“Çin sosyalizminin etnik meseledeki başarısı, tüm dünyaya örnek olmalıdır”

“Çin sosyalizminin etnik meseledeki başarısı, tüm dünyaya örnek olmalıdır”

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, yaptığı Çin ziyaretini ve hem Çin hem de dünya açısından önemli olan iki toplantı sürecini değerlendirdi.

Perinçek, 21 – 28 Şubat arasında Çin Komünist Partisi ve Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi yönetimi tarafından Çin'e davet edildiğini belirterek, Beijing'de Çin Komünist Partisi ile Vatan Partisi olarak üst düzey görüşmeler yaptıklarını dile getirdi.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, CRITÜRK'te Tuğçe Akkaş'ın sunduğu Manşet programına katıldı.

Perinçek, Urumçi'de Çin'in etnik siyaseti ile etnik gruplar arasında dayanışma pratiği ve Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'ndeki başarılar konulu toplantıya katıldıklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu toplantıda, Mısır Meclis Başkanı ve Bangladeş Meclis Başkanı'nın ardından üçüncü konuşmayı yaptım ve benim ardımdan da Rusya Komünist Partisi'nin lider kadrosundan biri konuştu. Böyle bir davet, Vatan Partisi'nin ve Türkiye'nin Çin'deki konum ve prestiji bakımından da önemliydi. Orada teröre karşı mücadelede son derece önemli konularda açıklamalar yaptım. Batı Asya, Suriye ve Irak'ta ABD'nin işgali sonrasında nasıl bir terör fideliği haline getirildiğini, yetiştirilen teröristlerin Çin, Pakistan, Afganistan, Türkiye ve bölge ülkelerine gönderildiklerini anlattım. Batı Asya ülkelerinin, Çin ve Asya'nın diğer büyük ülkeleri arasındaki terörle mücadele hususunda ortak bir zeminin oluştuğundan bahsettiğim konuşma çok etkili oldu. Sosyalizmin, etnik nesil üzerindeki başarılarına bir kez daha şahit olduk. Etnik meselede Çin sosyalizminin başarısı tüm dünyaya örnek olabilecek bir tecrübedir. Mesela, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'nde her bir televizyon ayrı dilde yayın yapmasının yanı sıra gazete ve dergiler de tüm bu dillerde yayınlanıyor. Camilerin kapatıldığına dair çıkan haberlerin aksine, dünyada en çok cami olan yer Uygur Bölgesi'dir. Türkiye'de bin kişiye bir cami düşerken, Uygur Özerk Bölgesi'nde beş yüz kişiye bir cami düşüyor. Çarşılarda esnafın yüzde 95'i Uygur. Son derece modern kentler kurulmuş. Eğitimde, ilkokuldan başlayarak, üniversitenin sonuna kadar Uygurca, Kazakça eğitim alınabiliyor. Türk ve Hun tarihi ile ilgili Çin'de yapılan araştırmaların, Türkiye'dekinin yüzlerce katı fazla oranda olduğunu görüyorsunuz."

"Çin'in Merkezi Meclisi'nde çıkarılan kanunlar, önce tabandaki meclislerde tartışılıyor"

Doğu Perinçek, Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı 13.Ulusal Komitesi'nin ikinci toplantısı ve 13. Çin Ulusal Halk Meclisi ikinci toplantısı (İki Toplantı) hakkında değerlendirmelerde bulundu. Çin'deki demokrasinin, Batı tipi demokrasilerle karşılaştırıldığında, tabana yani fabrikalara, köylere mahallelere dayanan bir sistem olduğunun altını çizen Doğu Perinçek, şunları söyledi:

"Türkiye Büyük Millet Meclisi sisteminden farklı olarak, Çin'in Merkezi Meclisi'nde alınan kararlar ve çıkarılan kanunlar için çok önceden tabandaki meclislere öneri olarak gönderiliyor ve oralarda tartışıldıktan sonra Merkezi Meclis, alınan sonuçlara göre karar verir. Meclis üyeleri de sadece politikacı değil, aynı zamanda fabrikada, köyde çalışan ya da ticaret yapan yani hayatın içinden gelen insanlardır."

"Çin'de yabancı sermaye, 'sıcak para' anlayışı yerine 'istihdam yaratmaya' yöneliktir"

İki Toplantı'nın gündemine göre, toplantıda hükümetin çalışma raporunun yanı sıra, plan ve bütçe raporları ile yabancı yatırımlar taslağının ele alınacağı ve özellikle yabancı yatırım yasasında temel bir sistem değişikliği olacağı açıklamasını değerlendiren Perinçek, şöyle konuştu:

"Çin'de 56 milliyet var ve azınlık milletlerin yaşadığı, özerk bölge ve ilçelerin kalkınması için devlet bütçesinden ayrı kaynaklar tahsis ediliyor. Çin'in en hızlı gelişen bölgesi de Uygur Bölgesi'dir bu da kamu kaynaklarından oraya özel bir bütçe ayrılmasına bağlı olarak gerçekleşmiştir. Yabancıların Çin'e yaptığı yatırımlar da eskiden beri son derece düzenlidir ve kuralları vardır. Oraya gelen yabancı sermaye, Çin kanunlarına bağlıdır. Türkiye'de olduğu gibi İstanbul borsasına girip, iki gün sonra oradan büyük vurgunlar yaparak geri dönemez. Hatırladığım kadarıyla dışarıdan gelen sermayenin en az üç yıl Çin'de kalması gerekir. Sıcak para anlayışı yerine, bu yatırımlar istihdam yaratmaya yöneliktir. Elinde dört trilyon dolarlık muazzam bir dış ticaret fazlası olduğu için dünya ile ilişkisinde de Çin'den dünyaya yayılan sermaye, dışarıdan Çin'e gelen sermayeden çok daha fazladır. Şimdi de bu toplantılarda belki de bugüne kadar yapılan düzenlemelerden daha sıkı, gelen yabancı sermayeyi daha fazla kurala bağlayan ve Çin ekonomisinin gelişimi açısından daha elverişli düzenlemeler söz konusu olacaktır. Çinlilerin formülü "Kazan Kazan" ilkesi olduğu için içeride ve uluslararası ilişkilerde, karşılıklı kazanmak üzerine kuruludur. Dolayısıyla bir tarafın diğerini sömürdüğü sermaye ilişkileri yerine, üretime ve istihdam yaratmaya yönelik hem Çin'in kazandığı hem de birlikte iş birliği yaptığı ülkelere kazanç sağlayan ekonomik ilişkiler kurmaktadır."