Hong Kong'un elitleri ülkedeki prestijlerini yenilemeli

Hong Kong'un elitleri ülkedeki prestijlerini yenilemeli

Tüm dünyanın "belli çıkar nedenleri" dolayısıyla gözünü kırpmadan izlediği, özellikle Batı medyasının manipüle etmek için elindeki tüm çaba ve "yeteneklerini" seferber ettiği Hong Kong'daki yasa dışı eylemlerin büyük destekçileri arasında, Hong Kong'un "sözde elitleri" yerini alıyor. Peki, bu elitler ne istiyor, ne savunuyor, ne yapıyor ve gelecek onları için neyi haber veriyor?

Tüm bu protesto har gürleri arasında haykırılan, "Hong Kong'u uyandır, bu, zamanımızın devrimi!" sloganının ekoları, tıpkı bu yasa dışı eylemleri destekleyen akademisyen Chow Po-chung'un "altın çağımızın" üzerine geçen demokrasi mücadelesi yorumu gibi, göstericilerin öfkeli eylemlerini haklılaştırma çabası taşıyor. Bu eylemcilerin dillerinden düşürmedikleri ve bekledikleri "bu zamanlar" ne çeşit zamanlar? Bahsettikleri bu "zaman"ın temel değerleri ve siyasi çekicilikleri nerede yatıyor? Görünüşe bakılırsa bu suçluların iadesine karşı başlatılan protestoların daha derindeki sebebi ideolojik farklılıklar ve değerler.

"ZAMANIZIN DEVRİMİ" SLOGANINDA EYLEMCİLERİN BAHSETTİĞİ "ZAMAN" DA NE?

Bu radikal protestocuların "zamanları", sömürgeci modernite ve Batı değerleri ile yakından ilişkili olan Batılılaşmış zamanlardır. Siyasi açıdan ana çekicilikleri özgürlük ve demokrasidir. Ancak "bir ülke, iki sistem" ilkesi ve anayasa uyarınca Hong Kong'un özgürlüğü hâlihazırda tamamen güvence altına alınmış halde. Hong Kong'un özgürlüğü ve demokrasisi, "tek ülke"nin egemenlik, güvenlik ve kalkınma çıkarlarına uygun olmalıdır. Bununla birlikte, Hong Kong'daki muhalif grupların "zamanımızın devrimi" haykırışlarındaki hedefleri, "tek ülke, iki sistem" anlayışını devirerek evrensel bir demokrasiye ulaşma yönünde. Onların bu "zamanları" aynı zamanda mutlak özerklik ve hatta Hong Kong'un Çin'den tamamen ayrılması anlamına geliyor.

POLİTİK VE KÜLTÜREL ELİTLER, HONG KONG'DAKİ RADİKAL DÜŞÜNCELERİ BESLİYOR

Bu tür radikal düşüncelerde Hong Kong'un politik ve kültürel elitlerinin etkisi büyük. Pan-demokrasi cephesinden sivil itaatsizliğe ve hatta o "yiğit" isyancılara kadar Hong Kong seçkinleri arasındaki tüm kolonilerde bu fikrin ne kadar derinlerde kök saldığı artık açık bir gerçeklik halinde. Oysa oldukça Batılılaştırılmış Hong Kong'da bugünün seçkinlerinin görüşü, medeniyetin temel standardı olan modernite, sömürgecilik kavram ve sistemlerinden başka bir şey değildir. Bu tür sömürgeci modernite ile koordine olmak için Hong Kong doğalcılık söylemlerini kullanan bu seçkinler, şüphe götürmez biçimde "tek ülke" sistemi ile aralarında en ufak bir bağ hissetmiyorlar.

1997 yılında Hong Kong, Çin'e yeniden bağlandığından beri bu elitler Batı'nın kültürel avantajları ve medya ağlarından güç alarak Hong Kong'da kültürel bir baskınlık kurma eğiliminde oldular. Yurtseverlik ile ülkenin siyaseti ve tarihi konusunda verilen eğitime karşı daima tetikteler.

İngiltere'ye daha yakın hissediyorlar ve Hong Kong'un yüksek özerklik derecesinin, İngiliz hükümetinin Çin-İngiliz Ortak Deklarasyonu'ndaki çabalar sayesinde oluştuğuna inanıyorlar. İngiltere'nin Hong Kong'a müdahalesini sürdürdüğünü kabul etmekle birlikte Hong Kong'un Çin'e dönüşünün temel tarihi gerçeğini tamamen görmezden geliyorlar. Bu elitler ne Çin merkezi hükümetinin anayasal tasarımını ne de Hong Kong'un yüksek özerklik, refah ve istikrarının gerçek temelini anlamıyorlar. Şehrin Çin'den ayrılmasının imkânsız olduğunu bilmelerine rağmen tekrar tekrar yabancı güçlerin desteğini kazanmak için demokrasi maskesi ile kaplanan siyasi hareketler başlatıyorlar.

UZUN VADEDE ÖZERKLİK HEDEFLİYORLAR

Onların uzun vadedeki hedefi sözde tam özerkliktir ancak Hong Kong'un ayrılması fikrine saplanıp kalmış bu elitler başarısız olduklarında da ülkede büyük hasara yol açabilirler. Bu elitler ve onların eğittiği gençler, kendi ülkelerine radikal biçimde karşı çıkarak Batı ile aynı hizada olduklarını kanıtlamak istiyor. Gelecekten bağımsız olarak aslında "tarihin sonuna" doğru koşuyorlar.

"TEK ÇİN, İKİ SİSTEM" İLKESİ DOĞRU ANLAŞILIYOR MU?

Radikal fikirlerin derin etkisi altındaki bu Hong Kong seçkinleri "tek Çin, iki sistem" ilkesini ve bu ilke etrafındaki ulusal stratejiyi tamamen yanlış anlıyor. Radikal protestocuların önerdiği "beş talep", Hong Kong Özel İdare Bölgesi (SAR) hükümetini felce uğratmayı ve protestocuları korumayı amaçlıyordu.

Beyazın siyah olduğunu ve SAR hükümetinin tamamen haksız olduğunu iddia etmeyi düşünen elitler, şehirdeki tüm kaostan polisin sorumlu olduğunu, protestocuların ise tamamen haklı ve masum olduğunu savunuyorlar.

HEPSİ ANARŞİ PEŞİNDE…

Hukuk devletinin temel değerlerini alaşağı ederek aşırı politik hedefleri yolunda Hong Kong'da hukuk devletinin üstüne soyut özgürlük ve demokratik değerler koymak isteyen bu seçkinler, Hong Kong'da anayasa ile oluşturulan sistemin yerine geçecek bir anarşist sistem kurmak istiyor. Aşırı politik bu iktidar hırsı, Hong Kong'da fiili olarak bir turuncu devrime dönüştü.

Suçluların iadesi yasası ile birlikte ortaya çıkan kaosun içinde söz konusu Hong Kong elitleri tam da Batı değerlerinin birer misyoneri olarak hareket ediyor.

Bu durumda "tek devlet, iki sistem" ilkesine karşı sergiledikleri tutumların yanı sıra Guangdong-Hong Kong-Macao Körfez Bölgesi'ndeki ekonomik bağdan suçluların iadesine kadar her bağlı harekete karşı çıkacaklardı.

Çin'in gelişimini yanlış anlamaları, şehri aşağı çekiyor. Kentin kalkınması ve yönetiminin önünde birer engel haline gelen bu elitler modası geçmiş fikirlerinin bedelini ödüyor. Bunlar en kısa sürede "yeni çağ" kavramlarının tanımlarını güncellemeli, Çin'i ve dünyayı yeniden tanımalı ve Hong Kong'daki liderliklerini ve etkilerini sürdürebilmek için merkezi hükümetle aynı çizgide yol almalılar. Aksi halde Batı'nın çöküşüyle birlikte onların marjinalleşmesi de kaçınılmaz olacak.

Kaynak: Global Times / Tian Feilong