“Koreograf, Sadece Adımların Değil, Sahnenin Patronudur”

“Koreograf, Sadece Adımların Değil, Sahnenin Patronudur”
“Koreograf, Sadece Adımların Değil, Sahnenin Patronudur”
“Koreograf, Sadece Adımların Değil, Sahnenin Patronudur”
“Koreograf, Sadece Adımların Değil, Sahnenin Patronudur”

Alexandre Dumas'nın ölümsüz eserinden bale sahnesine aktarılan ve Giuseppe Verdi' nin müzikleri ile hareket bulan Üç Silahşor Balesi, 1 Aralık'ta gerçekleşen prömiyerle İstanbullu sanatseverlerle ilk kez buluştu.

Eserin senaryo ve koreografisi, 4. Donizetti Klasik Müzik Ödülleri' nde Yılın Bale - Dans Koreografı ve Yılın Bale - Dans Yapımı ödülünü, V. Murat Balesine yaptıkları koreografi ile almış Armağan Davran ve Volkan Ersoy'a ait. Eserin müzik düzenlemesi ise aynı zamanda orkestrayı yöneten Bujor Hoinic tarafından gerçekleştirilmiş.

Tarihsel romanları ve oyunlarıyla haklı bir ün kazanan Alexandre Dumas'nın yükselişinde en önemli role sahip olan eserin konusu 16. yüzyıl Fransa'sında geçiyor. Kardinal Richelieu ve XIII. Louis saray entrikalarının, Athos, Porthos, Aramis, d'Artagnan isimli gözü pek dört şövalyenin maceralarının esprili bir tarzda betimlenmiş.

"Koreograf Volkan Ersoy ile "Üç Silahşor" Balesi'ni ve Bale Koreografisinin Nasıl Yapıldığını Konuştuk"

İlk kez 2010 yılında Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen "Üç Silahşor" Balesi'nin iki koreografından bir olan Volkan Ersoy bu eserin yaratım sürecini şu şekilde dile getirdi; "Üç Silahşor, sevgili meslektaşım Armağan Davran ile birlikte yaptığımız ilk bale yapıtı, yani ilk koreografimizdi. Müziğini de Verdi'nin 13 – 14 operasını dinleyip, aralarından kesitler alarak, sevgili orkestra şefimiz Bujor Hoinic'in yaptığı müzik düzenlemesiyle Üç Silahşor Balesi meydana çıktı. İlk önce müzik düzenlemesi yapıldı, çünkü bildiğiniz gibi Üç Silahşor adına bir beste yok. 1997 yılında yabancı bir koreografın versiyonunda, Armağan Bey ile beraber dans etmiştik. Ben D'artagnan rolündeydim, o da Lord Buckingham rolündeydi. O zamandan demek ki içimizde kalmış ve biz bu Üç Silahşor Balesi'ni yepyeni bir müzik ve senaryoyla yapmak istedik".

"Müzik - Senaryo - Koreografi"

Müziğin ana yapısı ortaya çıkınca, senaryo aşamasına geçtiklerini ve Dumas'dan esinlenerek, kendi senaryolarını oluşturduklarını belirten Ersoy sözlerini şöyle sürdürdü; "Bu asla romanın aynısı değil, sahnedeki bizim Üç Silahşor'umuz. Eğlenceli bir senaryo yazdık, sonra da koreografiye geçtik; heyecanlı, sürükleyici. Özellikle ilk defa bale izleyecek olan seyirciler için Neoklasik tarzda olduğu ve içinde birçok farklı öğe barındırdığından, sıkılmaya mahal vermeyen bir eser. Balede birçok eskrim sahnesi de yer aldığı için o dönemde Armağan Bey'le birlikte ciddi bir eskrim eğitiminden geçmiştik. Koreografi çıktıktan sonra, dekor ve kostüm aşamalarına geçtik. İstanbul Opera ve Balesi'ne gelmeden önce eserimiz 2012 yılında Samsun Devlet Opera ve Balesi'nde, 2015-2016 sezonunda da Antalya Devlet Opera ve Balesi'nde sahnelendi ve her birinde revize edildi. Biz de pişmeye başladık çünkü bu esnada ondan fazla yapıt ortaya çıkardık Armağan Bey'le beraber ki bu pek eşine benzerine rastlanmayan bir birliktelik. İki ressamın bir resmi yapması, iki şairin bir şiiri yazması ne kadar şaşırtıcıysa, bale koreografisini de iki kişinin birlikte yapması pek sık rastlanan bir şey değil. Ama öncesinde uzun yıllar boyunca balet olarak, sahneyi paylaştığımız için birbirimizi iyi tanıyoruz ve bu ortak koreografi işleri başladıktan sonra da birbirimizi çok iyi bir şekilde tamamladığımızı gördük. Zaman içinde teknik anlamda daha kuvvetli dansçılarla karşılaştıkça koreografisinde revizeye gittik ve süreyi biraz kısalttık".

"Hazırlık Süreci"

İstanbul'da Süreyya Operası'nda yeni bir dekor anlayışıyla İsmail Dede tarafından tasarlanmış. Nursun Ünlü tarafından 2010 yılında tasarlanıp dikilmiş kostümler halen kullanılıyor. Volkan Ersoy'un "neredeyse müzelik olma yolunda gidiyor" dediği kostümler, sadece ufak tadilatlarla halen kullanılabiliyor. Işığı da 2010 yılından beri gittikleri tüm operalarda Fuat Gök gerçekleştirmiş. Yaklaşık olarak müzikleri üç ayda, koreografiyi ise iki ayda çıkarttıklarını belirten Ersoy; "Beş aylık çalışmayla eserin tamamını kafamızda bitirdik. Biz Armağan Bey ile çalışırken, tüm karakterleri canlandırarak, yapacakları tüm hareketleri  karşılıklı olarak yapıyoruz. Daha sonra da dansçının karşısında hareketleri tek tek gösteriyoruz, müziği ve sayısıyla birlikte. Dansçılarla da Eylül ayından beri 7-8 haftadır çalışıyoruz" dedi.

"Büyük Bir Heyecanla AKM'nin Açılmasını Bekliyoruz"

Balelerin, AKM Büyük Salon yerine Süreyya Operası'nda sahnelenmesinin nasıl bir fark yarattığı sorusunu Ersoy şu şekilde yanıtladı; "Büyük salon, balede bir özlemdir çünkü biz harekete dayalı bir sanat dalı icra ediyoruz ve yaptığımız çizgiler, oluşturduğumuz koreografik modüller hep uzaktan ve büyük sahnede daha ihtişamlı görünür. Küçük sahnenin en büyük dezavantajı, sınırlandırılmaktır. Dansçıların bazı kalabalık sahnelerdeki hareket dizinlerini alan darlığı nedeniyle revize etmek zorunluluğu ortaya çıkıyor. Herkes gibi biz de büyük bir heyecanla AKM'nin açılmasını bekliyoruz.

"Koreograf, Sadece Adımların Değil, Sahnenin  Patronudur"

Volkan Ersoy, bir koreografın balenin sahnelenme sürecinde nasıl çalıştığını şu şekilde dile getirdi; "Müziğin koreografisi bize ait, sahnedeki hareket geçişlerini tasarladığımız, aradaki süreleri hesaplayabildiğimiz ve dansçının bir sonraki partiye ne kadar yorgun çıkacağını bildiğimiz için herşeyi biz kararlaştırıyoruz. Dekorun nasıl olması gerektiğini de tasarlayıp, dekor kreatörüne veriyoruz. Kostümde, eteğin boyu ne kadar uzun olmalı da eline ve ayağına takılmamalı, saçında ne kadar büyüklükte bir taç olmalı ya da hiç olmamalı bunlara hep biz karar veriyoruz. Yani koreograf olmak, sadece hareket dizinini tasarlamak demek değildir. Koreograf, bir sürü unsuru kafasında biriktirerek, bunları uygulatan ana patrondur. Işık tasarımındaki sıralamayı bile koreograf yazar çünkü hangi noktada dansçının gelip , kaç saniye duracağını tasarladığımız için ona göre ışık tasarımını da biz yapıyoruz. Koreograf, sadece adımların değil, sahnenin  patronudur. Dolayısıyla sorumluluğu çok fazladır.Sahne ve müzik matematiktir. Senkronu yakalayarak, aynı anda ilerleyebilmek için herkesin sayı sayması gerekiyor. Sayabilmesi için de müziği duymalı ve ışıkçı da bu matematiği takip etmelidir. Bunun sonucunda, çok seslilik çalışmalar esnasında inanılmaz bir ahenkle bütünleşir ve sahnede izlediğiniz bale ortaya çıkar".

ÜÇ SİLAHŞOR; 4, 6, 18, 20 Aralık 2018, 2, 4 Nisan 2019 tarihlerinde saat: 20.00'de, 8, 22 Aralık 2018 tarihlerinde saat: 16.00 da Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi'nde ve 28 Mart 2019 akşamı Zorlu PSM – Turkcell Sahnesi'nde perde açmaya devam edecek.

Eserin yaratıcı kadrosu

Senaryo ve Koreografi                     : G. Armağan DAVRAN – A. Volkan ERSOY

Müzik                                                   : G. VERDI

Orkestra Şefi / Müzik Düzenleme  : Bujor HOINIC

Dekor                                                   : İsmail DEDE

Kostüm                                                : Nursun ÜNLÜ

Işık                                                        : Fuat GÖK

Mizahi ögeler taşıyan ''ÜÇ SİLAHŞOR'' ' da;

D' ARTAGNAN : Erhan GÜZEL / Batur BÜKLÜ / Olcay TUNÇELİ

ATHOS : Batur BÜKLÜ / Alican GÜÇOĞLU / Can BEZİRGANOĞLU

PORTHOS : Oliver SPENCE / Can BEZİRGANOĞLU / Alican GÜÇOĞLU

ARAMIS : Mehmet N. ARKAN / Deniz ÖZAYDIN / Çağatay ÖZMEN

CONSTANCE : Büşra AY / Berfu ELMAS / M. Özde EREN

LORD BUCKINGHAM : Olcay TUNÇELİ / Çağatay ÖZMEN / Alican GÜÇOĞLU

MILADY : N. Melike KOPER / Julia HARTMANN / Gizem ATİK TUNCAY

KRALİÇE : Gizem ATİK TUNCAY / M. Özde EREN / Zeynep GÜÇOĞLU

ROCHEFORT : Ömer ERENLER / Mehmet N. ARKAN / Alican GÜÇOĞLU ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi bale sanatçıları dönüşümlü olarak dans edecekler.

Haber/Röportaj: Özlem Arıkan Serbez