Cinéma Vérité'nin öncüsü D. A. Pennebaker hayatını kaybetti

Cinéma Vérité'nin öncüsü D. A. Pennebaker hayatını kaybetti

Bob Dylan'ın 1965 İngiltere turu ve Bill Clinton'ın ilk başkanlık kampanyası dâhil olmak üzere rock müzik ve siyaset tarihinde önemli anları yakalayarak çığır açan belgesel sinemacı D. A. Pennebaker, New York'taki evinde hayatını kaybetti. Pennebaker, 94 yaşındaydı.

Arkadaşları ve meslektaşları tarafından Penny olarak bilinen Donn Alan Pennebaker, 15 Temmuz 1925'te, fotoğrafçı John Paul Pennebaker ve Lucille (Levick) Pennebaker'ın çiftinin çocuğu olarak hayata gözlerini açtı.

Donanmada görev yaptı, M.I.T. ve Yale'de mühendislik okudu. Bir yıl boyunca bir mühendis olarak çalıştıktan sonra, arkadaşı Francis Thompson'ın yönettiği "N.Y., N.Y." adlı renkli 15 dakikalık belgeseli izlemesinin ardından, hayatı boyunca yapacağı şeyin film yapımcılığı olduğuna karar verdi.

Pennebaker, 1960'larda, cinéma vérité'nin (Doğrudan Sinema) Amerika Birleşik Devletleri'ne taşınmasını sağlayan film yapımcıları grubu arasında yer aldı. Michael Moore, 2012 Oscar ödülleri töreninde yaşam boyu başarı ödülü Pennebaker'a teslim ederken, onun için "Pennebaker; Robert Drew, Albert Maysles ve Richard Leacock ile birlikte, 'modern belgeselden daha az bir şey icat etmedi'." demişti.

Bu buluştaki kilit gelişme, film yapımcılarının konuları arasında ve kendileri arasında daha özgür hareket etmelerini sağlayan ses senkronlu kameralarının ortaya çıkışıydı.

1965 yılında, Bob Dylan'ın menajeri Albert Grossman, İngiltere turunda Dylan'ı takip etmesi için Pennebaker'la görüştü. Pennebaker o zamana kadar radyoda bir şarkısını duymuş olduğu Dylan hakkında pek fazla bilgiye sahip değildi. İşte Pennebaker'ın çektiği "Dont Look Back" adlı bu turun belgeseli, şimdiye kadar yapılmış en iyi belgesellerden biri olarak gösteriliyor.

Eleştirmen Pauline Kael 1968'de The New Yorker'da, bu belgesel filmin, bazı izleyicilerin kaldırabileceğinden daha karmaşık ve ödünsüz olduğunu ifade ederek, ""Seyirciler, kameranın, anlatılan idolün hayatının bir davetsiz misafiri oluşunu sağlayan yeni sinema akımı vérité'yi kabul ediyor gibiler." demişti.

Pennebaker, 1960 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde John F. Kennedy ile Hubert Humphrey arasında gerçekleşen Demokrat Parti başkanlık yarışı sürecinde çekilen "Primary" adlı belgeselin ekibinde yer aldığı zamanlarda da bu teknikten (Doğrudan Sinema) faydalanmıştı. Yıllar sonra, Bill Clinton'un 1992'nin Başkanlık kampanyasını anlatan "Savaş Odası"nı çekmeye hazırlanırken, Pennebaker, siyasetçilerin kesinlikle daha az erişilebilir ve çok daha fazla temkinli olduklarını tespit etmişti. The A. V. Club'a yaptığı bir açıklamada, "Çok ilginç bir şekilde, başkan olmayı amaçlayan birinin kişisel alanında yer aldığınızda işler değişiyordu. Çekimlerde sadece hareket etmekle sınırlı kaldılar. Kamera göründüğünde, başka biriymiş gibi davrandılar." diyordu.

Pennebaker, bu zorluğun üstesinden, George Stephanopoulos, James Carville ve o zamanlar az bilinen ve kameradan da daha az çekinen ekip çalışanlarına odaklanarak geldi. Janet Maslin The New York Times gazetesinde yazdığı yorumunda bu belgeseli "açıklayıcı bir film ve paha biçilmez bir belge" olarak göstermişti.

Pennebaker'ın en çok övgü alan çalışmaları ise politikacılar bir yana, popüler kültür figürleri ile ilgili belgeselleri oldu: Jimi Hendrix'in gitarını yaktığı görüntüleri ile "Monterey Pop", Elaine Stritch görüntüleri ile "Original Cast Album: Company", "The Ladies Who Lunch", Norman Mailer'in yönettiği "Maidstone" ve daha niceleri…

Dawid Bowie belgeseli "Ziggy Stardust and the Spiders From Mars", John Lennon belgeseli "John Lennon & the Plastic Ono Band — Live in Toronto '69" ve Jane Fonda' belgeseli "Jane", D. A. Pennebaker'ın kariyeri boyunca imza attığı kült belgeseller arasında yer alıyor.

Kaynak: The New York Times / John Williams