“Bir Avrasya Tiyatrosu geliştirebiliriz”

“Bir Avrasya Tiyatrosu geliştirebiliriz”

27 Mart Dünya Tiyatro Günü'nde yazar, şair, librettist, dramaturg, oyuncu ve yönetmen Tarık Günersel, CRI TÜRK Özel'de Özlem Arıkan Serbez'in konuğu oldu.

Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (ITI) tarafından 1961 yılında ilân edilerek, kutlanmaya başlanan Dünya Tiyatro Günü, her yıl 27 Mart'ta, başta Uluslararası Tiyatro Enstitüsü olmak üzere, sanat çevreleri, tiyatrolar, çeşitli tiyatro dernekleri ve okullar tarafından tüm dünyada kutlanmaktadır.

Tiyatrodan, ülkeler arasında köprü oluşturabilecek ortak projelerden ve tiyatronun ihtiyaçlarından bahseden Günersel, "Tiyatro, insanlığın bütün dönemlerinde, her yerde yaşamın bir parçası olmuştur. Ne kadar çok tiyatro izlenirse, o kadar yaşanmış olur." ifadelerini kullandı.

Arkadaş ya da aile buluşmalarında evde de tiyatro oynanabileceğini ya da piyes okunabileceğini belirten Tarık Günersel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Böylece tiyatro, hayatın tam da içine dahil olur. Konuyu sadece tiyatroya gitmekle sınırlı tutmazsak, hep birlikte çok daha zengin yaşayabiliriz."

"SANAT BULUŞTURUCUDUR"

Tiyatroyu, ülkeleri birbirine yakınlaştırabilecek en büyük güçlerden biri olarak tanımlayan Günersel, sözlerine şöyle devam etti:

"Bundan 25 yıl kadar önce Şehir Tiyatroları'nda çalışırken, Gürcistan ile Türkiye arasındaki ilk sanat projesinde, başkanlık görevi bana verilmişti. Gürcü yazar ve yönetmen arkadaşım Sandro Mrevlishvili ile birlikte "Altın Post" oyununu Gürcüce ve Türkçe olmak üzere iki dilde yazdık. Türkiye'de Türkçe ağırlıklı, Gürcistan'da da Gürcüce ağırlıklı olarak oynandı. Neden Çin'deki bir tiyatro ile Türkiye'deki bir tiyatro da aynı şekilde iki dilde hazırlanacak bir proje geliştirmesin? Bence bunu yapmalıyız. Ayrıca mim, tiyatronun çok özel bir alanıdır. Dil bir taraftan buluşturucuyken diğer taraftan engel teşkil edebilir. Mim Sanatı, uluslararası bir "öte dil" ile gerçekleştirilir. Dolayısıyla, belki Çinli mimcilerin Türkiye'ye davet edilmesi ve Türkiye'den oraya birkaç mimcimizin gitmesi, vaktiyle ABD ile Çin arasındaki pinpon diplomasisinde olduğu gibi bir köprü oluşturacaktır. Sanat, buluşturucudur. Sanat ve özellikle de tiyatro ile ne kadar çok iletişim kurarsak, o kadar yakınlaşırız. Bir Avrasya Tiyatrosu geliştirebiliriz ve çeşitli ülkelerden birer sanatçı da bu tiyatroda yer alabilir. Yapılabilecek şeyler sonsuzdur ve işin en hoş tarafı, bunun için büyük bütçelere de ihtiyaç yoktur. Gönül koymak ve en temel ihtiyaçları karşılamak yeterlidir."

AMATÖR TİYATROLARA ÇAĞRI

Profesyonel tiyatrolardan ziyade, amatör tiyatrolara bir çağrıda bulunmak istediğini belirten Tarık Günersel, şu ifadeleri kullandı:

"Amatör tiyatroların, tiyatro aşkı ile bağlantılı bir yanlışı var… Amatör tiyatro, gişeye bağlı olmadığı için bence özgür tiyatrodur. İncelediğimizde, genç amatör tiyatrolar genellikle dünyada klasikleşmiş piyeslere el atıyor ve bazen de profesyonel bir yönetmenden destek alıyor. Oysa ki her amatör tiyatro grubunun yönetmeni ve yazarı kendi içinden olsa, o zaman amatör piyesçilik gelişir ve tiyatro grubu da tam anlamıyla bir kumpanyaya dönüşür. Ayrıca, ben bugünün gencini ne kadar anlayabilirim? Bugünün gencini kim anlatacak? Kadın dünyadaşlar yazmazsa, biz erkekler mi onları anlatacağız? Elimizden geldiği kadar anlatmaya çalışırız ama kadın çok karmaşık bir varlık ve kendi başına bir organizasyon… Daha çok kadın, çocuk, genç, yaşlı yazmalı." 

"ÜRETEN İNSAN DAHA MUTLU OLUR"

"Sanat, kalıplar içinde yaşayanlar için tedirgin edicidir." diyen Günersel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu nedenle sanattan, tiyatrodan korkanlar olur. Sanatın işlevi, daha verimli yaşamaya yöneltir. Kendisini verimli hisseden, üreten insan daha mutlu olur. Üreten bir toplum olarak, Çin'den öğreneceğimiz çok şey var. Ne yazık ki üretimin değil, elden çıkarmalar ve dışarıdan almaların ağır bastığı dönemler yaşadık ve yaşıyoruz."

"GÖRÜŞLERDEN DEĞİL, GÖREMEYİŞLERDEN BAHSEDELİM"

2002 yılında Görme Engelliler Derneği'ne giderek, kendine beyaz bir baston edinen Tarık Günersel, bu bastonu artık yanından ayırmadığını söyleyerek, gerçekleştirdiği eylemi şu sözlerle anlattı:

"Üzerinde 'Görme engelli dünyadaşlar, bazı şeyleri algılamadıklarının bilincinde. Ancak geri kalan bizler, her şeyi pek iyi gördüğümüzü sanmakla meşgulüz.' yazan, tek sayfalık bir broşür hazırladım. Sonra beyaz bastonumu omuzuma dayayarak, İstiklâl Caddesi'nde insanların yüzüne tek tek dikkatle bakarak, bu broşürleri dağıttım. Bu baston bana iyi göremediğimi hatırlatan bir sembol. Normalde görüşlerden söz ederiz ama ben göremeyişlerden bahsetmek istiyorum. Meddah geleneğinde değnekle çıkılır, sunumlarda, bir şeyi canlandırır ya da anlatırken, elime aldığım bu beyaz baston da işte benim meddah geleneği ile bağlantı kurma tarzım."

"TİYATRODA GÖRME VE İŞİTME ENGELLİLER İÇİN ÖNERİ"

Görme Engelliler Derneği'nin tiyatro ile ilgili bir talebi olduğunu belirten Günersel, bu talebin aynı zamanda kendisinin de Dünya Tiyatro Günü mesajı olduğunun altını çizdi. Görme engellilerin tiyatroya gitmek istediğini fakat orada sahnede olanları takip edemediklerini vurgulayan Günersel, şu mesajı iletti:

"Görme Engelliler Derneği, tiyatroda görme engellilere kulaklık verilerek, sahne trafiğini birinin onlara bu kulaklıklar vasıtasıyla anlatılmasını istediklerini ifade ettiler. Hiç değilse haftada bir kez, böyle özel bir uygulama yapılmasını arzu ettiklerini söylediler. Bunu İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne, tüm belediyelere, Devlet Tiyatrolarımıza ve özel tiyatrolara duyurmak istiyorum. Ayrıca, işitme engelli dünyadaşlar için de işaret diliyle çeviri sağlanabilir. Bu yıl Dünya Tiyatro Günü bunlara vesile olsun ki görme ve işitme engelli dünyadaşlar, tiyatro ile yakınlaşabilsin."  

Tarık Günersel'den kendi deyimiyle "dünyadaş"lara çağrı:

"Hayattaki en önemli gerçekler aslında o kadar yalındır ki onları dikkate almayız. Aynı dünyadayız, ortak paydamız; gezegenimiz. Haydi, şimdi birlikte ne yapacağız?"

Dünya Tiyatro Gününüz kutlu olsun!

Haber: Özlem Arıkan Serbez

*Tarık Günersel'in Son Projeleri

*Günersel'in de katıldığı "Troya Düğümü" adlı karma sergi, 6 Nisan'a kadar Kadıköy Gençlik ve Sanat Merkezi'nde gezilebilir.

*Tarık Günersel'in kurucusu olduğu Tiyatro Su TH2O adlı kumpanya, Anne Frank ile babası Otto arasında geçen, "Baba Kız" adlı yeni piyesi çeşitli tiyatrolarda sahnelenmeye başladı.

*Selman Ada'nın bestelediği ve librettosunu da Tarık Günersel'in yazdığı "9 Yansı" adlı opera projesinin çalışmaları devam ediyor.

Video Link: https://www.youtube.com/embed/hyK_y1W1rQk