Yorum: Çin iklim değişikliğiyle mücadeleye “pozitif enerji” sağlıyor

Yorum: Çin iklim değişikliğiyle mücadeleye “pozitif enerji” sağlıyor

BM'nin New York'taki genel merkezinde düzenlenen BM İklim Eylem Zirvesi dün sona erdi. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in Özel Temsilcisi sıfatıyla zirveye katılan Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, zirvede bir konuşma yaptı. Wang, Çin'in BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması'nda belirlen yükümlüklerini titiz bir şekilde yerine getirerek, öngörülen tarihte gönüllü katkı hedefine ulaşacağını belirtti. Böylece, Çin'in iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki taahhüdü uluslararası bir arenada yeniden daha açık bir şekilde dile getirilmiş ve sorumlu bir büyük ülke kararlılığı gösterilmiş oldu.

BM Hükümetler Arası İklim Değişikliği Özel Komisyonu tarafından geçen yıl yayımlanan özel bir raporda, sıcaklığın şu anki artış hızına bakıldığında, sıcaklığın 2030-2052 yıllarında küresel çapta 1,5 derece yükselebileceği kaydedildi. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'nin açıklamasında da bu yıl atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun 415 ppm olarak ölçüldüğü, yani karbondioksitin atmosferin toplam kütlesinin 10 binde 4,15'in üzerinde olduğu ve tarihi rekor düzeyine ulaştığı kaydedildi. Bütün bunlar, kuraklık ve aşırı soğuk gibi durumların dünya çapında daha sık bir şekilde yaşanacağı anlamına geliyor. İklim değişikliği ayrıca enerji, su kaynakları, çevre ve tahıl güvenliği gibi sorunlara da yol açacak. Gelişen ülkeler ve gelişmiş ülkeler ayrımı olmadan, bütün ülkeler iklim değişikliğinin yol açtığı zararlarla yüzleşecek.

Böyle bir zeminde, son BM İklim Eylem Zirvesi'nde iklim sermayesi, enerji dönüşümü, endüstriyel dönüşüm, doğal çözüm planları, gençler ve seferberlik, toplumsal dönüşüm gibi 9 alanda yapılması gereken eylemlere vurgu yapıldı. Zirvede, bütün hükümetlere, her bir kente, her bir işletmeye ve her bir bireye söz konusu 9 alanda uygulanabilir çözüm planları saptanmasına katılma çağrısında bulunuldu.

Çin, sorumlu büyük bir ülke olarak, iklim değişikliğiyle mücadeleyi daima kendi sürdürülebilir gelişmesinin önemli bir parçası ve insanlığın kader ortaklığı inşasında üstlenilmesi gereken önemli bir sorumluluk olarak görüyor. Çin, bilimsel, teknolojik ve sistemli bir inovasyon yoluyla, dünya çapında enerji tasarrufu ile yeni ve yenilenebilir enerjilerin kullanılması alanlarında en büyük ülke haline geldi. Ekolojik medeniyet inşası da ülkenin kalkınma stratejisi olarak belirlendi. 2000 yılı itibarıyla, dünyada yeni yeşillendirilmiş toprağın dörtte biri Çin'de bulunuyor.

Çin'in Haziran 2015'te BM İklim Değişikliği Çerçeve Antlaşması Sekreterliği'ne sunduğu belgede, 2030 yılına kadar gayri safi milli hasılada birim başına düşen karbondioksit salım yoğunluğunun 2005 yılına göre yüzde 60-65 oranında düşmesi ve yenilenebilir enerjinin birincil enerji tüketimindeki oranının yüzde 20'ye ulaşması gibi hedefler ileri sürüldü.

Aynı yılın Kasım ayında, Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Paris İklim Zirvesi'nde söz konusu hedefleri yineledi ve küresel iklim değişikliğiyle mücadele hakkında Çin'in fikrini ortaya koydu.

Son zirve öncesinde, Çin tarafından yayınlanan BM İklim Eylemi Zirvesi: Çin'in Tutumu ve Eylemleri isimli belgede ise, Çin'in eskiden olduğu gibi gelecekte de Paris Anlaşması'nı uygulayarak, taahhütlerini yüzde yüz yerine getireceği yinelendi.

Ayrıca, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Çin'in iklim eylemindeki liderlik rolünün büyük önem taşıdığını belirtti.

Küresel iklim yönetişimi kritik bir aşamaya girmiş durumda. ABD'nin 2017'de Paris Anlaşması'ndan çekilmesine rağmen, küresel çapta temiz ve düşük karbonlu gelişme eğilimi değişmiyor; küresel iklim yönetişimi hâlâ devam ediyor. Paris Anlaşması'nın uygulanması kurallarıyla ilgili görüşmeler, Aralık 2018'de Katowice'de düzenlenen BM İklim Değişikliği Konferansı'nda daha önceden planlandığı gibi tamamlandı. Avrupa'dan Güney Asya'ya kadar, daha fazla ülke emisyon azaltma taahhüdü verdi. Bu yıl düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 25. Taraflar Konferansı'nda da olumlu sonuçlar elde edilmesi bekleniyor.

Söz konusu hedeflere ulaşılması için gelişmiş ve gelişen ülkeler, "ortak ancak farklı sorumluluklar" üstlenmeli. Dolayısıyla Çin, gelişmiş ülkelere öncülük yaparak, emisyon azaltmak için 2020 yılına kadar her yıl 100 milyar dolar ayırma taahhüdünü yerine getirme çağrısında bulundu.

Bütün ülkeler, küresel iklim yönetişiminin şu kritik aşamasında somut adımlar atmalı. Ülkeler, Paris Anlaşması'nın etkili bir şekilde uygulanmasını ilerletmeli ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yeni bir itici güç katmalı. Yeşil kalkınma düşüncesine ve ekoloji inşasına büyük önem veren Çin de hiç şüphesiz ki bu çok taraflı sürece "pozitif enerji" katacak.

CRI Haber Merkezi / Zhao Xinyu & Sheng Yuhong