Yorum: ABD'nin kararı silahlanma yarışına yol açacak

Yorum: ABD'nin kararı silahlanma yarışına yol açacak

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'nin Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler (INF) Antlaşması'ndan çekilmek için iddia ettiği 6 aylık sürenin dolmasıyla, küresel güvenliğin korunması için büyük anlam taşıyan antlaşma bugün resmen sona erdi.

ABD'nin söz konusu antlaşmadan çekilmesi, tek taraflılık ve hegemonya politikasının bir göstergesidir. Bu, büyük ülkeler arasındaki karşılıklı stratejik güveni azaltarak silahlanma yarışını alevlendirecek, küresel güvenlik düzenine yeni riskler getirecektir.

1987 yılında imzalanan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler (INF) Antlaşması, ABD ve eski Sovyetler Birliği'nin kısa ve ortak menzilli balistik füzeleri kaldırmaları için oluşturuldu. Soğuk savaşı döneminde en başarılı askeri kontrol anlaşması olarak görülen bu antlaşma, eski Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından sonra ABD ve Rusya arasında stratejik dengenin korunması, zıtlaşma risklerinin azaltılması ve nükleer yayılmanın önlenmesi konusunda aktif rol oynadı.

Donald Trump başkanlığındaki ABD yönetiminin göreve başlamasından sonra, dış güvenlik politikasında ciddi değişiklikler yapıldı. ABD ve Rusya'nın antlaşma üzerindeki anlaşmazlıkları daha görünür olmaya başladı.

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, 1 Şubat'ta yaptığı açıklamada, Rusya'nın uzun süredir antlaşmaya aykırı davranmasını gerekçe göstererek, ABD'nin antlaşmadan doğan yükümlülüklerini askıya aldığını ve 6 ay içerisinde antlaşmadan çekileceklerini bildirdi. Buna karşın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de mart ayında ülkesinin antlaşmadan doğan yükümlülüklerini geçici olarak durduracağını açıkladı.

ABD'nin sözde dış güvenlik tehdidi bahanesiyle tek taraflı olarak antlaşmadan çekilmesi, esas olarak varılan uluslararası güvenlik mekanizmasının sınırlanmasını bırakıp kendi asker konuşlandırmasına güç katmayı amaçlıyor. Bu tür bir davranış, ABD'nin sadece askeri caydırıcılık peşinde koşan hegemonya düşüncesini yansıtıyor.

Şüphesiz ABD'nin antlaşmadan çekilmesi, dünya güvenlik durumuna bir dizi zararlar getirecek.

Öncelikle, ABD-Rusya ilişkileri bundan kötü etkilenecek. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ABD'nin antlaşmada yasaklanan füzeleri Rusya'ya daha yakın yerlere konuşlandırması halinde, Rusya'nın benzer bir tedbir alabileceğini belirtti. Antlaşmanın geçersiz kalmasına paralel olarak, ABD ve Rusya arasında imzalanan, 2021'de geçerlilik süresi dolacak "Yeni Başlangıç" antlaşmasının uzatılması hakkında belirsizlik daha da artacak.

İkinci olarak, ABD ve Rusya arasındaki güvenlik oyununun başlıca cephelerinden olan Avrupa da dev güvenlik riskleriyle karşı karşıya kalacak. ABD, Doğu Avrupa ülkelerinde Rusya'yı hedef alan füze fırlatma sistemini konuşlandırdı. Rusya buna karşı mutlaka önlemlerini alacak. Bu doğrultuda Rusya ve NATO arasındaki zıtlaşma tırmanabilir.

Üçüncü olarak, Asya-Pasifik bölgesindeki güvenlik düzeni daha da karmaşık hale gelecek. ABD'nin bu bölgede daha fazla orta menzilli füzeler konuşlandırması halinde, bölgede silahlanma yarışı başlayacak.

ABD'nin tek taraflı olarak antlaşmadan doğan yükümlülüklerini askıya almasından sonra, Çin, ABD ve Rusya'nın diyalog ve müzakere yoluyla antlaşmanın etkinliğini korumasını talep ediyor.

ABD Çin'in Rusya'yla arasındaki diyaloğa ve anlaşmaya katılmasını istemesine rağmen, Çin buna hep kararlılıkla karşı çıkmaktadır.

Dünyadaki en çok nükleer silahlara sahip olan ABD, nükleer silahsızlandırma konusunda özel ve öncelikli sorumluluklarını üstlenmelidir. ABD, var olan antlaşmayı yerine getirme temelinde nükleer silahları daha da azaltıp diğer ülkelerin nükleer silahsızlandırmayla ilgili müzakereye katılmalarına uygun koşullar yaratmalıdır.

Çin hep savunma nitelikli askeri politika izlemektedir. Çin'in son yayımladığı ulusal savunma beyaz kitabında "Çin her zaman ve her koşulda nükleer silah kullanmama politikası izlemektedir, herhangi bir ülkeyle nükleer silahlanma yarışına girmeyecek, nükleer gücünü daima ulusal güvenlik için gereken en düşük seviyede tutmaya devam edecektir." diye yazıldı.

Çin, silahlanma yarışına girmek istemiyor, ancak dış güvenlik ortamı kötüleştiğinde kendi güvenlik çıkarlarını korumak için gerekli önlemleri almaya da hazır bulunuyor.

ABD'nin antlaşmadan çekilmesi dünya güvenlik risklerinin artmasına yol açtı. Bu, ABD'nin tek taraflılık politikasını sıkça kullanması ve büyük ülkeler arasında rekabetini kışkırtmasının bir yansımasıdır.

Yine de defalarca kez doğrulanmış bir gerçek var ki, zıtlaşma yerine iş birliği, hegemonya yerine ortak kazanç, insanlığın güvenliğini tesis edecek yegane yollardır.