“Ekonomik süper güç” ifadesinin perde arkasındaki oyun başka

“Ekonomik süper güç” ifadesinin perde arkasındaki oyun başka

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli CNBC'nin internet sitesi geçen günlerde yayımladığı bir analizde Çin'i "ekonomik süper güç" olarak tanımladı. Aynı gün Avustralya Başbakanı Scott Morisson da Çin'den "yeni gelişmiş ülke" olarak bahsetti. Batı'dan gelen bu ifadelere yanıt vermek kolay değil.

Çin Halk Cumhuriyeti'nin 70. yılı yaklaşıyor. Çin aynı zamanda içeride ekonomik başarılarını sergiliyor. Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu'nun salı günü yayımladığı rakamlara göre; Çin'deki kurulu güç üretim kapasitesi dünyada birinci sıraya yükselerek 1,9 milyar kilowatta ulaştı. Çin'de yüksek hızlı demiryolu ve otoyolların da uzunluğu da dünyada birinciliği kimseye bırakmıyor. Çin'in ekonomik rakamları dünyanın çoğu ülkesinin üzerinde. Buna karşın "ekonomik süper güç" ya da "yeni gelişmiş ekonomi" gibi etiketler hala çok sayıda Çin vatandaşını rahatsız eder.

ÇİN'İN ÖZEL KONUMU

Hiç kimse Çin'i Çinlilerden daha iyi tanımıyor. Ülkemizde ekonominin durumu çok katmanlı ve karmaşıktır ve tüm bu boyutların tamamı Çin'in gelişmiş ülke olduğunu göstermez. Çok az sayıda Çinli ülkelerini gelişimini tamamlamış bir ülke olarak görüyor. Kendini "Süper güç" olarak tanımlama konusunda ise toplumda genel bir isteksizlik mevcut.

Bir ülkenin gelişmiş olup olmadığı genellikle kişi başına düşen Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) ile ölçülür. Buna karşın sıradan insanların hayatını GSYİH'den fazlası şekillendirir. Büyük bir nüfusa sahip Çin Halk Cumhuriyeti, uluslararası ilişkilerde kendine özel bir yer kaplar: Çin kapsamlı ulusal gücü ile diğer ülkelere nispeten hızlı bir şekilde yükselirken, insanların gerçek yaşamlarının modernleşmesi için hala daha fazla zamana ihtiyaç vardır.

TANIMIN ARKASINDAKİ NEDEN

Çin'in "ekonomik süper güç" ya da "yeni gelişmiş ülke" olduğu tahlili ayrıca tek başına geçersiz. Tüm bu çıkarımlar aynı zamanda Çin'in gerçek çıkarlarına bağlıdır. Son zamanlarda Batı kamuoyu Çin'i gelişmiş ülke olarak tanımlamaya bayılıyor. Bunun nedeni ise Çin'in "gelişmekte olan ülkeler" statüsünün verdiği haklardan mahrum bırakmak ve gelişmiş ülkelerin sırtladığı sorumluluğu Çin'in omuzlarına yüklemek. Bir başka ifade ile Batı, kendi bencil çıkarları nedeniyle Çin'i gelişmiş ülkeler seviyesinde değerlendiriyor.

Gerçekler, Çin'in ekonomik gelişmişlik seviyesini kanıtlıyor. Dünya Ticaret Örgütü'nün gelişmiş ülkelere uyguladığı vergilerin aksine Çin sürekli olarak gümrük vergilerini düşürmekte ve yabancı sermaye için "negatif listeyi" daraltmaktadır. Bu gelişmekte olan sıradan ülkelerin uyguladığı bir yöntem değildir. Sonuç olarak Çin, Batı'nın talep ettiği düzenlemeleri kendi özel durumuna göre düzenlemektedir fakat günün sonunda biz bir gelişmiş bir ülke değiliz. Bu bir gerçek.

NEREDE OLDUĞUMUZUN FARKINDAYIZ

Çin, ulusal özgüveni tesis etmek için başarılarını sergilemeye ihtiyaç duyuyor. Buna karşın Çin kendi gelişimini de abartmıyor ve hangi noktada olduğunun farkında. Güçlü ülke tanımı için gelişmiş ülke statüsünde olmak şart değil. Örneğin Hindistan birçok gelişmiş ülkeden daha güçlü olmasına rağmen sıralamada daha geride yer alıyor.

Yaşam standartlını yükseltmek Çin halkının en doğal hakkı. Ekonomik kalkınmanın temel itici gücü, tüm ülkelerin halkının daha iyi bir yaşam sürdürme isteğidir. Batı Çin'i gelişmiş ülkeler listesine dâhil etmeye zorlarsa, bu hem doğru olmaz hem de Çin halkından karşılık görmez. Bu nedenle Batı'nın benzer hamlelerinin uluslararası ilişkiler düzleminde kalıcı bir etkiye sahip olması mümkün değildir.

Kaynak: Global Times