Dr. Güçlüer: Terörün Amacı Psikolojiktir

Dr. Güçlüer: Terörün Amacı Psikolojiktir

 

Altınbaş Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi öğretim üyesi terör uzmanı Dr. Durmuş Eray Güçlüer, Akademik Bakış programında Michael Kuyucu'nun konuğu oldu. Güçlüer, Michael Kuyucu'ya terör kavramı hakkında merak edilenleri anlattı.

Terörün Amacı Psikolojiktir

Ülkeler kendilerine göre siyasi ve çıkar ilişkileri yönünden terörü tanımlamaya çalışıyorlar, bu yüzden terörün kabul görmüş tek bir tanım yok, ama terörü normal bir suçtan ayıran özellik; siyasal amaçları elde etmek için şiddet kullanılmasıdır. Teröristler hedef seçtikleri şahısları tanımazlar, ama diğer suçlarda zarar veren saldırganlar genelde karşısındaki kişiyi bilir. Terörizmde uygulanan şiddetin amacı psikolojiktir. Diyelim ki bir yerde bir araç yakılıyor, aslında bu görüntüler ne kadar çok kişiye ulaştırılırsa, o kadar çok psikolojik etki bırakmış oluyorlar. Bu görüntüyü bir milyon kişi izlerse bir milyon araç yanmış oluyor. Bu şekilde psikolojik bir amacı da vardır. Terör, milattan önce yüzlü yıllarda kısa hançer anlamına gelen sica adında bir kılıcı kullanan ve dini ideolojiye dayanan terör grupları tarafından ortaya çıkmıştır. Şu anki modern anlamda terörizmin, Fransız ihtilalinden sonraki dönemde var olduğunu görüyoruz. Dikkat ederseniz Fransız ihtilaliyle Sanayi Devrimi aynı tarihlere denk gelmiştir ve bunun sonucunda insanlık açısından çok önemli gelişmeler olmuştur. Sonu  …..izm'le biten ideolojik akımlar ortaya çıkmıştır. Terörizm, bu akımlar sonucunda kendisinin ihmal edilmiş olduğunu hisseden grupların şiddete yönelmeleri olarak düşünülüyor. 1789 yılından sonra ikinci evre dediğimiz ikinci dünya savaşına kadar olan dönemde dünyanın çeşitli yerlerinde lokal terör örgütleri üremiştir. İster Sicariler döneminde olsun, ister şu an olsun, her terör örgütü dışarıdan mutlaka bir destek alır. Bir terör örgütünün dışarıdan beslenmeden ayakta kalabilmesi mümkün değildir.

Terörün İki Temel Gelir Kaynağı Var

Birincisi; en kolay ve en fazla para getiren narkotik kaçakçılığı. Bunun yanında silah, insan, göçmen, organ kaçakçılığı gibi para getiren her şey onlara mubahtır. O yüzden de bu birinci gelir kaynaklarıdır. İkincisi; bu terör örgütlerini besleyen bazı örgütlerin küresel uyuşturucu sistemini kontrol ettiğini görüyoruz. Mesela Latin Amerika'daki kokain ticaretinin hepsini kaçakçılar yönetmez. Bazı kurumsal yapılar, derin yapılar, kişiler ve bazı istihbarat örgütleri de bu işten kara para elde edip onları beslerler. Devlet dışı gruplara yardım fonları gibi legal görünümlü yardımlar vardır. Bazı devletler kendi milli çıkarlarını gerçekleştirmek için terörü destekleyen legal görünümlü yardımlar yaparlar. Mesela Amerika'nın 1209 sayılı kararı var; bunun üzerinde PYD'ye resmi olarak tonlarca silah gönderiliyor. DAEŞ'le savaşan bazı gruplara verilen silahların bir süre sonra DAEŞ'in elinde olduğunu görüyoruz. Bunlar el de değiştirebiliyor.

Sosyal medyanın teröre etkisi nedir?

Terör konusunda sosyal medyanın etkisi çok önemli. Terör örgütleri kendilerini tanıtabilmek, kendi etkilerini arttırabilmek için psikolojik amaçlar güderler. Eğer o psikolojik etki, bu şiddet eylemleriyle çoğaltılırsa, terör örgütleri yok edilse bile onun etkisi hala devam eder. Buna sosyal psikolojide suça maruz kalma korkusu diyoruz. Medya, terör örgütlerinin psikoljik öğelerini nötürleyici, ama halkın da doğru bilgi almasını sağlayıcı bir dengede olmalı. Bu denge terör örgütü lehine taşarsa terör örgütünü beslemiş olursunuz.

Öteki türlü olursa da gerçek haberler yerine sahte haberlerle çok daha olumsuz psikolojide bir ortam yaratılır. Terör örgütlerinin kullanım alanlarını sınırlandıracak savunma mekanizmaları geliştirmek lazım. Terörün ölen, yaralanan insanlar üzerinden yaratmaya çalıştığı şiddetin insan için ne kadar zararlı olduğu da vurgulanmalı. Sosyal medya uzmanlarının uzmanlığının bu alanda gelişmesi lazım. Türkiye şu anda stratejik dengeyi yakalamış durumda. Türkiye bu ivmeyi devam ettirirse, stratejik dengeden stratejik üstünlüğe doğru gider, ama tabii ki çevremizdeki terör hadiselerinden etkilenme durumumuz var. Türk medyası da bu tür olaylara karşı kendi uzmanlarını ve birikimlerini arttırmalı ve daha dikkatli yayın yapmalıdır.