Ekonomi yazarları yorumluyor

Ekonomi yazarları yorumluyor

Çin Halk Cumhuriyeti 70. yaşını yarın görkemli bir törenle kutlamaya hazırlanıyor. Ülkenin kuruluşundan bu yana geçen süreçte ekonomi alanında yakaladığı başarı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'nin de gündeminde. Özellikle Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in 2013 senesinde duyurduğu ve dünya ticaretinin haritasını yeniden tanımlayacak olan Kuşak ve Yol İnisiyatifi, Türkiye tarafından yakından takip edilmekte. Türk basınındaki uzmanlara göre; fırsatlar değerlendirildiği takdirde Ankara ve Beijing yeni dünya düzeninde başrolü oynayabilir.

Türk basının önde gelen ekonomi yazarlarının CRI Türk Türkiye'ye yaptığı değerlendirmeleri dikkatlerinize sunuyoruz:

"ÇİN VE TÜRKİYE BAŞROL OYNASIN"

Fikret Çengel- Türkiye Gazetesi Ekonomi Müdürü, Ekonomi Gazetecileri Derneği Yönetimi Kurulu Üyesi

Çin son 20 yılda ekonomik alanda üretim ve imalat kapasitesini ciddi biçimde modernleştirerek bir bakıma dünyanın üretim üssü haline geldi. Elde ettiği çok ciddi sermayeyi de başta Asya ile Afrika'da olmak üzere yeni yatırımlara dönüştürdü. Bu yatırımlar sayesinde o ülkenin kendi pazarları da büyüme fırsatı yakaladı. Bu geleneksel sömürge anlayışının tam tersi. Çin ile birlikte geleneksel anlayış 180 derece değişerek yatırım yapma, değiştirme, geliştirme, büyütme, o bölgelerin kişi başına düşen gelirini artırma suretiyle bir anlamda sadece kendine değil tüm dünyaya yatırım ve ihraç imkânı sağladı. Bu kapsamda Çin önemli bir duvarı aştı.

Şimdi ikinci dalgaya geçiyor. Bence Çin; daha da modernleşmek, üretim kalitesini artırmak suretiyle ucuz ürün algısını daha kaliteli mallarla değiştirmek niyetinde. Tabii Çin'in bu gücü nispeten Avrupa ama esas olarak Amerika tarafından ciddi bir tehdit olarak algılandı. Şimdilerde gördüğümüz küresel ticaret savaşları ve karşılıklı ambargolar Trump'ın politikasıyla farklı bir boyut kazandı. Çin şimdi kendi sanayisini yeni iklim, çevre koşullarına adapte etmeye çalışıyor. O anlamda çok ciddi yatırımların da olduğunu gördüm ve bizzat şahit oldum.

Çin tek kutuplu dünyanın bir alternatifini oluşturuyor. Dünyanın yeniden dengelenmesi ve yapılanmasında özellikle Afrika ve Asya'da bunun sonuçlarını önümüzdeki 10-20 yıl içerisinde göreceğiz. Pakistan'a yaptığı yatırımlar, eski Sovyetler Birliği ülkeleri olan, Özbekistan'a Tacikistan'a Türkmenistan'a yaptığı yatırımlar, Afrika'nın birçok ülkesine yaptığı yatırımlar bunlardan sadece birkaçı.

Yeni İpek Yolu projesi, dünyadaki ticaret dengesine çok ciddi etki edecek. Türkiye'yle ilişkilerin gelişmesini bekliyoruz. Çin sermayesinin Türkiye'de daha fazla yatırım yapmasını da bekliyoruz. İki ülke arasındaki ilişkiler son derece iyi gidiyor, daha da iyiye gideceğini düşünüyorum. Çünkü dünya ticaretinin yeni bir dengelemeye ihtiyacı var. Bu ihtiyaçta Çin'in mutlaka Türkiye'yle beraber başrol oynaması gerekiyor.

"TÜRK İŞ İNSANLARI ÇİN'İ SORUYOR"

Recep Erçin- Aydınlık Gazetesi Yazarı, Ekonomi Gazetecileri Yüksek İstişare Kurulu Üyesi

Çin bugün yüzde 6'yı aşan büyümesiyle tüm dünyanın fabrikası konumunda. Zaman zaman Türkiye'deki iş insanlarıyla, ihracatçılarla yaptığımız sohbetlerde bize, Çin'i soruyorlar ve Çin'in küresel ticaret savaşlarına rağmen bu büyüme temposunu sürdürmesini övgüyle anlatıyorlar. Hakikaten bir Çin mucizesi gerçekleşmiş durumda.

Çin'in Kuşak Yol İnisiyatifi, özellikle bütün Avrasya ülkeleri için çok kritik önemde. Asya ve Avrupa'nın entegrasyonu meselesinde Avrasya ülkeleri burada bir çıkış kapısı konumunda olacak. Türkiye de bunlardan bir tanesi. Çinlilerin burada yaptıkları liman yatırımları o açıdan çok önemli.

Çin şirketlerinin son dönemde dolar bazında ucuzlayan Türk şirketlerini alma yönünde eğilimleri olduğunu görüyoruz. Bu da Çin ile Türkiye arasındaki iş birliğinin Kuşak ve Yol kapsamında daha da pekişeceğini gösteriyor. İki ülkenin belli coğrafyalarda ortak iş birliği, ortak yatırımlar, ortak hareket etme gibi düşünceleri var. Bunlar henüz fikir aşamasında olsa da ilerleyen dönemlerde somut adımların atılmasını bekleyebiliriz.

Bununla beraber bugün süren ticaret savaşları, bölgesel gerilimler dikkate alındığında Çin Komünist Partisi yöneticilerinin bilgeliği, dünyayı bir üçüncü dünya savaşından koruyor. Bunu her yerde üzerine basarak dile getiriyoruz çünkü Çin'in bilgeliği olmasaydı dünya çoktan bir keşmekeş içerisinde olurdu. Avrupa devletlerindeki, Atlantik coğrafyasındaki popülist liderler dikkate alındığında Çin yönetiminin bilgeliği ve liderliği dünyayı bir dengede tutuyor diyebiliriz. Bu denge sayesinde dünya ilerlemesini kaydediyor. Çin için nice nice 70, 700 yıllara diyelim.

"ÇİNLİLER DAHA FAZLA GELECEK"

Kerim Ülker-Dünya Gazetesi Yazarı

Son çeyrek asırda dünya ekonomisinin konuştuğu bir Çin var karşımızda. Kendi içerisinde yaşadığı büyümeyi şu anda küresel bir arenaya taşımak için büyük uğraş veriyor. Son dönemde Asya'daki bu büyüme Afrika'ya, Amerika'ya ve Avrupa'ya yayılmış durumda. Türkiye de bundan büyük bir pay almaya başladı. Çin madencilik, enerji alanındaki yatırımlarına finans ve lojistiği de eklemiş halde.

Çin ekonomisindeki küresel atak son birkaç yıl içinde gerek Amerika'da gerekse Avrupa Birliği'nde büyük bir tedirginlik yaşatmaya başladı. Bu Çin için engel gibi görünse de Türkiye için bir avantaj aslında. Son günlere baktığımızda konut alımlarında Çin'in hızlı yükselişini görüyoruz. Artık Çinliler, Avrupa'dan veya Amerika'dan vatandaşlık almaktansa Türkiye'den almayı tercih eder hale geldiler. Orta ve üst sınıf Çinlilerin Türkiye'ye yakın dönemde daha fazla geleceğini göreceğiz. Bana göre, Amerika'nın ve Avrupa Birliği'nin baskıladığı Çin, turistlerini de artık Türkiye'ye gönderecek. Çin, 70. yılında büyük bir açılıma imza attı. 2. Dünya Savaşı'ndan önce küçülmüş, fakirlikle boğuşmuş bir Çin vardı karşımızda. Şimdi ise canlanıyor, uyanıyor. Napolyon Bonapart'ın 19. yüzyılın başlarında Çin'e atfen söylediği söz aslında her şeyi anlatıyor: "Bırakınız Çin uyusun çünkü Çin uyanırsa yer yerinden oynar." Şimdi yaşadığımız dönem aslında bunu gösteriyor. Çin uyandı ve bundan sonra dünya ekonomisi değişmeye devam edecek.

Haber: Gökhun Göçmen