Mahagonny Kentinin “Yükselişi ve Düşüşü” emin ellerde

Mahagonny Kentinin “Yükselişi ve Düşüşü” emin ellerde

Kurt Weill ve Bertolt Brecht'in "yüce" doların yıkıcı gücü hakkında vahşi alaycı operası "Mahagonny Kentinin Yükselişi ve Düşüşü"nde iyi vakit geçirmek mümkün mü?

Kesinlikle zor. Cesetler yığılırken sempati duymak zor. Ama sonunda mutluluk var.

Yönetmen Ivo van Hove'nin sahneye taşıdığı "Mahagonny"nin bu yeni sahnesi oldukça güzel. Bu güzelliğin iki "usta" nedeni var: Eserin konseptini yazarı Bertold Brecht'in niyetiyle uyumlu halde tutan Van Hove ve döneminin en büyük tiyatro bestecilerinden Kurt Weill'in notalarına etkileyici biçimde hayat veren Şef Esa-Pekka Salonen.

İlk kez 1930 yılında sahnelenen, Kurt Weil ve Bertolt Brecht'in altı yıllık ortak çalışmalarının en başarılı üretimi olarak da gösterilen "Mahagonny", huzursuz edici bir tarzla ilerleyen bir epizodik biçimden ortaya çıkan "epik tiyatro"nun önünü açan eser olarak da bilinir.

Ancak "Mahagonny" şimdiye dek sıklıkla yanlış anlaşıldı. Birçok yönetmen, Brecht'in libretto'sunun karanlığına çok fazla dalarak, eseri sadece karakterlerin vahşiliği ve şiddet eğilimine indirgedi. Orkestra şefleri de Weill'in basitliği aldatıcı eserindeki dans enerjisini gözden kaçırdı.

Van Hove ise açıklayıcı bir okuma sunmasa da sahneye koyduğu eserle bu müzikali gerçekten anladığını gösteriyor. Multimedya ve sert aydınlatmalar kullandığı avangart sahnesinde bile bunu göstermeyi başarıyor. Eserde video kullanımı, çağdaş yaşamımızın bir yansımasıdır. Öte yandan Brecht'çi tiyatrodan bakarsak da aynı zamanda modern bir yabancılaşma aracıdır.

Esere yine e pek sadık kalmayan van Hove operayı bir film stüdyosunda kuruyor. Bunu da bir sahne arkası draması yaratmak için değil, "Mahagonny"nin gerçek olamayacak kadar iyi bir fantezi veya serap olduğu fikrini göstermek için yaptığı söylenebilir.

Gelelim eserin konusuna: Mahagonny'de her şeye izin verilir. Çölün tam ortasında koşarak üç sahtekâr, Begbick, Fatty ve Moses tarafından kurulan bu yapay cennette herkes mutluluğun bir bölümünü satın alabilir. En büyük suçun parasızlık olduğu bu yapay cennette suç ve sefalete dayanan kapitalist dünyanın bir resmi çizilirken Weill de caz eserleriyle sahneyi ayakta tutar.

"Mahagonny" bir illüzyon ise, bu şehrin halkının zevkleri de öyle olmalıydı ve görünen o ki van Hove da bunu fark etmiş ve eserin uyarlamasında ince bir işçilik ortaya koymuş. Bunu eserin finalinde de görüyoruz: Şehrin çöküşünü, Jimmy'nin viskisinin parasını ödeyemediği için idama mahkum edilmesinin ardından şehirde baş gösteren isyan dalgası getiriyor. Kapitalizmin çöküşünü de temsil eden bu finali hazırlayan protestocular, bugünlerde "Sarı Yelekliler" gösterilerinde her hafta Fransa sokaklarında duyabildiğiniz şeylere kızıyorlar.

Kaosun ortasında duymak zor olabilir ancak Weill'in bu görkemli finali için kullandığı müzik bir cenaze marşı.

"Mahagonny Kentinin Yükselişi ve Düşüşü" New York'taki Met'e gittiğinde van Hove'un orada olacağı aşikâr ancak Salonen'de kesinlikle yönetmenle birlikte orada olmalı.

Kaynak: The New York Times -  Joshua Barone