Cem Gürdeniz'den Barış Pınarı Harekâtı değerlendirmesi

Cem Gürdeniz'den Barış Pınarı Harekâtı değerlendirmesi

Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK), YPG/PKK ve DAEŞ terör örgütlerine karşı yürütülen Barış Pınarı Harekâtı 3. gününde hem karadan hem havadan devam ediyor.

Harekât ile YPG/PKK'nın Türkiye'nin sınır illeriyle temasını kesilmesi hedefleniyor. Elindeki silahların türü ve menzili nedeniyle sınırımızda potansiyel tehdit oluşturan terör örgütünün sınır hattından temizlenmesi sağlanacak. Ayrıca, harekât sonucunda oluşturulacak güvenli bölge ile 3 milyon kadar Suriyeli sığınmacının bölgeye yerleştirilmesi planlanıyor.

Harekât sonuçlandığında bölgede nasıl bir tablo oluşacağı merak konusu. Birçok senaryo ortaya atılırken Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, bu noktaya kadar nasıl gelindiğini CRI Türk Türkiye için değerlendirdi.

Barış Pınarı Harekâtının ikinci gününde başarılı bir şekilde devam ettiğine değinen Cem Gürdeniz, bölgede böyle bir harekâta ihtiyaç duyulmasının geçmişteki bazı yanlış planlamalardan kaynaklandığını dile getiren, Gürdeniz şunları kaydetti:

"Öncelikle bu harekâtın geç kaldığını belirtmek isterim. Türkiye'nin, Irak ve Suriye'nin kuzeyine yönelik jeopolitik rotalarında bugüne kadar farklı yollar izlendi. Ancak bazı gecikmelerin sonunda Türkiye doğru olanı uygulamaya koydu. Bölgede iki bataklık söz konusudur. İlki etnisiteye dayanan terör bataklığı, bir diğeri ise din ve mezhepçilikten beslenen terör bataklığıdır. Üzülerek söylüyorum, geçmişte Türkiye'nin yaptığı çok ciddi siyasi ve stratejik hatalar bu bataklığın büyümesine sebep oldu. Örneğin, bir deniz subayı olarak, 'Çekiç Güç' operasyonuna Türkiye'nin Birinci Körfez Krizi'nden sonra neden izin verdiğini hâlâ anlamış değilim. Söz konusu operasyon, Türkiye'nin güneyinde denize çıkışı olan bir Kürdistan'ı canlandırmanın ilk tohumlarını ekti. Diğer yandan FETÖ terör örgütünün devlet içinde yapılandığı dönemlerde de gerek PKK ile açılım süreci adına yaşananlar ve dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından dizayn edilen Suriye politikamız ihanete varan yanlışlıklar ile doluydu."

"BATAKLIK GÜCÜNÜ ETNİSİTE VE DİNDEN ALIYOR"

Bölgedeki terör gruplarının etnisite ve dini duygulardan beslendiğinin altını çizen Gürdeniz, "Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye'yi kurarken omurgasını iki temel yapı taşı üzerine oturttu. Ulus devlet modeli ve laiklik. Şimdi, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı iki büyük bataklığın gücünü, etnisite ve dinden aldığını görüyoruz. Barış Pınarı Harekâtı ile Türk kamuoyu yeniden uyanış sürecine girmelidir. Türkiye kurucu değerlerine sahip çıkmalıdır. PKK ve onun Suriye'deki unsuru olan PYD terör örgütü Barış Pınarı harekâtı ile etkisiz hale getirilip sınır bölgemizde ve derinliğinde güvenlik sağlanmalı. Aynı zamanda, PYD hapishanelerinde tutsak olan, batı istihbaratının maşası IŞİD teröristlerinin de yeniden örgütlenmesine izin verilmemeli. Bu süreçte en önemli jeopolitik manevra şüphesiz Suriye Hükümeti ile iş birliğine gidilmesidir. Bu noktaya er veya geç varacağımıza inanıyorum zira bu hem jeopolitiğin hem de bölgesel dengelerin dayattığı bir sonuçtur. İnatlaşmak gereksizdir." ifadelerine yer verdi.

"ABD'NİN TUTUMUNU CİDDİYE ALMAMAK LAZIM"

Tüm dünya ülkeleri tarafından yakından takip edilen Barış Pınarı Harekâtı için liderlerden açıklamalar gelmeye devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, harekâtı onaylamadıklarını belirterek, Türkiye ekonomisini mahvetme tehdidinde bulunmuştu. ABD'nin bu tür saldırgan tavırlarının bir güç gösterisinden öteye gitmeyeceği söyleyen Gürdeniz sözlerini şöyle sürdürdü:

"ABD'nin tutumunu ciddiye almamak en doğrusu olacaktır. Çünkü Washington Konsensüsü artık geçerliliğini yitirmiş durumda. Karşımızda kendi kurduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararını dahi tanımayan bir ABD var. Golan Tepeleri kararında bunu görmek mümkün. Dolayısıyla ABD'nin tutumu ister ekonomik yaptırım olsun ister askeri ambargo olsun bunlar Türkiye için büyük sorun olmaktan çok ABD için olacaktır. ABD için Türkiye'yi yani kenar kuşak bölgesinin en kritik ülkesini kaybetmek, küresel liderlik yarışında onarılması mümkün olmayacak yara açacaktır. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde çıkarlarını korumak için beklenmedik sürprizler yaratan bir ülke. Geçmişte bir gecede (25 Temmuz 1975) 21 Amerikan üssünü kapatmış bir ülkeyiz. Bu yüzden başta İncirlik Üssü ve Kürecik Radarı'nın büyük bir koz olabileceğini düşünüyorum. Artık, ABD'nin tehditlerine Türk halkının dur demesi gerektiğine inanıyorum."

"KALICI BARIŞ İÇİN SURİYE İLE MASAYA OTURULMALI"

Harekâtın en kısa sürede başarı ile sonuçlanması temennisinde bulunan Cem Gürdeniz, "Türk Silahlı Kuvvetleri ve devletin söz konusu terör gruplarını hiçbir yardıma ihtiyaç duymadan yok edebileceğinden eminim. Fakat, bölgede kesin barışın ve istikrarın sağlanması için Suriye Hükümeti ile masaya oturulması gerektiğini tekrar vurgulamak istiyorum. İŞİD artıklarının temizlenmesinde Suriye Devletinin sorumluluk almasının en uygun hal tarzı olacağını düşünüyorum.  Harekât geç kalmış olsa da Türk Ordusunun azim ve kararlığı ile başarı ile sonuçlandırılacaktır. Tüm Mehmetçiklerimiz başta olmak üzere Ordumuza ve Hava Kuvvetlerine ve harekâtta yer alan tüm personele başarılar diliyorum. Tanrı hepsini korusun." dedi.

Haber: Mehmet Emre Öztürk