Doç. Dr. Poyraz Gürson'dan Barış Pınarı Harekâtı değerlendirmesi

Doç. Dr. Poyraz Gürson'dan Barış Pınarı Harekâtı değerlendirmesi

Kocaeli Üniversitesi Avrupa Birliği (AB) Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Poyraz Gürson, CRI Türk Türkiye'de Tuğçe Akkaş'ın hazırlayıp sunduğu Manşet programına konuk oldu.

Fırat'ın doğusuna yönelik başlatılan Barış Pınarı Harekâtı'nı değerlendiren Gürson, Türkiye'nin güvenlikli bir koridor oluşturmaya ve terörü güneye göndermeye çalıştığını söyledi.

Doç. Dr. Poyraz Gürson'un açıklamalarından satır başları:

Bizim de dâhil olduğumuz Cenevre ve Astana barış görüşmeleri devam ediyor, Barış Pınarı Harekâtı'nın daha önceki Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı'nın devamı olarak değerlendiriyorum.

Astana'nın Cenevre'ye evrildiği süreçte Türkiye'nin de taraflardan biri olarak bu masada güçlü şekilde yer alacağını düşünüyorum.

Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD), Obama döneminden başlayan Suriye politikası var.

2011'de Obama Irak'tan askerlerini çekti, mecburen DAEŞ ile birlikte 2014'te yeniden Orta Doğu'ya dönmek zorunda kaldı. Rusya'nın buraya ineceğini de ben daha önce kaleme almıştım, Tartus'ta bir limanı var.

Rusya, Suriye ile çok ciddi ilişkisi olan bir ülke ve şu anda Fırat'ın batısında yer alıyor. Rusya'nın bu noktaya gelmede ABD'nin politikalarının etkili olduğunu söylemesi oldukça önemli.

Donald Trump, seçime 13 ay kaldığı ve siyaseten zor bir durumda olduğu için bunu rasyonalize etmek adına her gün değişik tweet atıyor.

Bir yandan kendileri PYD'yi silahlandırırken teröre koridor oluşturdular ama aynı zamanda da İran ile ilgili olası yapabilecekleri eylemeleri de örtülü bir şekilde dönüştürmeye çalışıyorlar.

Türkiye'nin terörle olan mücadeleyi 'kamuoyu oluşturma' anlamında Afrin veya Zeytindalı Harekâtı'nda olduğu kadar başarılı bir şekilde yürütebildiğini söylemek güç, burada tüm yurttaşlara büyük görev düşüyor. Çünkü sosyal medya mecralarında ve tüm platformlarda bu gerekçeleri mutlaka anlatmamız gerekiyor.

Harekât bir Suriye toprağı işgali değil, kesinlikle bir terörden arındırma ve bundan sonra mültecilerle ilgili oluşabilecek krizleri yönetebilmek adına bir gereklilik olduğunu belirtmemiz şart.