Çin SSCB'ye de Japonya'ya da Benzemez

Çin SSCB'ye de Japonya'ya da Benzemez

Washington'ın Çin'e karşı ekonomik savaşı, ABD'nin Sovyetler Birliği'ne karşı kullandığı taktiklerden ve 1980'lerde Japonya ile giriştiği çekişmelerden öğrendiği bir savaş. Oysa Çin ne Sovyetler Birliği ne de Japonya'ya benzer. ABD'nin Beijing'e yönelik agresif ticaret eylemleri yakın gelecekte askıya alınmadığı takdirde hem dünya ekonomisine hem de ABD'nin kendisine zarar verecek.

Çin, toplam Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'da ABD'nin önüne çoktan geçti. Hatta öyle ki Çin, 2020'lerde sivil uçak pazarındaki Boeing ve Airbus ile rekabet edebilecek durumda olacak. Ayrıca gelecekte, Çin'in ekonomisi, Amerika ekonomisinden daha da büyük olacak.

Öte yandan Amerika'nın Çin'e karşı ekonomik savaşının araçları her iki ülkeye de zarar verecek kadar güçlü olsa bile eski moda ve başarılı olamayacağını da söylemek gerek.

ABD'nin temel taktiği, Çin'in yüksek teknolojili ürünlerini satın almayı veya ileri teknolojileri satmayı bırakma konusundaki güvenlik ittifakını (NATO ile Japonya, Avustralya ve diğerleri) zorlayan soğuk savaş tarzı "çevreleme" şeklinde.

ABD'nin soğuk savaş tarzı çevrelemesinin ana taktiği ise NATO ile Japonya, Avustralya ve diğer ülkelerle olan güvenlik ittifakını zorlayarak, Çin'in yüksek teknolojili ürünlerinin satın alınmasını ve Çin'e ileri teknolojilerin satılmasını durdurmak biçiminde seyrediyor.

1980'lerde, Japonya'nın üretim üstünlüğünü durdurma girişiminin bir parçası olarak ABD, Japon yeninin değer kaybetmesi durumunda para manipülasyonu olacağı tehdidiyle kota ve tarifelerle piyasalarını ihracata kapatmaya çalıştı. 1980'lerin ortalarından 1990'lara kadar ise ABD, Japon para biriminin sürdürülebilir bir aşırı değerlenmesinin önüne geçmeyi başardı.

Renminbi Değer Kazanmaya Devam Ediyor

ABD, Çin'de aynı kartları oynuyor: Piyasa kur manipülasyonu söylentileri yayıyor ve pazarları kapatıyor. Ancak ABD Başkanı Donald Trump göreve başladığından beri, ABD'nin tüm aksi çabalarına rağmen renminbi, dolar karşısında değer kazandı.

Elbette, ABD'nin ticaret savaşında "şahinler" ve "güvercinler" var. Şahinler, Sovyetler Birliği'ni diriltmek için Çin'i dizlerine çekmek istiyor. Ilımlılarsa fikri mülkiyet gibi belli imtiyazların peşinde. Çin muhtemelen bu imtiyazları verecek ama bu imtiyazları vermesi ülkenin büyümesini de engellemeyecek.

Çin, ABD Tehditlerine Boyun Eğmez

Çin'in teknolojisi ve endüstriyel üsleri çok güçlü ayrıca dünyadaki ekonomik ve diplomatik bağları çok derin. ABD tehditlerine de boyun eğmez. Japonya'nın aksine, Çin, Amerikan güvenlik şemsiyesinin bir parçası değil ve ABD'nin iyi niyetine bağlı değil. Çin'in ürünleri tüm dünyada alıcı buluyor çünkü yüksek kaliteliler, daha az maliyetliler ve çoğu zaman diğer ürünlerden daha üstün özelliklere sahipler.

Bugünün ticaretinde korku politikası küresel maliyetleri artırıyor. Dünya ekonomisi, Trump'ın aceleciliği ile yavaş yavaş yerinden ediliyor. İş yatırımları belirsizlik yüzünden giderek daha fazla bozuluyor.

Çin'in fikri mülkiyet ve piyasaya erişim konusunda net bir taahhütte bulunma zamanı geldiyse ve Trump'ın büyük bir başarı beyan edip devam etmesi için bir zaman varsa, o zaman "şimdi"dir.

Kaynak: Financial Times – Jeffrey Sachs