“Cumhurbaşkanı Bugün İsterse CHP'yi de Kapatabilir”

“Cumhurbaşkanı Bugün İsterse CHP'yi de Kapatabilir”

CRI TÜRK FM'de Erkan Tan Vakti'nin Konuğu, Gazeteci Yazar Süleyman Özışık oldu.

Erkan Tan: Referandum tartışmalarında Evet diyenler mi Hayır diyenlere hakaret etti, Hayır diyenler mi Evet diyenlere hakaret etti? Kim başlattı, nasıl oldu?

Süleyman Özışık: Ben bu konudaki tartışmalara bugüne kadar hiç girmedim. Nedenim de şu; biz 15 Temmuz'da tankların üzerine yürürken sağımızdaki solumuzdaki insanlara ne partisini ne ideolojisini ne inancını sorduk. Dolayısıyla böyle bir dönemde birbirini ötekileştirenler için söylüyorum. Bunlar her kim ise bu ülkeye yazık ediyor. Bizim dostluğumuza, kardeşliğimize, komşuluğumuza ve bu ülkeye yazık ediyor. Bazı öne çıkan kişiler var, bunlar topluma mal olmuş kişiler olduğu için üsluplarına biraz daha dikkat etmeleri gerekiyor. Bir de sonuç olarak bir referanduma gidiyoruz, savaşa gitmiyoruz. Özgür olarak gidip bir kesim ben şöyle yönetilmek istiyorum diyecek, bir kesim de hayır efendim ben böyle yönetilmek istiyorum diyecek ve ortaya demokratik sonuç çıkacak. Bunu için birbirimize hakaretler etmeye, birbirimize küfürler yağdırmaya, düşmanca davranmaya hiç gerek yok. Böyle bir sona da soruna da ihtiyacımız yok. Referandumdan sonra da biz yine bu ülkede hep beraber yaşayacağız. Komşu komşunun külüne muhtaçtır sözünden yola çıkarak hepimiz birbirimize yine zor zamanlarda muhtaç olacağız. Dolayısıyla bu dönemlerde 'Evet' diyen ben, birçok platformda kendi fikrimi, düşüncemi ve referandum kararımı açıkladım. Ben Evet'çilerdenim; ama bu dönemde Hayır diyen, demokratik hakkını Hayır'dan yana kullananların bu anlamdaki düşüncelerini dile getirme özgürlüğü de benim namus borcumdur. Ben Hayır diyenlerin, Hayır deme özgürlüğünü de savunmak zorundayım. Hepimizin böyle yapması lazım; ama maalesef içimizde her işi gerginliğe vardırmaya çalışan, önüne gelene hakaretler etmeye çalışan bir tayfa var. Bunu kabul edelim.

Erkan Tan: Muhaliflerin yani 'Evet' demeyecek olanların tezlerini herhalde dinliyorsunuzdur. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Süleyman Özışık: Cumhurbaşkanı bugün isterse CHP'yi de kapatabilir.

Siyasetçiler doğru konuşursa, bazı şeyler vatandaşa doğru aksederse, vatandaş bunları çok daha iyi anlar ve ona göre karar verir. 'Hayır' cephesini savunan siyasi kanat, günlerdir meydanlarda, televizyonlarda ve diğer platformlarda şunu söylüyor; bu ülkeyi tek adama devredeceğiz, bir dikta rejimine gidiyoruz. Bu iki yüzlülüğün daniskasıdır. Yaklaşık beş yıldır hepimiz şahidiz. Beş yıldır Recep Tayyip Erdoğan'a diktatör diyorlar mı? Demek ki şimdi döndüler, Tayyip Erdoğan'ı sevmeye başladılar. Şöyle bir argüman geliştirdiler ki hakikaten çok gülünç ve utanç verici; Tayyip Bey tamam da ya Tayyip Bey'den sonra bir manyak gelirse. Hani Tayyip Bey, beş yıldır diktatördü. N'oldu, birdenbire çok iyi adam oldu şimdi? Korkunç bir tezat oluşturuyor. İki argümanları var. Bir, tek adam rejimi; iki, Cumhurbaşkanı özerklik ilan edebilecek. Allah aşkına çocuk mu kandırıyorsunuz? Türkiye Cumhuriyeti'nde kanunları çıkarmak TBMM'nin elinde. İl, ilçe, belde gibi bölgeleri oluşturmak sadece meclisin elinde. Hadi diyelim ki Recep Tayyip Erdoğan'ın elinde akıl ve mantık dahilinde bizim şunu sormamız gerekmiyor mu? Ülkeyi özerk bölgelere ayırarak bölünmenin önünü açacak yetki madem Recep Tayyip Erdoğan'ın elinde; o zaman HDP ve PKK neden buna karşı çıkıyor? Normalde desteklemeleri gerekiyor. Recep Tayyip Erdoğan'a yetki verilmiyor, aksine Cumhurbaşkanının elindeki yetkiler tırpanlanıyor şu anda. Anayasanın 101, 102, 103, 104, 105, 106 ve 126. Maddeleri korkunç içeriklere sahip, bugün Erdoğan bunların tamamını kullanmaya kalksa, hakikaten tam bir diktatörlük ortaya çıkar. Başbakanı atamaktan tutun, meclisin toplanmasına, Genel Kurmay Başkanı, Yargıtay Başkanı, Danıştay Başkanı, Sayıştay Başkanı, Anayasa Mahkemesi'nin üyeleri, savaş ilanı, sıkıyönetim ve OHAL ilanı ve bunu dışında 126. Maddede muğlak bir ifade var. Tüm bu yetkilerin yanında diğer yetkileri de kullanabilir diyor. Diğer yetkiler ne, muğlak? Ucu açık. İroni olsun diye söylüyorum, Cumhurbaşkanı bugün isterse CHP'yi de kapatabilir. Bugünkü şartlarda Yargıtay üyelerinin tamamını ve başkanının Cumhurbaşkanı atamıyor mu? Mantık buysa, Yargıtay başkanı eliyle CHP hakkında bir gerekçe bulup Anayasa Mahkemesi'ne işi intikal ettirip CHP hakkında çok rahatlıkla bir kapatma davası açtırabilir Cumhurbaşkanı.

Eğer şuç işleniyorsa, karşımıza üç bariyer çıkıyor Cumhurbaşkanını engelleme konusunda. Bakın Cumhurbaşkanını bugün elinde sadece bir konuda, bütçe yapma konusunda kanunu yetkisi veriliyor. Onun dışındaki tüm yetkiler meclistedir. Kaldı ki Cumhurbaşkanının bu bütçe önerisini meclis isterse kabul etmeyebilir. Bu yetkisi var. Cumhurbaşkanının hiçbir konuda kanun yetkisi yok; ama deyin ki Cumhurbaşkanı sınırlarını aştı diktatör oldu ve bir kanun çıkarmaya çalıştı, baskı yaptı. Burada şöyle bir şey ortaya çıkıyor. Meclis, cumhurbaşkanının gönderdiği kararnameye karşılık bir kanun çıkardığında, Cumhurbaşkanının kararnamesi otomatikman çöpe gidiyor. Hadi diyelim ki bunu başaramadı meclis, 126 milletvekilinin oyuyla o karar anayasa mahkemesine gidebiliyor. Anayasa mahkemesi bu kararı iptal edebiliyor. Hadi onu da boş verin, ben bu ülkede 6 sefer gidip, 7 sefer gelen Başbakanlar gördüm ve ben bu ülkede bir Anayasa kitapçığı atarak, ülkeyi dibin de dibine vurduran Cumhurbaşkanları gördüm. Hatta askerle bir olup darbe yaptıran Cumhurbaşkanlarını da gördüm. Bu Cumhurbaşkanlarının yargılandığını hiç gördünüz mü, hesap sorulduğunu gördünüz mü? İktidarlar hep bunun hesabını verdi, CHP'si, MHP'si, DSP'si, ANAP'ı. Sırf o ekonomik kriz yüzünden dibe vurdu. Cumhurbaşkanı, eğer meclis kendisini yüce divana gönderirse, meclisi feshedermiş diye bir palavranın arkasına sığınıyorlar. Cumhurbaşkanı böyle bir şey yapmak isterse, bir; kendi makamını da feshetmiş olur, iki; hakkındaki suçlamalar düşmez. Her halükârda makamı fes olsa bile yüce divana çıkmak zorunda. Yüce Divan'a giden veya meclisin karşısında durduğu bir cumhurbaşkanı beş yılda bir milletin huzuruna gelecek, hesap verecek, oy isteyecek. Yüce Divan'dan kaçan bir Cumhurbaşkanına millet oy verir mi?

Ben bu ülkede artık kumar masalarında suratının ortasına yumruk yiyen başbakanlar istemiyorum, ben medya patronlarının pijamayla karşıladığı liderler istemiyorum, ben Lüksemburg gibi bir ülkecikten 750 milyon dolar parayı alıp, gelip ancak onunla memur maaşlarının bir kısmını ödeyen liderler istemiyorum. Ben bir irade istiyorum. Dünyanın tam da bir lidere ihtiyacı olduğu bir anda ben Recep Tayyip Erdoğan'a inanıyorum, güveniyorum ve en önemlisi bu milletin kararına ferasetine güveniyorum, doğru olanı yapacağına inanmıyorum. Diyelim ki Recep Tayyip Erdoğan önümüzdeki dönemde işi diktatörlük boyutuna mı vardırmaya çalıştı? Yahu biz 15 Temmuz'da hep birlikte alçak oğlu alçağın bir diktatör özentisinin karşısına dikilip hep birlikte mücadele etmedik mi? Bir kere daha çıkarız mücadele ederiz. Eğer bir diktatörlük özlemi varsa, onun karşısında durmayı da biliriz.