Paris Operası'nda perdenin arkasında bir şeyler oluyor

Paris Operası'nda perdenin arkasında bir şeyler oluyor

Paris'in en köklü opera salonlarından Palais Garnier, yüzyıllardır tüm görkemiyle birbirinden başarılı eserleri sahnelerinde sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Yıllar boyunca geleneksel dekoruna yapılan modern dokunuşlarla renklenen Palais Garner, kuruluşunun 350'nci yılında sanatseverleri yepyeni yüzüyle karşılıyor.

Dünyanın en nefes kesici metro çıkışı Paris'teki Place de l'Opéra'da olabilir. Burada attığınız son adımlar sizi sansasyonel Palais Garnier'in kartpostalımsı manzarasına ulaştırıyor. Charles Garnier tarafından tasarlanan, 1861 ve 1875 yılları arasında inşa edilen bu yapı, 1989 yılına kadar hem Paris Operası hem de Paris Opera Balesi'ne ev sahipliği yaptı. Ta ki bütüN opera yapımları Garnier'nin rakibi olan soğuk, modern Opéra Bastille'e gidene kadar...

Fakat Garnier her zaman sadece bir opera binasından çok daha fazlası oldu. Bir Notre-Dame ya da Arc de Triomphe gibi burası da Paris'in kimliğinde önemli bir yer tutar. Yapı Gaston Leroux'nün 1910 yılında yayımlanan "Operadaki Hayalet"i başta olmak üzere birçok popüler yeni eseri ağırlayarak pop kültürü âlemine daha da girdi.

HER NOKTASINDA AYRI BİR ÖZEN VAR

Yapıdan içeri ilk adım atılır atılmaz, Garnier'nin neden bu kadar uzun zamandır etkisini kaybetmediği hemen anlaşılıyor: Burada Büyük Merdiven'den Salon de la Lune'a, Salon du Soleil'de Büyük Fuaye'ye, avizelerden tavana ve sütunlara, dekore edilmemiş, özenle süslenmemiş tek bir alan bile bulamazsınız.

Garnier'nin açılmasından bu yana geçen yaklaşık 150 yıl içinde bina, 1880'lerde yılda yapılan elektrik aydınlatması da dâhil hemen her şeyi defalarca yenilendi. Kostüm deposundaki aydınlatmalar antika bir alana modern dokunuşlar getirirken sahne arkası odaları çoğunlukla geçmiş sezonun Rudolf Nureyev imzalı "Kuğu Gölü" gibi bale yapımlarına ayrılmıştı.

Tiyatronun en ünlü demirbaşları arasında avizeler ve boyalı tavan yer alıyor.

Bu görkemli tiyatro, 2 binden daha az oturma kapasitesine sahip. Bu rakam New York'taki Metropolitan Opera'nın neredeyse yarısına tekabül ediyor ancak nispeten samimi olduğu söylenebilir. Bordo pelüş koltukların yanı sıra, her gösteride koridorlar da kullanılmayan alan bırakmamak amacıyla katlanan sandalyelerle dolduruluyor.

KLASİK ESERLER YENİ YORUMLARLA SAHNEDE

Sahnelenen eserlere gelince…

Çaykovski'nin baleleri Garnier'de karışık bir düzenleme ile ele alınıyor. Yönetmen Dmitri Tcherniakov, 2016 yılında, 20. yüzyıl Sovyet yaşamından izlet taşıyan ve "lolanta" operası ile "Fındıkkıran"ı derlediği bir temsili sahneledi. İlk bakışta, Nureyev'in "Kuğu Gölü Balesi" sahnesi ise beyazlar ve tüylü başlıklarla bezeli kostüm ve dekorlarıyla 19. yüzyıl klasisizminin karakteristik özellikleri ile çok daha geleneksel görünse de Nureyev, bale külliyatının en ünlü trajedilerinden biri olan bu esere daha karanlık ve belirgin bir Freudyan boyut ekledi.

Bu yıl kuruluşunun 350'nci yıl dönümü şerefine kurum bir dizi yeni düzenleme gerçekleştirdi. Bunlardan biri, Garnier'in Grand Staircase'ine kusursuz bir uyum sağlayan ve hatta buraya bir ritim ekleyen bir çift yaldızlı lastik oldu.

Kaynak: The New York Times / Joshua Barone