Borusan Contemporary Sezonu İki Sergiyle Açıyor

Borusan Contemporary Sezonu İki Sergiyle Açıyor
Borusan Contemporary Sezonu İki Sergiyle Açıyor
Borusan Contemporary Sezonu İki Sergiyle Açıyor
Borusan Contemporary Sezonu İki Sergiyle Açıyor
Borusan Contemporary Sezonu İki Sergiyle Açıyor
Borusan Contemporary Sezonu İki Sergiyle Açıyor

Borusan Contemporary'de15 Eylül'de açılacak olan "Akışkan Bedenler" adlı ilk serginin, basına özel düzenlenen ön gösterimi, serginin küratörü Conrad Bodman ve Universal Everything sanatçılarından Mike Hughes'un katılımında gerçekleşti.

Universal Everything, İngiltere'de çalışmalarını sürdüren, kurucusu yaratıcı director Matt Pyke'ın liderliğinde, sanatçı, tasarımcı, animasyoncu, müzisyen ve yazılımcılardan oluşan küresel bir kolektiftir. İkonik mimari yapılar için video sanat çalışmaları üreten kolektif, farklı duyulara hitab eder. Gelişmekte olan teknolojileri işlerinde kullanarak, insanlar için yeni ifade ve iş birliği biçimlerinin evrimini inceler.                                                            

Küratörlüğünü uluslararası alanda öncü film ve medya sanatları küratörlerinden Conrad Bodman'ın üstlendiği sergide, Universal Everything'in insan biçimine duyduğu ilgi, bireyin karakteristik özellikleri ve davranışları üzerinden inceleniyor. İşbirlikçileri arasında Radiohead, Apple, Zaha Hadid Mimari ve Samsung var. Kolektifin erken dönem işleri Borusan Contemporary'nin yer aldığı Perili Köşk'ün ikinci katında gösteriliyor: Portre II, Yüce İnananlar II ve Yürüyen Şehir. Buradaki çalışmalar bireyin bedenine ve bu bedenin yeniden şekil alma, dönüşme ve uyum sağlama kapasitesine odaklanıyor.

Aynı katta sergilenen Kabileler, Borusan'ın siparişi üzerine hazırlanmış bir çalışma ve ilk kez İstanbul'da Borusan Contemporary'de sergilenecek. Elli kişilik büyük bir ekip olmalarına rağmen, bu projede çekirdek ekip olarak nitelendirdikleri dört kişi çalışmış. Senkronize halde hareket eden binlerce insan, ortak bir amaç doğrultusunda deviniyor. Yukarıdan bakıldığında birbirinden ayırt edilemeyen insanlar, bir kütle oluşturarak, akışkan hareketler oluşturuyor.

İnsanların kalabalıklar içinde nasıl hareket ettiğini, yönünü kalabalıkların mı yoksa bizzat kendisinin mi belirlediğini, birey olabilip olamadığını sorgulayan bir çalışma. Universal Everything sanatçılarından Mike Hughes, Kabileler çalışmasının, dairesel bir biçimde yerde sergilenmesi tercihinin izleyiciye mikroskopla mikropları incelemeye benzer bir laboratuvar deneyimi yaşatmak amacıyla yapıldığını ifade etti. 

Büyük bir grubun içerisinde bireyin doğası üzerine yoğunlaşan Oluşum, adlı çalışma da Kabileler projesinde olduğu gibi kalabalıklar içindeki tek bir insanın diğerleriyle nasıl etkileşim içine girdiğini ziyaretçilerin bizzat deneyimlemesine olanak sağlıyan interaktif çok ilginç bir iş. Sizin komutunuzdaki birey hareket ettikçe, çevresindeki insanlar onun hareketlerine göre tavır alıyor. Işık huzmelerine dokununca, yer çekimi, atmosfer ve kalabalığın hareket biçimleri dönüşüyor. Mike Hughes, bu şekilde başka dünyalara adım atıldığını ifade etti.

Serginin ilk bölümü, şimdiki zaman ve mekân ile ilgilenirken, dördüncü kattaki işler, geleceğin dünyasına dikkat çekiyor. Bu katta sergilenen Hype Döngüsü serisinin ilk filmi Akıllı Malzeme, performans ve yeni teknolojiler üzerinden insan ile makinelerin arasındaki iş birliklerini inceliyor. 

Makine Öğrenişi, adlı çalışmada bir yapay zeka örneği sergileniyor. Bir dansçıyı robotlara kendisi gibi hareket etmeyi öğretişini konu alan videoda, başlarda robotların hareketleri, robotik ve kesik kesikken zaman içinde, neredeyse dansçıdan daha kıvrak ve ustalıklı hale geliyor. İnsan ile makine arasındaki fiziksel dialog, sırasıyla taklit, meydan okuma, yarışma ve üstünlük sağlama şeklinde süreç ilerliyor.

Geleceğin Ekranları serisi ise yeni teknolojilerle gittikçe daha fazla entegre olmuş ileri görüşlü prototiplerden oluşuyor. Bu bölümde henüz yeni başladıkları proje ve fikirleri yansıtan videolar sergileyen ekipten Mike Hughes, bu kısa videoları biraz da provake etme amacıyla sergilediklerini ve gelen tepkilere göre önceliklerini belirlediklerini dile getirdi. 

Cemal Süreya'ya Selamla: Üvercinka

İkinci sergi ise, küratörlüğünü Dr. Necmi Sönmez'in üstlendiği, edebiyat ve çağdaş sanat arasında diyalog kuran bir koleksiyon sergisi. Basın ön izlemesi de küratörün anlatımı eşliğinde gerçekleştirildi.

Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu'ndan eserleri ortak bir başlık etrafında bir araya getiren sergi, ünlü şair Cemal Süreya'ya selam gönderiyor. Serginin ana başlığı da şairin toplu yapıtlarını içeren Üvercinka'dan alınmıştır.

Şiirsel ve görsel algıyı ön plana çıkarmayı hedefleyen Üvercinka sergisinin içeriği "yeniden düşünmek", "yeni sorular üretmek" üzerine. Günümüzün ekonomik, politik ve sosyal oluşumları arasında şiir ve çağdaş sanat nasıl konumlanır? Şiirsel, sanatsal ifade biçimleriyle hangi noktalardan yola çıkarak eser yorumlaması yapabiliriz? 1958'de yayımlanan Üvercinka, 2018'de, 60 yıl sonra, bizi neden bu denli etkiliyor? Sergi bu ve buna benzer sorulara, ağırlıklı olarak neon, video, fotoğraf teknikleriyle üretilmiş çalışmalarla yanıt arıyor.

Sergiler; Borusan Contemporary'de 15 Eylül – 17 Şubat tarihleri arasında yalnızca haftasonları ziyaret edilebilecektir.

Hazırlayan: Özlem Arıkan Serbez