Mehmet Ali Güller, Türkiye-ABD görüşmelerini değerlendirdi

Mehmet Ali Güller, Türkiye-ABD görüşmelerini değerlendirdi

Gazeteci- Yazar Mehmet Ali Güller, CRI Türk Türkiye'de Kamil Erdoğdu'nun hazırlayıp sunduğu "Güne Başlarken" programında dün gerçekleştirilen Türkiye-ABD görüşmelerini değerlendirdi.

İşte Güller'in açıklamalarından satır başları;

-Bu görüşme sonuçlarını bir zafer olarak nitelendirmek çok doğru değil. Netice olarak tablo şu; Amerika 'durdurun' dedi. Türkiye de durdurmuş oldu.

-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yaptırım listesini bir sopa olarak kullanarak Türkiye'ye 120 saatlik, Amerika'ya göre geçici ateşkes, Türkiye'ye göre operasyona ara verme kararı aldırmış oldular. Bu yönü ile baktığınızda bu bir zafer değil.

-Kuşkusuz Türkiye Barış Pınarı Harekâtı ile hiçbir şey kazanmadı değil. Birtakım kazanımlar elde edildi.

-Erdoğan-Pence mutabakatından anladığımıza göre 32 km derinliğinde, 120 km uzunluğunda bir celp oluşturulacak ve buranın Türk askerinin denetiminde olmasını AKP hükümeti bir kazanım olarak almış durumunda.

-Bu harekât tüm dünyadan tepki görüyordu. Astana Görüşmesi'ndeki ortakları bile Türkiye'nin kendi sınırlarına dönmesini istiyordu. Neredeyse tüm dünyanın karşı çıktığı harekât iken şimdi Türkiye geri adım gibi görünmeyen bir ara verme yaparak aslında böyle bir yükten de kurtulmuş oldu.

-Tüm bu sorunlar neden var? Aslında bütün bu işleri Türkiye Suriye ile anlaşarak yapıyor olsaydı ne Amerika'nın ekonomik sopasıyla geri adım atmak zorunda kalırdı ne de bu güvenli bölge meselesinde kendi Astana ortaklarıyla probleme dönüşecek hale getirilirdi.

-Şimdi aslında daha da kangrenleşecek sürece girebiliriz gibi görünüyor. Rusya'nın şimdi ne yapacağına bakacağız.

-13 madden anlaşılan şu; Amerika, YPG'yi tekrar koruma altına aldı. Ayrıca Türkiye'nin Şam yönetimi ile anlaşmasının önüne geçmeye çalışıyor.  Kuşkusuz bu mutabakattan Amerika'nın da kazanımları var.

-Trump, Türkiye'yi YPG ile masaya oturup ateşkes görüşmeleri yapmaya doğru zorluyor.

-Türkiye 32 km'nin ötesindeki PYD-YPG'ye müdahale edecek mi? Yoksa Amerika ile yaptığı mutabakatın gereği 32 km'de durup altındaki PYD-YPG'ye müdahale etmeyecek mi? Bu da tanıma anlamına gelmeyecek mi? Türkiye'nin önündeki yeni sorun da bu.

-Amerika YPG'yi hem Suriye'ye hem de Türkiye'ye karşı kullanmaya devam edecek. IŞİD ile mücadele altında onlara uluslararası meşrutiyet kazandırmaya çalıştılar ama son tahlilde YPG'yi Basra'dan Doğu Akdeniz'e kuracakları büyük koridorda silahlı gücü yapmak istiyor.

-Suriye'de şartlar Amerika'nın istediği gibi gitmedi. Rusya'nın inisiyatifiyle orada denge değişti. O koridoru Amerika kuramıyor. İleride tekrar bu koridoru inşa edebilmenin araçlarını ve siyasal şartlarını elinde tutabilmek için kendi hedefine yatırım yapmış oldu. O bakımdan YPG'yi korumaya çalışıyor.

-32km bölgenin altında eğer YPG bulunur, ABD bunu bir basınçla Suriye'ye karşı orda tutmaya çalışır ve Türkiye ile anlaşarak bir tanıma yoluna sokarsa maalesef Türkiye Irak'taki gibi Suriye'nin kuzeyinde kendi tampon bölgesinin altında bir PYD bölgesini tanıma yoluna girmiş olur.

-Bu anlaşma Türkiye'nin Astana ortaklarıyla arasını kuşkusuz bozacaktır. Anlaşmada Rusya'yı da İran'ı da rahatsız edecek maddeler var. Güvenli bölgeyi Türkiye ile ABD'nin inşa etmesi Suriye'nin toprak bütünlüğü ve siyasal birliği ilkesine aykırı. Astana'nın en başa yazdığı bu idi. Dolayışla Astana Süreci'ni sıkıntıya sokacak.