“Çalışan Hakları Merkezi'nin Hedefi, Nereye Başvuracağını Bilmeyen Kitleye Yol Göstermek”

“Çalışan Hakları Merkezi'nin Hedefi, Nereye Başvuracağını Bilmeyen Kitleye Yol Göstermek”

Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Koç, Vatan Partisi'nin kurduğu "Çalışan Hakları Merkezi" ve kurulum amaçlarını anlattı. Koç, Türkiye'nin hızla işçileştiğini belirterek, 1955 yılında gelir getiren bir işte çalışanların sadece yüzde on dördü işçi ve memur iken, 1990'larda bu oranın yüzde kırklara yükseldiğini, günümüzde ise çalışanların yüzde yetmişinin işçi, memur ve sözleşmeli personel olduğunu ifade etti.

CRI TÜRK'te Kâmil Erdoğdu'nun hazırlayıp sunduğu Manşet programında Yıldırım Koç şu şekilde konuştu; "Çalışanların yüzde yetmişini oluşturan 17 milyon civarında işçi, memurdan yalnızca bir milyonu toplu sözleşmeden yararlanabiliyor. Dolayısıyla geriye kalan 16 milyonluk kitle, herhangi bir sendikaya üye değil veya bir toplu iş sözleşmesi kapsamında değil. Şu anda yaşamakta olduğumuz ekonomik kriz, 1991-1994, 1998-2002 krizlerinden çok daha farklı, derin ve henüz işin başında. Birçok iş yerinde işçi çıkarılıyor ve 16 milyon dolayındaki sendikasız, toplu sözleşme kapsamında olmayan işçi, başvurabilecekleri, güvenilir, onları sömürmeyecek, para almayacak bir kaynak bulamıyor.  Dolayısıyla partimizin girişimi, buradaki açığı kapatmaya yöneliktir. 50 yıl kadar önce mavi yakalı işçilerin eğitim düzeyi çok düşüktü ama günümüzde, mavi yakalı işçiler arasında çok sayıda ön lisans mezunu ya da yüksek okul, hatta üniversite mezunu var. 12 Eylül öncesi klasik anlayışımızda, sendikalar işçilerin ekonomik ve demokratik sorunları ile ilgilenir, siyasî partiler de iktidar mücadelesi vererek bu alanı tamamen sendikalara bırakırlardı ancak bu yaklaşım yanlıştı ve biz de bu anlayışı değiştirmeye çalışıyoruz. Biz o sendikalı işçilerimizin problemleriyle de ilgileniyoruz çünkü bazen sendikalar da görevlerini yerine getirmiyor. Ama esas hedefimiz, örgütlü olsalardı belki yardım için başvuracak bir kanal bulabileceğini düşündüğümüz ve örgün eğitim düzeyleri yükselmiş olmasına, bilgiye erişimleri ellerindeki akıllı telefonlar sayesinde çok artmış olmasına rağmen, nereye başvuracağını, ne yapması gerektiğini bilmeyen kitleye yol göstermek. Partimiz, milletimizin öncüsü olma iddiasında, bu doğrultuda çaba sarf ediyoruz. Ekonomik kriz derinleştikçe, işçilerin de sorunları artıyor ve bu artan sorunlarla vatan mücadelesini bütünleştirme çabası içindeyiz".  

"AKP Ülkeyi Yönetemiyor"

Günümüzdeki krizin önceki krizlerden üç temel farkla ayrıldığını ifade eden Yıldırım Koç, sözlerine şu şekilde devam etti; "Kapitalizmin 500 yıllık tarihinde üç büyük küresel kriz vardır. Birinci kriz 1873-1896 yılları arasındaki Uzun Buhran'dır. İkinci kriz 29 Buhranı'dır, üçüncü küresel kriz de dünyada 2008'den beri yaşanmakta. Bu krizi diğerlerinden ayıran ilk özelliği, Kapitalizm tarihinin üçüncü büyük krizinin 2008'den beri yaşanıyor olmasıdır. İkincisi, AKP iktidarı ülke kaynaklarını çok kötü yönetti. Borçlanmaya dayalı bir politika izlendi. Devletin iç borçları ve özel sektörün dış borçları çok arttı. Hane halkının kredi kartı ve tüketici kredisi borçları arttı. Kaynaklar, fabrikalara değil betona yatırılarak, yollar, alt geçitler, köprüler yapıldı. Devletimiz, Amerikan emperyalistleriyle kapışıyor çünkü Amerikan emperyalizminin Türkiye'nin bütünlüğüne karşı bir tehdit oluşturduğunu artık herkes kabul etti. Şimdi ABD'nin piyonu bölücü terör örgütü, 24 Temmuz 2015'ten beri eziliyor. ABD'nin casusluk örgütü Fettullahçı girişim, 15 Temmuz 2016'da yenilgiyle sonuçlandı ki hala süreç devam ediyor. ABD bunun üzerine iktidadî silahlarını da kullanmaya başladı. Bu sebeplerle günümüzdeki kriz, 1991-1994 ve 1998-2002 krizlerinden farklıdır. 16 yıllık ülke kaynaklarının israfı ve Amerikan emperyalistlerinin silahlı girişimlerde başarısız olması sonrasında gündeme getirdikleri iktisadî silahlar nedeniyle diğerlerinden çok farklı olan krizden çıkış, ancak millî çıkarlar temelinde bir millî hükümetle olabilir.  AKP ülkeyi yönetemiyor, bu önümüzdeki günlerde çok daha açık bir şekilde görülecek. İşçi eylemlerinin çok yayılacağını şimdiden söyleyebilirim. Burada kolay bir kriz çözümü yok, çünkü çok ciddî bir kriz".