Yorum: Çin ve Japonya dünyaya daha çok pozitif enerji vermeli

Yorum: Çin ve Japonya dünyaya daha çok pozitif enerji vermeli

Çin ve Japonya dışişleri bakan yardımcıları önceki gün, Japonya'nın Nagano kentinde yeni tur "Çin-Japonya Stratejik Diyaloğu"na başkanlık etti. Böylece söz konusu diyalog mekanizması 7 yıl sonra yeniden başlatılmış oldu. Diyalogda, Çin ve Japonya liderleri arasında Osaka görüşmesinde varılan önemli mutabakatın yerin getirilmesi ve yeni çağın taleplerine uygun ikili ilişkiler oluşturulması konusunda mutabık kalındı. Bu da çıkışlı inişli Çin-Japonya ilişkilerinin biraz daha düzeldiğinin bir göstergesi.

Mayıs 2005'te başlayan Çin-Japonya Stratejik Diyaloğu kapsamında, Haziran 2012'ye kadar 13 tur gerçekleştirilmişti. Söz konusu diyalog mekanizması, iki ülke arasında siyasi güven pekiştirilmesinin yanı sıra, karşılıklı stratejik yarara dayalı ilişkiler belirlenmesi ve hızlandırılması açısından son derece önemli bir rol oynuyordu. Ancak daha sonra Japonya'nın bir dizi yanlış söylem ve eylemlerinden dolayı diyaloğun askıya alınması gerekmişti.

Son yıllarda uluslararası arenada oldukça karmaşık değişiklikler meydana geldi. Mesela, ABD tek taraflılık ve korumacılık politikaları izleyerek, küresel çapta ticari sürtüşmeler başlattı ve dünya ekonomisinin son derece büyük risklerle karşı karşıya kalmasına neden oldu. Çin ve Japonya, Asya'nın en büyük iki ekonomisi olarak, çok taraflılık ve serbest ticaret düzenini koruma gibi alanlarda ortak çıkarlara sahip.

Çin ve Japonya uzaklaşamayan iki komşu. İki ülkenin ekonomileri son derece tamamlayıcı ve Çin ile Japonya birçok ortak çıkara sahip. Çin, 2007 yılı itibarıyla Japonya'nın en büyük ticaret ortağı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi geçen yıl, 327 milyar 660 milyon ABD dolarına ulaşarak, bir önceki yıla göre yüzde 8,1 arttı. Çin'in Japonya'ya ihracatı ise yüzde 7,2 ve Japonya'dan ithalatı da yüzde 8,9 oranlarında yükseldi. Öte yandan, Japonya'nın Çin'e yaptığı yatırım hacmi geçen yılın sonu itibariyle 111 milyar 980 milyon doları buldu. Yine geçen yıl, Çin'de fiilen kullanılan yabancı sermayenin en büyük kısmı Japonya'dan geldi.

Bu bağlamda, Çin ile Japonya arasındaki ilişkiler her geçen gün daha çok toparlanıyor. Geçen yılın "Çin-Japon Barış ve Dostluk Antlaşması"nın 40. yıldönümü olması vesilesiyle Çin'den Japonya'ya sekiz yıl sonra ilk defa başbakan düzeyinde ziyaret gerçekleşti. Bu ziyaretin ardından da Japonya Başbakanı Abe Şinzo da aynı sene Çin'e iadeiziyarette bulundu. Bu karşılıklı ziyaretler, ikili ilişkilerin doğru bir gelişme yoluna döndüğünün habercisi oldu.

Ayrıca, Haziran ayında yapılan G20 Osaka Zirvesi'nde ise, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ve Japonya Başbakanı Abe Şinzo bir araya geldi. İki lider, yeni dönemin taleplerine uygun olarak Çin-Japonya ilişkilerine ilişkin 10 maddelik bir fikir birliğine vardı ve ikili ilişkilerin gelişimine yön verdi.

Yedi sene sonra tekrar başlatılan stratejik diyalog, iki ülke liderleri arasında Osaka'da varılan fikir birliğini yerine getirmeyi amaçlıyor.

Gelecekte, iki tarafın "birbirine omuz vermesini gerektirecek" koşullar oluşacak. Bu nedenle Çin ile Japonya'nın söz konusu 10 maddelik fikir birliği ışığında, karşılıklı siyasi güveni sürekli geliştirmesinin yanı sıra, bilimsel ve teknolojik inovasyon, fikri mülkiyet haklarını koruma, ekonomik ve ticari yatırım, finans, sağlık, yaşlı bakımı, enerji tasarrufu ve turizm gibi geniş alanlarda karşılıklı yarara dayalı işbirliğini güçlendirmesi gerekir. Aynı zamanda, bu sene "Çin-Japonya Gençlik İletişim Yılı" olması fırsatıyla da kültürel işbirliği ile halklar arasındaki iletişimi ilerletmeli.

Özellikle ekonomik küreselleşmenin engellerle karşı karşıya bulunduğu bugünlerde, Çin ve Japonya, dünyanın ikinci ve üçüncü büyük ekonomisi olarak, serbest ticaret ve çok taraflılık sistemini korumaktan sorumludur. İki ülke, Kuşak ve Yol inisiyatifi ve "Çin-Japonya-Güney Kore Serbest Ticaret Bölgesi" inşası gibi önemli işbirliği platformlarından faydalanarak, Çin-Japonya ilişkilerini dünya barışını koruyan ve ortak kalkınmayı ilerleten önemli bir faktör haline getirmeli.

Günümüzde, Çin-Japonya ilişkilerinin düzeltilmesiyle elde edilecek fırsatlar oldukça değerli. Ancak uzun zamandan beri iki ülkeyi rahatsız eden hassas sorunların ortadan kaldırılmadığı da bir gerçek. ABD Savunma Bakanı Mark Esper kısa bir süre önce Asya-Pasifik bölgesine yaptığı ziyarette, ABD'nin Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması'ndan resmen çekilmesiyle, Asya'da orta menzilli füze konuşlandırılmasını destekleyeceklerini açıkça belirtti. ABD'nin Asya-Pasifik bölgesindeki önemli bir müttefiki olan Japonya, ABD'nin bu yöndeki taleplerini karşılarsa, kaçınılmaz olarak bölgenin güvenliği ile istikrarını etkileyecek ve kendisini daha riskli bir konuma sokacaktır. Dolayısıyla Çin ve Japonya'nın, iki ülke liderleri arasında Osaka'da varılan anlaşma doğrultusunda, hassas sorunları uygun şekilde çözmesi, anlaşmazlıkları yapıcı olarak kontrol altına alması ve yeni dönemin taleplerine uygun ikili ilişkiler oluşturulmasına yarar sağlayacak koşullar yaratması gerekir.

Çin ve Japonya, günümüz dünyasında büyük değişimin karşısında birbiriyle çatışmak yerine, iki ülkenin halklarına fayda sağlamak ve çalkantılı küresel atmosfere daha fazla pozitif enerji katmak için birbirine omuz vermeli.

*Ren Jie-CRI Haber Merkezi