Dr. Mehmet Perinçek, Moskova-Beijing ilişkilerini yorumladı

Dr. Mehmet Perinçek, Moskova-Beijing ilişkilerini yorumladı

Çin Halk Cumhuriyeti'nin 70. yılında yaşadığı ekonomik dönüşüm kadar siyasi alanda kurduğu ittifak ilişkileri de dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. Beijing, Asya Pasifik'ten Afrika'ya uzanan çok geniş bir yelpaze de iş birliğini derinleştirirken kimi ülkelerle olan ittifakını ise "stratejik" düzlemde tanımlamayı tercih ediyor. Bu ülkelerin başında ise şüphesiz Rusya gelmekte.

Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Ülkeleri Enstitüsü'nden Dr. Mehmet Perinçek, Moskova ile Beijing hattındaki gelişmeleri yakından takip eden isimler arasında. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in buluştuğu St. Petersburg Ekonomi Forumu'nu yerinde takip eden Dr. Perinçek'e göre iki ülkeyi birleştiren ortak nokta; Amerika kaynaklı ulusal ve ekonomik tehditler. Rusya üzerine yazdığı kitaplarla tanınan Dr. Perinçek tarafların çok kutuplu bir dünya kurma özlemini de dile getiriyor.

CRI Türk Türkçe'nin sorularını ve Dr. Perinçek'in yanıtlarını dikkatinize sunuyoruz:

Çin ve Rusya birbirini stratejik ortak olarak tanımlıyor. Stratejik iş birliği kavramı iki ülke arasında hangi alanları kapsıyor?

"Bu sorunun cevabını verebilmek için ilk başta ABD'nin dünyadaki temel stratejisini ortaya koymak gerekiyor. ABD'nin temel stratejisi Orta Asya'daki enerji kaynaklarını ve enerji yollarını kontrol altına almak.

ABD'nin Orta Doğu'da, Kafkasya'da, Doğu Avrupa'da veya dünyanın diğer bölgelerinde attığı adımlar aslında stratejik olarak, Orta Asya'da bu enerji kaynaklarını ele geçirmeye yönelik. ABD'nin bunu başarabilmesi için hem Rusya'yı hem de Çin'i dize getirmesi gerekiyor. Dolayısıyla Rusya'yla Çin arasındaki iş birliğinin temel noktalarından birini bu oluşturuyor. Yani iki ülkenin de ABD'nin planları karşısındaki ulusal güvenliklerini koruma isteği ortak.

ABD hem etnik bölücülüğü hem yobaz terörü iki ülkeye karşı kullanıyor. Zaten Shangai İş Birliği Örgütü'nün (ŞİÖ) kurulmasının temel ilkelerinin başında da etnik bölücülük ve yobaz teröre karşı iş birliği yer alıyordu.

"RUSYA HONG KONG'UN İÇ YÜZÜNÜ BİLİYOR"

Bunun yanında son Hong Kong olaylarında da bunu görmek mümkün. Rusya, Hong Kong olaylarının iç dinamiklerini yani altında yatan esas nedenleri net bir şekilde görüyor ve tespit ediyor. Bunun tamamen dışarıdan kışkırtıldığını, oradaki Amerikan parmağını Rusya da net bir şekilde tespit etmiş durumda. Bu konulardaki tecrübelerini de Çin'le paylaşmaya hazır olduklarını da birçok kez ifade ettiler.  

Rusya da daha önce turuncu devrimleri görmüş son olarak Ukrayna'da Maidan olayları yaşanmış bir ülke. Dolayısıyla bunu çok iyi anlayabiliyor.  Bu bakımdan da ulusal güvenlik ve askeri alanda iki ülke stratejik iş birliği yolunu seçmiş durumdalar.

Askeri iş birliği alanında da tatbikatlara da son dönemde sıkça rastlıyoruz. Çin, Rusya hatta İran. ŞİÖ içerisinde yine birimler oluşturuluyor. Tabii Rusya dünyadaki önemli askeri güçlerden biri. Bunu tamamlayan en önemli noktalardan biri olaraksa Çin'in ekonomik gücünü görüyoruz. 2009'da Çin'le Rusya arasındaki ticaret hacmi 39 milyar dolar. Bu 2018'de 107 milyar dolara yükselmiş durumda. 2020'de de bunun 200 milyar dolara çıkması planlanıyor. Bu da tabii stratejik ittifakın en önemli noktalarından birinin ticaret ve ekonomik alanda olduğunu bize gösteriyor.

DOLAR HAKİMİYETİNİN SONUNA DOĞRU

Burada tabii iki ülkenin arasındaki ticarette kendi para birimlerini kullanmaları da çok önemli. Rusya da Çin de ABD'nin dünyadaki dolar hakimiyetine son vermek amacıyla kendi para birimleri üzerinden ticaret yapmak üzere ciddi önlemler almışlar ve bunları uygulamaya da koymuş durumdalar.  Kısa bir süre içerisinde ruble ve yuanın iki ülke arasındaki ticaretteki payının yüzde 50'yi aşması bekleniyor.

Öte yandan Xi ve Putin'in yaptığı açıklamalarda da ABD'nin dünya hegamonyasına, tek kutuplu dünyaya ortak bir şekilde ortak bir şekilde meydan okumasına da şahit olduk. İki ülkenin iş birliği ABD'nin bölge planlarına karşı olmayı diğer taraftan tek kutuplu dünyaya son verip çok kutupluluğu öngörüyor ve bunun yanında da iki ülkenin ekonomi alanında yaptıkları iş birliğiyle de kendi refahlarını artırma isteği ve hedefini görebiliyoruz. Tabii tarım, teknoloji vs gibi çok farklı alanlarda da anlaşmalar imzalanıyor, adımlar atılıyor ama en önemli ayaklar ulusal güvenlik, askeri iş birliği ve ekonomi. 

Çin Halk Cumhuriyeti'nin 70. yılında iki ülke iki ülke arasındaki ilişkinin nasıl ilerlemesini bekliyorsunuz?

İki ülkenin geleceğini belirleyecek olan aslında hangi kampta yer alacakları ile doğrudan ilgili. 1950'lerden sonra Sovyetler, "Sosyal emperyalist" bir karakter kazanınca ikili ilişkiler bozulmuştu. Bu durum 1990'larda Sovyetler Birliği'nin yıkılması ile değişti. Zira, Çeçen savaşı gibi olayları hatırlayacak olursak Rusya "paylaşanlar" kümesinden "parçalanmak istenen ülkeler" kategorisine geçti. Bu süreçle birlikte Rusya ve Çin ilişkileri düzelme dönemine geçti çünkü iki ülke de doğrudan Amerika'nın hedefi haline gelmişti.

Bundan sonraki süreçte de Rusya ve Çin iki ülkeden beri "paylaşanlar" gurubuna katılmadığı sürece stratejik ittifak devam edecektir. Moskova açısından bakacak olursak Rusya'nın şu an itibariyle hem ekonomik hem de siyasi olarak emperyalist güç olmak gibi bir iddiası yok. Çin de sosyalizm de ısrar ettiği sürece stratejik ittifak alanları genişleyecektir.

TOPLUMLAR ARASI TEMAS İTTİFAKI GÜÇLENDİRİYOR

İki ülke arasındaki ittifakı kuvvetlendiren bir diğer etmen ise toplumlar arasındaki temas. İki toplumun birbirini daha fazla tanıdığına şahit oluyoruz. Rusya'ya gelen turistler arasında Çinliler ilk sıralarda yer alıyor. Gelen turistlerin özellikle Lenin ile ilgili müzeleri ziyaret etmesi Rus basını tarafından dikkatle takip ediliyor. Benzer durum sadece turizm değil ama aynı zamanda eğitim için de geçerlidir. Çinli öğrenciler için özel kota var ve bu iki ülkenin gelecekteki ittifakının garantisi. Tersinden bakacak olursak Rusya'da da eğitim alanında Çince yükseliyor. Örneğin Rus gençlerinin yüzde 48'i bugün en gerekli yabancı dil olarak Çinceyi gösteriyor.

Bu arada Rus basındaki haberlerde Çin ile ilgili olumsuz bir habere rastlamak çok mümkün değildir. Örneğin ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşlarında ya da Hong Kong'da meydana gelen olaylarda Rus basının Beijing'in çıkarlarını gözetmektedir. Toplamda iki ülkenin birbirini önceleyen tavırlarının sürece hakim olacağını söylemek mümkün.

Haber: Gökhun Göçmen