İklim değişikliği her şeyi ve herkesi tehdit ediyor

İklim değişikliği her şeyi ve herkesi tehdit ediyor

İklim değişikliği, bugün küresel tehlikelerin en büyüğü halini aldı. Dünyanın dört yanında her gün onlarca felaket gerçekleşiyor. Endonezya, Filipinler ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) başta olmak üzere birçok ülke tayfunlar ya da kasırgalarla, büyük can ve mal kayıplarının olduğu sellerle, hortumlarla mücadele ederken öte yandan Kuzey Kutbu'ndaki buzulların hızla erimesi, okyanuslardaki su seviyesinin ve sıcaklığının artması, kuraklık, mevsimlerde kayma ve daha sıralanabilecek yüzlerce sorun Dünya'yı ve insanlığı tehdit ediyor.

Son olarak ABD'yi etkisi altına alan ve ülke tarihinin en büyük, en şiddetli tayfunu olma özelliği taşıyan Dorian Tayfunu ile birlikte, iklim değişikliği bir kez daha gündemde yerini aldı.

Meteoroloji Mühendisi ve Habertürk Spikeri Hüseyin Öztel, Dorian Tayfunu'nun Türkiye topraklarının dörtte üçünü etkileyecek kadar büyük bir tayfun olduğunu belirterek, kasırga ve tayfunların en büyük sebeplerinden birinin iklim değişikliği olduğuna işaret ediyor.

50 YIL İÇİNDE BİRÇOK ÜLKE SULAR ALTINDA KALACAK

Küresel ısınma karşısında gerekli önlemlerin bir an önce alınması gerektiğini vurgulayan Öztel, "Uzmanlar, böyle giderse 50 yıl içinde Küba, Dominik Cumhuriyeti, Panama, Costa Rica'nın bir bölümü, Guatemala, Florida ve Miami'nin sular altında kalacağını öngörüyor. Öyle ki, 'Buraları yok olmadan önce gidip görün!' diyen uzmanlar bile var." ifadelerini kullanıyor.

ABD'nin iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülke olduğunun ve gelecekte de büyük felaketlerden en çok etkilenecek topraklar olduğunun altını çizen Öztel, tüm bu tehlikelere rağmen ABD Başkanı Donald Trump'ın iklim değişikliği uyarılarına kulak tıkamasının sebebini, "Trump iklim değişikliğini önemserse, bu krize karşı bir politika oluşturması gerekecek. Bu, çok büyük enerji şirketlerini yaralayıcı bir hamle olur." sözleriyle yorumlayarak, şöyle konuşuyor:

"ABD'yi tamamen yeşil, ormanlık bir alan olarak düşünelim, ki öyle değil, gelecek 50 yıl o kadar büyük yangın ve kuraklıklarla mücadele edecekler ki, bu ormanlık alanın sadece dörtte biri sağ çıkabilir gibi bir tahmin yapılıyor. ABD'nin Kanada sınırına kadar olan kısmı çoğunlukla kurak, eyaletlerinin büyük kısmında büyük tarım sıkıntıları var çünkü güney sahillerini yağışlar ve fırtınalar vururken bazı bölgelerine hiç yağmur yağmıyor. Hâlihazırda ABD iklimde çok büyük tutarsızlıklar yaşıyor ve böyle giderlerse yaşamaya da devam edecekler."

BÜYÜK ŞİRKETLER BAŞKA ÜLKELERİ KİRLETMEYE BAŞLADI

Öte yandan ABD, Kanda ve daha birçok ülkede yer alan şirketlerin bugün kendi ülkelerinin doğasını kirletmek yerine başka ülkelere zarar verdiklerini söyleyen Öztel, "Bu şirketler Meksika, Brezilya, Türkiye'de Kaz Dağları gibi yerleri kirletiyorlar. Yani onlarda, 'Hem kâr edelim hem de zararını başka ülkeler yaşasın.' anlayışı var. Bu, sürdürülebilir bir şey değil. Sonuçta Batı'daki kirli hava bizim coğrafyamıza da gelecek, Doğu'daki kirlilik Batı'yı da etkisi altına alacak. Buna 'küresel iklim değişikliği' denmesinin sebebi de bu. Yani nerede olursa olsun, iklim değişikliğinin yarattığı olumsuz sonuçlar tüm ülkeleri etkileyecek." diyor.

TÜRKİYE, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN NASIL ETKİLENİYOR?

Üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye'de iklim değişikliğinin en görünen etkisinin denizlerde balık türlerindeki bariz azalma olduğunu vurgulayan Öztel, küresel ısınmanın Türkiye'deki mevcut ve muhtemel etkileri ile ilgili gözlem ve öngörülerini şöyle dile getiriyor:

"Bizler Marmara Bölgesi'nde çok kirli bir havanın etkisinde yaşıyoruz. Öte yandan Muğla, İzmir ve çevresinde de hava aslında çok kirli. Yapılan son ölçümlere göre Türkiye'de sülfür gazının en yoğun olduğu yer Muğla; özellikle de Milas çevresi. Temiz hava solumak için tatile gittiğimiz yerde aslında sülfür soluyoruz. ÇED raporlarını kimse dikkate almıyor. Ama bizim sanayimiz, Marmara Bölgesi dışında ABD gibi çok gelişmiş olmadığından, nispeten daha az karbon salıyoruz atmosfere.

Gelecek yıllarda Türkiye'de bazı bölgelerde kuraklık, Karadeniz, Ege ve Akdeniz'de ise şiddetli yağışlar görülecek. Kuraklık Eskişehir, Afyon, Kayseri, Konya, Ankara, Yozgat, Sivas, Erzincan ve Malatya'yı vuracak, buralara aylarca tek bir yağmur damlası düşmeyecek. Güneydoğu Anadolu'daki çorak araziler daha da büyüyerek Orta Anadolu'ya yayılacak. Karadeniz'e yakın şehirlerde ise şiddetli yağışlar sebebiyle sürekli seller olacak. Marmara Bölgesi'nde, özellikle de 17 milyonun yaşadığı kırılgan bir şehir olan İstanbul'da ise toprak kalmadığından, her yer betonlaştığından, şehir selleri çok sık yaşanacak.

Ayrıca ara mevsimler dediğimiz bahar mevsimleri yaşanmamaya başlayacak."

İNSANLARIN GÜNLÜK HAYATLARI BİLE DEĞİŞECEK

İklim değişiminin doğaya etkisi böyle. Peki, insana etkileri nasıl?

Öztel, kısa süre önce İstanbul'u etkisine alan ve birçok maddi kaybın da yaşandığı dolu yağışını hatırlatarak, bu büyük dolu yağışlarının iki üç ayda bir artarak tekrar edeceğini söylüyor. "Sigortacılıktan tarıma kadar birçok sektör iklim değişikliğinden etkilenecek. İnsanlar çocuklarını okullarına gönderemeyecek, kendileri işlerine gidemeyecek." yorumunda bulunuyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI NASIL ÖNLEMLER ALINMALI?

"Avrupa'nın kuzeyi bu konuda çok bilinçli. Bu ülkelerde yakın zamanda belli saatlerde trafikler sadece elektrikli araçlara açık olacak. Benzinli ve dizel araç kullanımından vazgeçmemiz gerekiyor. Dizel motorlar en fazla zarar veren motorlardır." diyen Öztel, gerçekleri görenlerin, iklim değişikliğinin tehlikelerinin farkında olanlarının seslerini daha yüksek çıkarmaları, bu felaket alametlerine sessiz kalmamaları gerektiğinin altını çiziyor.

İNSANLARIN KÜRESEL ISINMAYA ETKİLERİ YÜZDE 5 İLA 8 ARASINDA

Öztel, iklim değişikliğinde dünyadaki tüm insanların toplam etkisinin yüzde 5 ila yüzde 8 civarında olduğunu, kalan yüzde 90'ı aşkın etkinin kaynağının büyük şirketler, fabrikalar ve enerji sektörü olduğuna dikkat çekerek, "Dünyanın yarısına yakınında bir denetimsizlik hâkim. Mesela Brezilya'da Amazonların kasıtlı olarak yakıldığını düşünüyor bazı otoriteler. Bu ormanları bizzat Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro'nun emrindeki bazı kuruluşların, tarım arazisi açabilmek için kasıtlı olarak yaktığını söylüyor. Bu, bir cinayet. Şirketler bu kadar zengin ve açgözlü olmak zorunda değil. Biraz daha tasarruf yapıp daha az kazanabilirler. Dünyayı düşünmek kârlılığı düşünmekten daha önemli. Bizim ikna etmemiz gerekenler yöneticiler, politika yapıcılar ve tabii ki şirketler." sözlerini kullanıyor.

"ET TÜKETİMİNİ AZALTMAMIZ GEREKİYOR"

Et tüketiminin de iklim değişikliğinde büyük rolü olduğunu belirten Öztel, "Et üretebilmek için gerekli olan enerji, temiz su ve hayvanların çıkardığı gazlar toplandığında iklim değişikliğine karbon katkısı çok büyük. Et yetiştirebilmek, inek veya domuz yetiştirmek demek ve bu hayvanları yetiştirirken harcanan su, onların yeniden büyümesi, kesilmesi, yavrulaması ve aynı şeylerin yeniden yaşanması sürekli bir kaynak tüketimi ile karbon salınımı anlamına geliyor. Bu rutinin devam ettirilebilmesi mümkün görünmüyor çünkü kaynaklar artık o kadar verimli değil. Bir bölgeyi kuraklaştırmak istiyorsanız, topraklarının tamamını elden çıkarmak istiyorsanız orada hayvancılığı abartmanız gerekir. Abartılı yapılan hayvancılık aslında bölgeyi zenginleştirmez, aksine fakirleştirir." diye konuşuyor.

TÜM DÜNYA TEMİZ ENERJİ KULLANMAYA BAŞLAMALI

Öztel, dünyanın tüm ülkelerinin iklim değişikliği ile mücadele konusunda kendi ekonomik kaygılarını bir yana bırakıp aynı kararlılığa sahip olmasının önemine işaret ederek, bir an evvel güneş enerji, rüzgâr enerjisi ve jeotermal enerji kullanımına yani temiz enerji kullanımına geçilmesinin hayati önemde olduğunu sözlerine ekliyor.

Haber: Özlem Karahan