“KHK İle Yargı Yollarına Başvuruyu Ortadan Kaldırıyorsunuz”

“KHK İle Yargı Yollarına Başvuruyu Ortadan Kaldırıyorsunuz”

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, CRI TÜRK FM'de Tuğçe Akkaş'ın konuğu oldu. CRI Türk Özel'de referandum sürecine ilişkin konuşan Tanrıkulu, son günlerde kamuoyunda dikkat çeken üniversitelerdeki ihraç operasyonuna yönelik de önemli açıklamalarda bulundu.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu üniversite ortamının ifade ve düşünce özgürlüğüne açık bir ortam olması gerektiğini dile getirerek "15 Temmuz'dan önce hatta geçtiğimiz yılın ocak ayında açıklanmış bir bildiriden sonra darbe girişimini fırsat bilip o nedenle çıkartılan KHK'lere dayanarak bu öğretim üyelerinin görevlerine son verilmesi hukuk devleti ilkeleri ile anayasa ve herhangi bir hukuksal metinle bağdaşmamaktadır." dedi.  Akademisyenlerin yalnızca üniversiteden değil bir yaşam biçiminden de koparıldığını kaydeden Tanrıkulu "Az veya çok sahip oldukları maddi imkânlardan koparıyorsunuz. Emeklilik haklarını ellerinden alıyorsunuz. Maaşlarından ve gelirlerinden yoksun kalıyorlar. Bu sıfatlarıyla Türkiye'de herhangi bir üniversitede çalışmaları mümkün olmuyor. İhraç edildikleri için SGK'ya bağlı bir yerde çalışmaları imkânsız gibi. Pasaportlarına el konuluyor, yurt dışına çıkmalarını engelliyorsunuz. Bunu hukukla, vicdanla, adaletle ve hiçbir şeyle bağdaştırmak mümkün değil." değerlendirmesinde bulundu.

KHK'ların kendisinin anayasaya aykırı olduğunu vurgulayan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu "Anayasa Mahkemesi'nin CHP olarak bizim yaptığımız başvuruyu reddetmesi KHK'ların anayasaya uygun olduğu sonucunu doğurmaz çünkü aynı Anayasa Mahkemesi'nin OHAL konusunda 1990'lı yıllarda verdiği iki önemli karar var. Bu durumu herhangi bir haklılıkla bağdaştırmak mümkün değil. 25 yıl önce bir denetim imkânı ve daha anayasaya uygun bir ortam vardı. Şimdi KHK ile yargı yollarına başvuruyu ortadan kaldırıyorsunuz." diye konuştu.

"ANAYASALAR TOPLUMSAL MUTABAKAT METİNLERİDİR"

Anayasa değişikliklerine ilişkin olarak da önemli mesajlar veren Tanrıkulu, OHAL koşullarında anayasa değişikliği yapılamayacağına dikkat çekerek "Anayasalar toplumsal mutabakat metinleridir, mümkün olan en yüksek mutabakatla yapılmalıdır, devletin ve toplumun geleceğini düzenleyecektir. Darbe ortamının yarattığı kaosu imkân olarak kullanıp 2019 yılında yürürlüğe girecek anayasa değişikliğini şimdi yapmanın ne faydası var?" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın darbe sonrası değerlendirmelerinde "darbe girişimi Allah'ın lütfu" şeklindeki ifadesini de hatırlatan Tanrıkulu "Allah'ın lütfu, diyorsan bu ortamdan kendi siyasi takvimine uygun bir şeyler çıkartırsın nitekim hemen sonra bu anayasa değişikliği gündeme geldi. Sayın Cumhurbaşkanı, geçenlerde yurt dışına giderken de bunu ağır biçimde kullanacağını dile getirdi. 15 Temmuz darbe girişimi ile 'Hayır' deme arasında bir bağ kurdu. 'Hayır' diyenleri doğrudan doğruya darbecilikle suçlayacak noktaya geldi." açıklamasını yaptı.

"BU SEÇİMDE YURTTAŞLARIMIZIN KARARSIZ OLMAYA HAKKI YOK"

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, kamu çalışanlarının sosyal medya üzerinden referanduma dair tercihlerini paylaşması konusuna da değindi. Kamu gücünü kullanma imkânına sahip olanların bir siyasal tercih ortaya koymalarının etik olmadığını söyleyen Tanrıkulu "TRT bizim vergilerimizle yayın yapan bir kuruluş, tüm siyasi partilere eşit yakınlıkta olması gerek. Orada çalışanlar da kamu gücünü kullanıyorlar. Dolayısıyla onlarla bir basın mensubunu, ortalama yurttaşı ve sanatçıları bir tutmak mümkün değil. Herkes kendi siyasal kanaatini ortaya koyabilir ama kamu gücünü kullananların böyle bir şey yapması etik değil." dedi.

CHP'nin referandum kampanyaları hakkında da bilgi veren Tanrıkulu, son anketlerde 'hayır' oyu vereceklerin oranının daha yüksek olduğunu belirtti. Genç ve yeni seçmenlerle ilgili bir kampanya yürütmeyi düşündüklerini sözlerine ekleyen Tanrıkulu, gençlere, çocuklara ve kadınlara öncelik vereceklerini dile getirerek "Ortak değerlerimizi öne çıkarmaya çalışan bir kampanya yürütmeye çalışacağız. Burada bir siyasi partiye oy verilecek seçimden bahsetmiyoruz, anayasa değişikliği var, Türkiye'nin geleceğine ilişkin bir anlam taşıyor. Bu seçimde yurttaşlarımızın kararsız olmaya hakkı yok. Sandığa gitme oranı arttıkça kararsız seçmenin 'hayır' eğiliminde olduğunu biliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.