“Diyanet İşleri Başkanı'nın İstifa Yerine, Toplum Önünde Özür Dilemesi Yeterli Olacaktır”

“Diyanet İşleri Başkanı'nın İstifa Yerine, Toplum Önünde Özür Dilemesi Yeterli Olacaktır”

Vatan Partisi Genel Sekreteri Utku Reyhan, diyanet işleri başkanının Kadir Mısıroğlu'nu ziyaretini, andımız konusunu ve Suriye konusundaki gelişmeleri değerlendirdi. Reyhan, bunun kabul edilemez bir hareket olduğunu vurgulayarak, milli mücadelemizin lideri, Cumhuriyetimizin kurucusu ve ülkemizin en önemli değeri olan Mustafa Kemal Atatürk'ün ölüm yıldönümünden bir gün önce yapılan bu ziyaretin çok büyük bir yanlış olduğunun altını çizdi. CRI TÜRK FM'de Kâmil Erdoğdu'nun hazırlayıp sunduğu Manşet programında Utku Reyhan şu şekilde konuştu; "Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, şu anda bütün tarikat ve cemiyetlerin ortak hedefi durumunda. Dolayısıyla kendisini bu kadar yıpratacak ve görevinden istifa ettirecek bir açıklamayı doğru bulmadık. Sayın Erbaş daha önce birkaç kez dinî şuralar toplayarak, tarikat yapılanmalarının bir kısmının artık bir menfaat odağı olduğunu söyledi. İşi ticarete döktüklerini ve bir kısmının da FETÖ ve Adnan Hoca örneğinde olduğu gibi suç hatta terör örgütüne dönüştüğünü ifade etti. Şu anda Süleymancılar'dan Menzilciler'e, Nurcular'dan diğer gruplara kadar birçok örgüt, "Devlet ve diyanet bizi baskı altına almaya çalışıyor" diye çeşitli yayın organları vasıtasıyla kendisine muhalefet ediyor. Belki bize kızanlar olacaktır ama biz bunu kıymetli buluyoruz. Gerçekçi baktığımızda, mevcut Diyanet İşleri Başkanı'nın bu tutumunun desteklenmesi gerektiğini düşündüğümüz için istifa yerine, bu ciddî hatayı kabul ederek, toplum önünde erdemli özür dilemesinin yeterli olacağını düşünüyoruz".

"Okullarda Yasaklansa da Milyonlarca İnsan Andımız'ı Okuyor"

Utku Reyhan, bu hükümet döneminde olmasa bile Vatan Partisi önderliğinde kurulacak bir millî hükümette, Andımız'ın mutlaka okutulacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü; "Şu anda Türkiye'nin içine girdiği siyasi sürecin doğal bir sonucu olarak, bugün Türkiye yeniden Atatürk'ü keşfetmekte ve yeniden varlığını, milletinin varlığına feda etme istemine girmiştir. Hükümet maalesef burada yanlış bir tutum içindedir. Milletin 29 Ekim ve 10 Kasım'da Anıtkabir'deki tablolar göstermiştir ki her ne kadar okullarda yasaklansa da milyonlarca insan hep bir ağızdan Türkiye'nin yüzlerce meydanında Andımız'ı okudu. Bu nedenle de hükümetin buna direnmesinin hiçbir anlamı yoktur. Andımız, 1930'lardan bu yana Türkiye'nin değeridir ve hiç de onların iddia ettiği gibi köhne bir demir perde ülkesi geleneği değildir, dünyadaki tüm ulusların ülkelerini birleştiren bu tip metinleri vardır. Özellikle de İstiklâl Marşı ile Andımız'ı karşı karşıya koymak, neresinden bakılırsa bakılsın, çok ciddî bir yanlıştır".

"Milletimizi Dindar ve Laikler Şeklinde Bölmek, Ancak Türkiye Düşmanlarının Bir Oyunu Olabilir"

Sosyal medyada çeşitli mecralarda Atatük'ün ilah olup olmadığı, insanların ona tapındığı gibi çıkarılan tartışmaların çok sunî olduğunu belirten Reyhan, şu ifadeleri kullandı; "Bu tartışmalar anlamsızdır çünkü zaten Atatürk'ün kendisi her türlü dogmaya ve bilim dışı yaklaşıma karşı olan ve bunu birçok söyleminde ifade etmiş bir liderdi. Hayatta en hakiki yol göstericinin de bilim olduğunu söylemiştir. Bazı gardrop Atatürkçüleri'nin sadece sosyal medyada alkış almak adına Atatürk'ü ilahlaştırması, öncelikle Atatürk'ün manevi mirasına büyük bir hakarettir. Ayrıca bugün milletimizi dindar ve laikler diye bölmek, ancak Türkiye düşmanlarının bir oyunu olabilir. Atatürk zaten dindar olan, olmayan tüm kesimleri zaten birleştirerek, millî mücadeleyi vermiştir".

"Suriye Konusunda, Hükümetin Artık İnadı Bırakıp, Kendi Siyasetlerini Türkiye'nin Çıkarlarının Gerisine Koyması Gerekir"

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in, Türk ve Suriyeli yetkililerin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla, Tahran'da altı kez görüştükleri şeklinde yaptığı açıklamanın ardından, bu süreci Utku Reyhan şöyle değerlendirdi; "Bu diplomasi, gizli olarak yürütülüyor ve bize bölgedeki bazı önemli yetkililerden gelen bilgiler aldık. Bu memnuniyet verici bir gelişme fakat bölgede barışın sağlanması ve Türkiye ile Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması için bundan daha ileri adımlara yani alenî görüşmelere ihtiyaç vardır ki o da kaçınılmaz olarak yapılacaktır.  Türkiye'nin hem ekonomik hem de güvenlik ihtiyaçları, Sayın Esad ile birlikte İşid ve PKK terörüne karşı mücadeleyi zorunlu kılmaktadır. Aynı zamanda cephe gerisinde Rusya, Çin ve İran'ın da bulunduğu çok büyük bir birliktir, Türkiye'nin buna sırtını dönme şansı yoktur. Bu nedenle de hükümetin artık inadı bırakıp, kendi siyasetlerini Türkiye'nin çıkarlarının gerisine koyması gerekir. Türkiye'nin çıkarı, Suriye ile barışı ve her alanda iş birliğini dayatmaktadır. Bu gelişmeleri olumlu karşılıyoruz ancak yeterli bulmuyoruz".