“Çocukların Kendini Bildiği Yaşlardan İtibaren Aile İçinde ve Okuldaki Eğitimin Önemi”

“Çocukların Kendini Bildiği Yaşlardan İtibaren Aile İçinde ve Okuldaki Eğitimin Önemi”

Vatan Partisi Öncü Kadın Genel Başkanı Pınar Gül, çocuk istismarı konulu çalıştayı değerlendirdi. Gül, değerli uzmanların farklı alanlarda konuşmalar yaptığı çalıştayın sonucunda eğitimden sağlığa kadar pek çok faydalı önerinin ortaya çıktığı çok başarılı bir çalışma gerçekleştirildiğini ifade etti. CRI TÜRK FM'de Kâmil Erdoğdu'nun hazırlayıp sunduğu Manşet programında Pınar Gül şu şekilde konuştu; "Çalıştayda en çok eğitimin üzerinde duruldu. Çocukların daha kendini bildiği yaşlardan itibaren gerek aile içinde gerekse okuldaki eğitimin önemi vurgulandı. Biz de buna eğitimin yeniden birliğin sağlanmasını ve yurtların da kamulaştırılması gerektiğini ilave ettik. Üniversite eğitiminde, hukuk, tıp, eğitim fakülteleri gibi birebir çocuklarla ilgili olabilecek birimlerde çocuk cinsel istismar ve sömürüsüne ilişkin özel derslerin okutulması gerektiği de ele alındı. Eğitim okulların dışında aile içinde ve toplumsal bir eğitim olarak ele alınmalı, dolayısıyla medyaya da düşen görevler tartışıldı. Toplumun ve çocukların bilinçlenmesi üzerine yapılan konuşmaların ardından mağdur olunduktan sonra çocuk ve ailenin rehabilitasyonuna ilişkin konular görüşüldü".

"Bir Çocuk Cinsel İstismara Mahkûm Bırakıldığında, Toplumun Geleceği Baştan Kararmış Oluyor"

Terörün hem Türkiye'nin içinde yaşadığı hem de terör yaşanan her ülke için geçerli bir konu olduğuna dikkat çeken Pınar Gül sözlerini şöyle sürdürdü; "Çocukların küçük yaşta kaçırılarak, silahla tanıştırılmalarını da çocuk ihmalinde bir unsur olarak ele alındı. Bu çalışmanın en önemli sonucu; bakanlıklar arasında bir koordinasyon yok İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı'nın bir araya gelerek, strateji oluşturması ve bu stratejiye bağlı kalarak toplumu verilerle, bilgilerle donatmaları gerektiği bağlamında bir çağrı yapıldı. Tüm sonuç bildirgelerini ilgili kurumlara ileteceğiz. Daha önce de çalışmamızın başındayken ileterek, bu kurumlardan yardım istemiştik. Gelip çalıştaya katılmalarını ve bilgi vermelerini istemiştik, o zaman başaramadık onları katmayı ama belki sonuç bildirgesini kendilerine ileterek, dikkatlerini çekmeyi başarabiliriz. Çocuklarımızın geleceğin teminatı olduğunu bildiğimiz için bu yola çıktık. Sosyal hizmetlerde uzman profesör bir arkadaşımız; çocukların uğradığı cinsel istismar ve sömürüyü "Ruhun Felaketi" olarak tanımladı. Ruh ölüyor ve çocuk öyle bir travma geçiriyor ki sonraki yaşamında sağlıklı bir birey olarak toplumsal hayata katılması neredeyse olanaksızlaşıyor. Bir çocuk cinsel istismara mahkûm bırakıldığında, toplumun geleceği baştan kararmış oluyor".