Çiğdem Tunç'tan CRI TÜRK'e Özel Açıklamalar

Çiğdem Tunç'tan CRI TÜRK'e Özel Açıklamalar

Yeşilçam'ın unutulmaz karakteri 'Şoför Nebahat',  tiyatro sahnesinde…

1960'lı yıllarda Yeşilçam'da fırtına gibi esen 'Şoför Nebahat' karakterine bu kez usta sanatçı Çiğdem Tunç hayat veriyor.

Barış Bölükbaşı'nın kaleme aldığı oyunda Çiğdem Tunç'un yanı sıra Murat Parasayar, Abidin Yerebakan, Sema Aras, Melih Çardak, Deniz Salman, Gökçeçiçek Özülkü, Onur Sarıaltın, Deniz Değirmenci, Alper Çorumluoğlu, Çağrı Erceber, Soykan Kişioğlu, Melek Karabiber, Derya Yıldız, Ezgi Küçük, Savaş Özkartal da rol alıyorlar.

Usta sanatçı Çiğdem Tunç, CRI TÜRK'te Tuğçe Akkaş'ın konuğu oldu. Tunç, CRI TÜRK Özel'de yeni oyunları "Şoför Nebahat" ve sanata dair açıklamalarda bulundu.

Çiğdem Tunç Tiyatrosu, yepyeni bir oyunla kısa süre önce seyircilerle buluştu. Yeşilçam'ın unutulmaz karakteri 'Şoför Nebahat' ilk defa bir tiyatro oyunu olarak sahneleniyor. Pek çok kişi bu hikâyeyi biliyordur ama bilmeyenler için kısaca değinebilir misiniz?

Yeşilçam'da 60'lı yıllarda "Şoför Nebahat" karakteri ortaya atılıyor. Babasını kaybettiği için bir kadının ekmek kavgasına düşüp direksiyon sallamaya başlaması, onların arasında kendine yer bulabilmesi adına biraz hanımsı özelliklerinden vazgeçip erkek gibi o raconları kullanarak onların arasında yadırganmadan yer bulmaya çalışması… Bu sayede ekmeğini kazanacak ve ayakta kalabilecek. Bu bugün bile ilginç bir öykü, 'neden' derseniz? Şimdi bir dolmuş kuyruğuna girsek ve dolmuş şoförü hanımsa yine dikkatimizi çeker. Çünkü daha çok ataerkil olarak bilinen bir meslek dalı, aradan geçen 50 yıl zarfında ilginçliğini hiç kaybetmemiş. Onun için 'biz tekrarlayalım' dedik.  Hem Yeşilçam'a saygı duyalım, selam duralım hem de oradaki yitirdiğimiz değerleri biz kez daha gündeme getirip onları yâd edelim. Şu anda yaşamakta olan o filmleri çevirmiş Fatma Girik gibi İzzet Günay gibi isimleri konuk edelim, onlara da saygı duruşunda bulunalım istedik. Sinema filmindekinden daha farklı çünkü bizim oyun yazarımız Barış Bölükbaşı dedi ki "Ben bunun bire bir aynısını yapmam, ben bu 'Şoför Nebahat' karakterini ve mücadelesini temel taşı olarak barındırıp yanı sıra bütün karakterleri kendim sıfırdan yaratırım ve olaylar örgüsünü"… Sonuçta da inanıyorum ki, ortaya güzel bir şey çıktı. Tabii takdir seyredenlerin olacak ama biz bu konuyu 2017'de yeniden gündeme getirmiş olduk. Bakıyorum, kısa süre önce Fatma Girik Hanımefendi yine 'Şoför Nebahat' kıyafetini giymiş ve 50 yıl sonra partneri İzzet Günay ile birlikte eski otomobillerin başına geçmişler, o günleri yâd etmişler. Bunda biraz bizim payımız var, diye düşünüyorum. Akla getirdik, ne mutlu bize, diyorum…

ÇiğdemTunç-3

"Şoför Nebahat" ataerkil toplumda mücadele eden bir karakter. Erkeklere karşı da bir direniş sembolü denebilir mi?

İlk 1960 yılında ortaya atılan çekimi yapılan bir sinema filmi dolayısıyla bir proje. Özellikle de 'kadın hakları' sesleri bu kadar yüksek perdeden duyulmadığı yıllarda böyle bir karakteri yaratmış olmaları çok önemli bir hareketin başlangıcı. Erkeklerle birlikte uyum içinde yaşayabilmek için kadınsı özelliklerini geri plana atmak zorunda bir kadın aslında. Onlara karşı direnmiyor ama art niyete karşı direnişi var. Bu erkeksi özellikleri 'aşk' söz konusu olduğunda üzerinden uçup gidiyor ve ufacık kırılgan bir kadına dönüşüyor, çok seven… Oyunda bu ikisinin duygu geçişleri var. Komiser Derman, bizim oyundaki Şoför Nebahat'in gönlünü kaptırdığı semt karakolunun komiseri. Onu da Murat Parasayar canlandırıyor. Nebahat bir yandan elindeki tespihi saklamaya çalışıyor bir yandan da üstüne başına çeki düzen vermeye çalışıyor. Adam öyle görüp de hiç etkilenmeyecek çünkü hiç dönüp bakmayacak, diye ama oyunun kırılma noktalarında bunun öyle olmadığı anlaşılıyor.

Sezer Sezin, Fatma Girik gibi pek çok efsaneden sonra siz karakteri sahneye taşırken kendinizden bir şey kattınız mı?

Tabii ki… Bana da yaraşacak bir rol olsun istedim. Demek ki, seyrederken hep içimde bilinçaltımda bir yerlerde 'keşke bu rolü oynayabilsem' geçmiş bu belli, su yüzüne çıktı. Çünkü benim tavrımda da vardır o. Ben de yıllarca sadece ve sadece sanatıyla kendini ifade ederek bir yere gelmeye çalışmış bir insanım, emeğimle, sanatsal becerilerimle… Aynı savaşı ben de vermişim ve de her iki cinse karşı vermişim üstelik. Bana hep "sen tırnaklarınla kazarak geldin" derler. Onun o güçlü kalma özelliklerini bu rol için biçilmiş kaftan gibi sahneliyorum. Sadece 'Şoför Nebahat' kasketini giyip montunu bile sırtıma atsam gerekse fiziksel özelliklerimden, duruşumdan, boyumdan dolayı insanlar 'tamam Şoför Nebahat geldi' derler diye düşündüm ve doğru çıktı. Fikrine hürmet ettiğim kiminle konuştuysam 'bu rol, senin için biçilmiş bir kaftan' dediler. Kendimden kullanıyorum tabii, o savaşçı özelliğimi kullanıyorum, o dik duruşumu kullanıyorum. Gözünü budaktan esirgemeyen bir tavrım vardır çünkü 'korkunun ecele faydası yok' bunu ilke edindim ve hep savaştım. Hiçbir şeyin beni yere yıkmasına izin vermedim, o özelliklerle Şoför Nebahat'in vermiş olduğu o mücadele birbiriyle örtüştüğü için rahatım.

Böyle bir zamanda tiyatro hiç kurmak kolay değil ama siz bir zoru başardınız… Kalabalık bir organizasyon, turnelere gidiliyor, maddi olarak üstesinden gelebiliyor musunuz?

İlk sene değil ama ikinci sene devletimizden de destek gördük. İlk sene özel tiyatrolar devlete karşı rüştünü ispat ediyorlar yani tiyatro yapmak için tiyatro açtıklarını kanıtlıyorlar. Daha sonra devletimiz destek oluyor o kadar çok tiyatroya destek oluyor ki, bunu da yeri gelmişken söylemek isterim. Bu, ikinci senemiz üçüncü oyunumuz. 2016 yılında yaz aylarında temeli atıldı. Aslında duygu ve fikir olarak hep vardı, tetikleyicileri var bu işin. 2016 yılında "El Deliye Biz Akıllıya Hasret" diye bir vodville başladık. Ardından Ramazan için oluşturduğumuz özel yine Barış Bölükbaşı'na ait "Bir Eski Zaman Hikâyesi" ile eski İstanbul'a götürdük seyircilerimizi. 15 Temmuz olayından sonra ben karar verdim. Ömer Halis Demir gibi bir kahramanı yaratan bu topluma ben tek başına yıllardır bir sanatçı olarak çok şey vermek istedim ama şimdi organize olup çok şey vermek… 'Bununla ne kastediyorsunuz?' diyebilirsiniz. Tiyatro açtın, oyunlarını satıyorsun, oynuyorsun diye gözüküyor… Ama öyle olmuyor… Gaziantep'e gideceğiz şehit polis ailelerimize, şehit ordu mensuplarımızın ailelerine bilabedel oynayacağız. Ankara'ya gideceğiz, şehit ziyaretleri yapacağız ailelerine. Böyle böyle kolladığımız, kendimizi aile kıldığımız dostlarımız var, böyle bir hizmetimiz var. Hiçbir şey istemeden onlara o oyunu hediye etmek. 'Adım hıdır elimden gelen budur' çünkü ben sanatçıyım insanlara bunu götürebilirim. Bunu organize hale getirmek için de yol arkadaşlarımı kolumun altına almam gerekiyordu o yüzden Çiğdem Tunç Tiyatrosu'nu kurdum, 15 Temmuz'un arkasında o cesareti buldum kendimde. Bunu da her yerde gururla ve zevkle söylemek istiyorum.

ÇiğdemTunç-2

Bir dönem televizyon dünyasına tabiri caizse damga vurdunuz ve bir anda kendinizi geri çektiniz… Bunun sebebi neydi?

Ben çekmedim başka talihsiz şeyler oldu. Belki uygun projeler gelmedi. Aynı yerde kalmıyorsunuz, belli bir olgunlaşma süreciniz var. Siz bir on senelik zaman zarfında mesleki olarak kendinizi daha üst bir seviyeye taşıdıysanız, on sene önce yaptıklarınızı yapmak istemezsiniz. Siz kendinizi güncelliyorsunuz fakat size gelen projeler kendini güncellememiş oluyor. Son yıllarda biraz ayrı kaldık ama ben kendimi, dünyamı hep doldurduğum için oyunculukla ve sahada sunuculuk yapıyorum ona hiç ara vermedim.

"Şoför Nebahat" oyununuz ile yakın zamanda turneniz var mı?

Hemen söyleyeyim ve dinleyicilerimize de hatırlatalım, sosyal medya hesaplarımızdan Çiğdem Tunç Tiyatrosu sayfasını takip ederek güncellenen tarihlere ulaşabilirler.

22 Aralık Cuma İstanbul Silivri Önder Yılmaz Sahnesi

23 Aralık Cumartesi İstanbul Pendik Yunus Emre Kültür Merkezi

5 Ocak Cuma İstanbul Halkalı Kültür Merkezi

8 Ocak Pazartesi İstanbul Beşiktaş Akatlar Kültür Merkezi

12 Ocak Cuma İstanbul Kartal Hürriyet Kültür Merkezi

31 Ocak Çarşamba Adana Şehir Tiyatrosu

1 Şubat Perşembe Gaziantep Şehir Tiyatrosu

21 Şubat Çarşamba Yalova Raif Dinçkök Kültür Merkezi

23 Şubat Cuma İstanbul Grand Pera Emek Sahnesinde

ÇiğdemTunç-4

Bu oyun çok yeni ama yakın zamanda başka projeleriniz var mı?

Bir oyunumuz daha olacak, önümüzdeki günlerde sahnelemek için çalışmalara başlayacağız. "Yunus Emre Aşkın Pazarında" İshak 2. Tekgül adlı çok değerli Ankaralı bir tiyatro oyuncumuz ve yazarımız bunu kaleme almışi farklı bir Yunus Emre yorumu. Çiğdem Tunç Tiyatrosu olarak bu işe soyunmayı çok arzu ediyoruz. Tabii benim yine çeşitli etkinliklerdeki sunuculuklarımla sevgili dinleyiciler ve seyircilerle buluşma imkânımız var, festivallar olsun, özel geceler olsun, defileler… Onun dışında sahnede düzenlenen yarışma programları oluyor.

İyi bir proje gelirse televizyona sıcak bakar mısınız?

Yayıncılık benim kanıma işlemiş, bakmaz olur muyum? Çok seviyorum, canlı yayıncılığı da çok özledim ama tabii gelmiş olduğum yaş kuşağında üretmiş olduğum birikimlere yaraşır bir şey olmalı. Bundan 20-22 sene önce yaptıklarımız gibi değil de daha olgunlaşmış bir 'talk show' tarzı bir şey olabilir veyahut da yine bu yapılan reality show tarzı programlar gibi yapmak isterim.

Röportaj: Tuğçe AKKAŞ