Kaos içindeki dünyanın Çin'in istikrarına ihtiyacı var

Kaos içindeki dünyanın Çin'in istikrarına ihtiyacı var

Geleneksel pencereden bakıldığı zaman garipsenecek anlaşmazlıklar son zamanlarda gündeme gelmeye başladı. İngiltere Büyükelçisi ülkesinin Dışişleri Bakanlığı ile özel yazışmalarında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ı aşağıladı.

Bunun ardından Trump, Büyükelçi'yi "Çok aptal" olarak tanımladı ve İngiltere Başbakanı Theresa May'e saldırmak için şans elde etti. İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt ise Trump'ın davranışının "saygısızca" olduğunu söyledi.

JAPONYA'DAN MİSİLLEME

Japonya, yarı iletken maddelerin Güney Kore'ye ihracatına kısıtlamalar getirerek, bu ülkedeki elektronik materyal üretimini zora soktu. Japonya'nın bu hamlesi, komşusunun zorla çalıştırma davalarındaki tazminat talebine misilleme olarak geldi.

(Güney Kore'de bir grup mağdur, Japonya'nın 1910-1945 yıllarında Kore Yarımadası'ndaki sömürge yönetimi döneminde zorla ve ücretsiz olarak çalıştırıldıkları gerekçesiyle Japon şirketlere dava açmışlardı)

GÜVENSİZLİK DUYGUSU YAYILIYOR

Kısa süre önce Trump, "Vietnam, Çin'den bile daha fazla biçimde bizden fayda sağlıyor." dedi. Trump ayrıca, Avrupa'ya karşı da benzer bir yaklaşım içinde bulunuyor. Trump, salı günü Hindistan'ın ABD ürünlerine uyguladığı gümrük tarifesinin daha fazla kabul edilemez olduğunu iddia etti.

Dünya düzeni kimi kilit konulardaki işlevini kaybetti. Güvensizlik duygusu yayılıyor. ABD'nin geleneksel birkaç kuralı terk etmesiyle olumsuz etkiler ortaya çıkarken, Washington giderek daha fazla vahşi hale geldi. Şurası kesin ki; Japonya da Güney Kore'ye tedariki kesmekle ABD'nin adımlarını takip ediyor.

BU DAHA BAŞLANGIÇ

ABD ve İngiltere arasındaki son sürtüşme Washington ve müttefikleri arasındaki ilişkinin paslandığını gösteriyor. Trump'ın Hindistan ile Vietnam'ın ticaret politikalarına karşı sert eleştirisi, ABD'nin başlattığı ticaret saldırısının sadece başlangıç ​​olduğunu ve bunu sonu gelmeyen çatışmaların takip edeceğinin mesajıdır.

GERİLİM MALUM KAYNAKLARA HİZMET EDİYOR

Kore Yarımadası'ndaki nükleer kriz henüz çözülmedi, üstüne İran'ın dâhil olduğu nükleer anlaşmayla ilgili sorun yeniden ortaya çıktı. Gerilimin tırmanmasına öncelikle ABD neden oldu. Barış ve istikrar tüm tarafların temel meseli olarak algılanırdı ancak İran nükleer problemi başka bir bakış açısını gündeme getirdi: Bazen kargaşa "belirli" güçlerin çıkarlarına hizmet eder.

Dünya bizi şaşırtmaya devam edecek. Küreselleşme tedarik ağı kasıtlı olarak bozuluyorsa devre dışı kalır. Belirsizlik hali daha fazla ülkeye meydan okumaya devam edecek. Küresel ekonominin yavaşlaması temel nedenlere dayanır. Gelişmiş ülkeler, özellikle ABD'nin yaydığı endişe yüzünden zarar etmektedir.

"SEBAT ETMELİYİZ"

Batı'nın eski siyasi ve ekonomik araçları artık mevcut sorunları çözemiyor. Güvenlik riskleri ve ulusal çıkarlar üzerinde anlaşmazlıklar var. Soğuk Savaş mantığı varlığını koruyor ancak küreselleşme farklı düşünceler gerektiriyor. Diğer yandan dost ve düşman arasındaki belirsizlik de giderek artıyor.

Bugün, uluslararası ilişkilerin hangi yöne evrildiğini net olarak anlayamadan büyük bir değişimin yaşandığı zamandayız.

"İstikrar", Çin'in güncel stratejisinde anahtar kelime olmalıdır. ABD, Çin ile en büyük ticaret savaşında Beijing'i stratejik rakip olarak tanımlıyor. Ancak; bu Çin ve ABD çatışması uluslararası bölünmenin odak noktası olacağı anlamına gelmez. Elbette, ABD'nin Çin ile hesaplaşmak için "birleşik cephe" yaratması ya da gerilimi diğer alanlara taşıması Beijing için fark yaratacaktır.

"ACELEMİZ YOK"

Çin için kilit önemde olan gelişimdir, tamamen dışa açılmadır ve dünya genelinde dostluklar inşa etmektir. Küreselleşme zarar gördüğü an bunu tamir etmeliyiz. Dünya düzensizliğe mahkum olmuşken Amerika da dâhil olmak üzere tüm ülkelerin Çin'e ihtiyacı var.

Salı günü Çinli ve ABD'li müzakereciler telefon görüşmesinde yeniden diyaloğun sinyalini verdi ancak anlaşmaya ulaşmak zor olacak. Yukarıdaki çerçevenin içinde kalındığı takdirde bu gibi zorluklar hiçbir şeydir. Çin'in anlaşma için aceleye ihtiyacı yok. Diğer meseleler üzerinde çalışmak da anlaşmaya ulaşmak kadar önemlidir.

Kaynak: Global Times