Hitit Kraliçesi Puduhepa, Tarihin Puslu Sayfalarından Çıkarak Çocuk Kitabı Oldu

Hitit Kraliçesi Puduhepa, Tarihin Puslu Sayfalarından Çıkarak Çocuk Kitabı Oldu
Hitit Kraliçesi Puduhepa, Tarihin Puslu Sayfalarından Çıkarak Çocuk Kitabı Oldu
Hitit Kraliçesi Puduhepa, Tarihin Puslu Sayfalarından Çıkarak Çocuk Kitabı Oldu
Hitit Kraliçesi Puduhepa, Tarihin Puslu Sayfalarından Çıkarak Çocuk Kitabı Oldu

Anadolu topraklarından çıkmış kadınların başarı hikayelerinin yeni yetişen kız çocuklarına ilham vermesi amaçlı yeni bir proje tasarlandı. "Puduhepa ve Kız Kardeşleri"nin ilk kahramanı olan ve tarihteki ilk Barış Antlaşması Kadeş'e mührünü basan Hitit Kraliçesi Puduhepa'nın kitabı ve bebeği 5 – 8 yaş grubundaki kızlara ilham olacak.

Projenin fikir annesi ve sahibi eski reklamcı Renan Tan Tavukçuoğlu'dur. Puduhepa'nın bez bebeğini Aysel Keskin, bebeğin kıyafetlerini ise ünlü modacı Arzu Kaprol tasarladı. İSMEK'te bez bebek kursuna devam eden kadınlardan kurulan bir ekibin diktiği bebekler aynı zamanda kadınlara istihdam sağlıyor. Projenin geliri de TOÇEV arayıcılığıyla, kız çocuklarının eğitimine aktarılacak.

"Çocuklara İlham Verecek Kadınların Hikayeleri"

Başarılı ve ilham veren kadınların bebek ve hikayeleriyle süreceği belirtilen "Puduhepa ve Kızkardeşleri" serisinin devamında, Kurtuluş Savaşı Kahramanı olan ve 23 Nisan 1923'te Time Dergisinde röportajı yayınlanmış olan Kara Fatma, önemli olanın güzellik değil, eğitim ve başarı olduğunu kanıtlayan yaşam öyküsüyle eski güzellik kraliçesi ve başarılı sunucu Jülide Ateş, gencecik yaşında bir dünya başarısı elde edilebilecek olduğunun mesajını veren, yaptığı tohum makinası ile dünya ikincisi olan Alara Güler gibi isimler yer alıyor.

"Bir Varmış, Biri Varmış"

"Puduhepa" Kitabı'nı yazan ve resimleyen Tuba Şamlı Atilla ile kitap hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Bu karakteri yaratma sürecinden biraz bahseder misiniz lütfen bize? Size bu proje ilk kez geldiği zaman nasıl bir yol izlediniz?

Bu projenin fikir annesi Renan Tan Tavukçuoğlu'dur. Renan, beni bir gün ofisine çağırarak; bir projesi olduğunu, bez bebekler ve o bebeklerin birer hikayesi olacağını söyledi. Puduhepa'dan bahsetti kısaca, Kadeş Barış Antlaşmasına mühür vuran bir kraliçe olduğundan ve tarihte ilk kez bir barış antlaşmasına mührünü basan bir kraliçe olduğundan bahsetti. Benim aklımda kitabın da başlangıcında yer alan "Bir varmış, biri varmış" cümlesi oluştu. Biz çocuklara masalları hep bir varmış bir yokmuş diye anlatıyoruz ve çocuklar da hep varolmayan bir şeyi dinlemiş oluyorlar. Fakat buradaki Puduhepa karakteri, gerçekte tarihte yaşamış, üstelik de bizim sınırlarımız içinde yaşamış gerçek bir kraliçe. Bana da bu yaşımda tanışmak nasip oldu kendisiyle.  Puduhepa'nın kim olduğunu heyecanla araştırmaya başladığım zaman üzülerek farkettim ki Kadeş Barış Antlaşmasını bilmemize rağmen, erkek egemen toplum nedeniyle sadece bunun II. Ramses ile bir Kral arasında olduğunu biliyorduk. Belki ilgilenenler, bir kraliçenin de tıpkı bir eşbaşkan gibi mührünün olduğunu biliyordur ama kaç kişiyi çevirip sorsak acaba bundan haberdardır. Biz 70 ve 80 kuşağı olarak, Pamuk Prensesler, Uyuyan Güzeller gibi bilimum Avrupa Masalı ile büyürken, kraliçeler aklımıza hep başka türlü yerleşmişti. Ben Puduhepa'yı araştırmaya başlayınca, aslında karakteri hakkında çok az şey bilindiği fakat karakterin zamana göre çok güçlü olduğu, hatta ilk defa bir kraliçenin portresini rölyeflere işlettirdiğine şahit oldum.  Hatta kitabın içinde de bu rölyeften küçük bir illüstrasyon çizim var. Daha sonra Hititler hakkında araştırmalar yapmam gerekti. Çok fazla karşılaştırmalı okuma yaptım, çünkü Puduhepa'nın yaşadığı Hitit döneminde II. Ramses dönemi Mısır Sanatı'nın en popüler dönemi olduğu ve sürekli savaş halinde oldukları için bize aslında tarihi en net anlatan şey, dönemin duvar resimleri, rölyefler ve heykeller oluyor. Karakteri yaratırken de şöyle bir noktaya vardım; yazıp, resimleyeceğim karakter gerçek bir karakter olduğuna göre Hitit kadın heykellerinden yola çıktım. Hitit heykellerine baktığınızda da Mezopotamya kemik yapısını taşıyan, yani  yay gibi kaşları, iri gözleri, ince burunu ve sivri çenesi olan bir tipleme ortaya çıktı.

Puduhepa'nın size çok benzediğinin farkında mısınız? Kendinizi mi çizdiniz?

Evet, aslında kitabı çizerken tabii bana benzesin diye çabalamadım ama tesadüf eseri benim de köklerim Mezopotamya olduğu, atalarım Şam'dan geldiği için ben de aynı coğrafyanın kemik yapısını taşıyorum. Kitabı eline alanlar Puduhepa'yı bana benzettiklerinde tabii ben de gurur duyuyorum Hitit Kraliçesi'ne benzer bir yüz yapısına sahip olmaktan ötürü... Ancak dediğim gibi böyle bir çabam olmadı, karakteri heykellere, rölyeflere ve günümüze taşınabilmiş olan gerçek sanat esinlerine bakarak tasarladım.

"Masallarda Kızlar Hep Kurtarılmayı Bekliyor"

Puduhepa Kitabı ile kız çocuklarına nasıl mesajlar almalarını hedefliyorsunuz?

Projenin fikir annesi ve sahibi olan Renan'ın da hep söylediği gibi, dünyada şu anda bir kadın gücü ekolü yükselişte. Biz 70 ve 80'ler kuşağı olarak bize hep olmayan bir ideal güzellik tasvir edildi. Oynadığımız oyuncaklar, anlatılan masallar, izlediğimiz filmler her zaman 90-60-90, belli bir boy, belli bir saç rengi üzerine odaklanıyordu. Fakat, biz öyle değildik. Biz sonuçta bu toprakların kara kaşlı, kara gözlü kızlarıyız. Dünyanın geneline bakıldığında da sadece belli bir ırk, o renkleri taşıyor. Bir süre sonra o masalları dinlerken, o çocuk aklımla ben şunu fark ettim ki her zaman uyuyan, bekleyen, bir cam tabutun içinde onu öpüp kurtaracak prensini bekleyen ve prens ve krallar ile evlenmesiyle mutluluğu bulan kız figürleri anlatıldı bize. Maalesef o zamanın Türk filmlerinde de her zaman zengin adamı bulup, evlenen Türk kadın figürleriyle çevremiz sarıldı. Yani kurtuluşun tamamen bir erkeğin size el uzatması sonucunda olduğu bize aşılandı. Fakat hayat öyle değil, artık 21. yüzyılda kadınlar erkeklerle aynı mesleklerde hatta bazen daha zor koşullarda belli başarılara ulaşabiliyorlar. Bu kitap ve Puduhepa karakteri de bunu bize gösteriyor.

"Ben, İstediğimi Yapma Gücüne Sahibim"

 Üç bin yıl önce Anadolu'da soylu olmayan, sıradan bir kız çocuğu doğdu, büyüdü ve belli hayalleri vardı çünkü yaşadığı topraklar, savaşı hiç bitmeyen yerlerdi. Hitit'i araştırdığınızda gidenlerin geri dönmediği, sadece "seni bir daha görebilir miyim acaba" diye eşlerin birbirine yazdığı yığınla mektup olduğunu görüyorsunuz. Dolayısıyla çok zor şartlar altındaki bir coğrafyada doğan sıradan bir kız, büyüyor ve bir kraliçe oluyor. Kraliçe oluşunun da ardında, kendi zamanının ötesinde bir eğitim ve bakış açısına sahip olmasıydı. Eline verilenle yetinmeyip, kendini geliştirmiş olması ve o sırada henüz kral olmayan fakat nüfuslu olan birisiyle evlenmesidir. Kraliçe olduktan sonra araştırırsanız, göreceksiniz ki kadın ve çocuklara daima yardım etmiş, yardıma muhtaç olan insanlara da elini uzatmış bir kadın. Buradan da kız çocuklarına vermek istediğimiz mesaj kitapta sürekli yazdığım gibi "ben hayal ettim, düşündüm, çalıştım, okudum ve yazdım" diyor Puduhepa. Ayrıca da kitap şu şekilde sonlanıyor; "Kız kardeşim sen de oku, çalış, yaz, sen de bir hayal kur ve o hayaline kavuş". Ne olursa olsun, bence her çocuğun bir hayali olması lazım ve bu hayale ulaşmak için de elinden geleni yapmalıdır. Biz yetişkinler de bu hayali görüp, duyup, onlara yol açarak, rehberlik etmeliyiz.

"5-8 Yaş Arası Çocuklar İçin Bir Tarih Kitabı"

Bir de kitaptaki tüm olaylar, tarihi gerçeklere dayanıyor. Bir çocuk için, ilham alacağı şeyin gerçek olması da çok önemli. Sonundaki künyede de kitaptaki çizimler, günümüzde Ankara, Çorum ve Adana'da bulunan müzelerde ve Boğazköy'deki açıkhava müzesinde görülebilecek tarihi eserlerden lham aldığım için bu kitabı 5-8 yaş arası küçük çocuklar için bir tarih kitabı olarak da ele alabiliriz. Çocuklara masal ve hikayelerle anlatılan her şeyin kalıcı olduğunu bildiğim için burada özellikle tarihe sadık kalmaya özen gösterdim. Belki aileler de bu künyedeki yerlerden birine götürerek çocuklarını, Puduhepa'nın izlerini takip edebilirler ki bu da çocukların üzerinde çok derin bir iz bırakacaktır.

Röportaj: Özlem Arıkan Serbez