil onlarla iş birliği yaparak iktidar olunabileceğini düşünen ve bunu hayata geçiren bir kadro.

Bizim bu kitabın ilk baskısı 2007'deydi. Şu an elinizde olan kitabın yedinci basımı. Bu süre içinde benim kitapta ortaya attığım bütün tezleri yaşam doğruladı. Birçok tanıklıkla doğruladı. Öyle bir olayla karşılaştık ki daha sonra AKP'nin kuruluş toplantılarına katılan bazı kişiler itiraflarda bulundular. Bunu yazdılar da… Çarpıcı şekilde kitapta ortaya attığım tezlerin, yaptığım analizlerin doğrulanması karşısında şaşkınlığa kapıldım. Ben, bu kitapta birçok yönüyle AKP'nin kuruluş sürecini, milli görüş hareketinden neden ayrıldığını anlattım.

Bu başkanlık anayasası ve nisan ayında gideceğimiz referandum AKP'nin bu kendi programını uygulama çabasıdır. Burada bir kırılma yaşanacaktır diye düşünüyorum. Yani bu kitap, AKP hakkında hazırlanmış farklı, değişik bir perspektifle sistemi ele alan ve bence AKP'nin gerçek kimliğini ortaya koyan bir çalışma oldu.

Şimdi tartışılan konu başkanlık… Kitabınızdan yola çıkarak şöyle sormak istiyorum başkanlık sistemi En başından beri planlanan bir konu mu?

Hayır. Başkanlık sistemini AKP ortaya çıkardı. Sorun da bu zaten. Başlangıçta planlanan bu değildi. Sandığa dayalı, İslami partiler arasında bir yarışın olduğu düşük yoğunluklu bir İslami rejim planlanmıştı. Parlamenter rejimin tasfiyesi söz konusu değildi. AKP zannedilenin aksine muhafazakâr bir parti değildir. Siyasal İslamcı bir partidir. IŞİD'in referans kaynaklarıyla AKP'ye yön veren siyasal anlayışın yani İslamcı anlayışın kaynakları arasında hiçbir fark yok. Başkanlık, AKP'nin kendi hedefidir.

Türkiye'nin başkanlık sistemine geçmesinin ABD veya AB'ne ne getirisi olacak?

AKP, bu başkanlık sistemini yeniden bir onay oluşturmak için çıkardı. Çünkü, AKP, AB, ABD, İsrail hatta Rusya ile yeniden bir iş birliği arayışı içinde fakat ben başarılı olacağını zannetmiyorum. 16 Nisan, AKP açısından sonun başlangıcı olacak. Ne Tayyip Erdoğan'ın ne de AKP'nin bir geleceği yok bundan sonra. 15 yıl zaten çok uzayan bir süredir. Türkiye'de muhalefetin, ilerici güçlerin, Türkiye'nin demokrasi güçlerinin büyük hataları sonucu sağlanmış bir iktidardır bu. Bunun devam etmesini mümkün görmüyorum. AKP'nin ve Tayyip Erdoğan'ın bir geleceği yok. Referandumdan itibaren AKP açısından bir çöküş süreci başlayacak. Ülkenin ikiye bölündüğü noktada böyle bir anayasa yürütemezsiniz. Anayasalar, toplumsal uzlaşmaya dayalı olmak zorunda. Bir toplumun en az yüzde 70 yüzde 80'ininin üzerinde mutabakat sağladığı metinler olmak zorundadır. Ülkenin yarısının şiddetle karşı çıktığı bir anayasa ile ülkeyi yönetemezsiniz. Bu bir dayatma ve çatışma demektir. Dolayısıyla, AKP'nin, Tayyip Erdoğan'ın Türkiye için bir gelecek vadetmediğini düşünüyorum.