Paul Simon “Outside Lands Festival” sahnesinde büyüledi

Paul Simon “Outside Lands Festival” sahnesinde büyüledi

Dünyaca ünlü müzisyen Paul Simon, geçen pazar San Francisco'daki Outside Lands Festivali'nde sahneye çıktığında, "Burada olduğum için ne kadar mutlu olduğumu anlatamam." derken, ruh hali bulaşıcıydı.

Geçen yıl çıktığı turunun finalini gerçekleştiren 77 yaşındaki Simon'ın bu festivaldeki performansından elde edilen gelir, kentteki yeşil alanlara yönelik kâr amacı gütmeyen yerel kuruluşlar olan San Francisco Parks Alliance ve Urban Forest Dostları'na bağışlandı. Simon da sahnede, "Oraya gireceğiz ve gezegenimizi kurtaracağız." dedi.

Konserin açılışını yapan Late in the Evening, en büyük Garfunkel sonrası hitlerinin ve ikilinin klasiklerinden bazılarının yer aldığı çoğunluğu hareketli şarkılar seslendirdi.

Onlarca yıldır sahneye çıkan ve "dünya yorgunu" imajını hâlâ koruyan Simon ise pazar konserinde bu imajının tam tersine oldukça coşkuluydu. Tüm seyircileri yerlerinde zıplamaya, dans etmeye davet edip durdu.

Gecenin önemli anları arasında, bir New York oda topluluğu olan yMusic ile birlikte gerçekleştirilen "Bridge Over Troubled Water" performansı yerini aldı. Simon'ın sesi 60'ların sonlarında olduğu gibi olmayabilir ve bir zamanlar başarılı iş birlikleri gerçekleştirdiği Art Garfunkel kadar yükseliş kaydetmemiş de olabilir. Ancak bu set boyunca Simon vokal kısıtlamalarını tamamen avantaja çevirmeyi başardı.

Konserin en akılda kalıcı anlarından bir diğer, Amerikan kültür tarihinin kalıcı bir yeri için oluşturulmuşa benzeyen beş şarkılık bir repertuvarla geldi. "Graceland", iyimserlik ve melankolinin harmanlanmış hali gibiydi; "Still Crazy After All These Years" ise bir rahatlık hissi veriyordu. Ardından Simon sahneye bir arkadaşını davet etti: Grateful Dead'in gitaristi ve solisti Bob Weir. İki müzisyen, bundan 50 yıl önce tanıştıkları şehirde gerçekleşen bu buluşmalarında "The Boxer"ı seslendirdi.

Kapanışa doğru seslendirdiği "The Sound of Silence", Simon'ın bundan 50 yıl önce (şarkıyı 50 yıl önce bestelemişti) de ne kadar ileri görüşlü olduğunu şarkı sözleriyle hissettirdi (Şarkı, Amerikalılar'ın sonsuza kadar kutsanmasının mümkün olmadığından ve onlar için çağın belirsizlik çanlarının çaldığından bahsediyor.).

Böylece konser, başladığından çok farklı bir ruh haliyle sona erdi. Seyircinin de bu özel konserde Simon ile bambaşka bir yakınlık kurduğu gerçeği görmezden gelinecek gibi değildi.

Kaynak: The Guardian / Matthew Cantor