Çin ekonomisi, “fırtınalara” rağmen istikrarlı ilerliyor

Çin ekonomisi, “fırtınalara” rağmen istikrarlı ilerliyor

Çin Gümrükler Genel İdaresi tarafından açıklanan verilere göre, Çin'in dış ticaret hacmi yılın ilk beş ayında yüzde 4,1'lik artarak, 12,1 trilyon yuan'a ulaştı.

Öte yandan yeni sona eren, ülkenin en önemli geleneksel bayramlarından Ejderha Kayığı Bayramı tatilinde de yurt içinde ağırlanan turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,7 ve turizm geliri yüzde 8,6 arttı.

Küresel ticaret sürtüşmelerinin tırmandığı ve uluslararası ticaretin yavaşladığı bir ortamda, Çin'in dış ticaretinde istikrarlı yükseliş korunurken, tatil dönemlerinde yapılan tüketimin de sürekli artması, Çin ekonomisinin büyük potansiyele sahip olduğunu yansıtıyor.

Çin'in dış ticaretinde yılın ilk beş ayında şu nokta öne çıkıyor:

Çin ile ABD arasındaki ticaret yüzde 9,6 oranında düşmesine rağmen, Çin'in AB, ASEAN ve Japonya gibi önemli ekonomilerle olan ticareti yükselmeye devam etti. Özellilkle, Çin'in Kuşak ve Yol güzergâhındaki ülkelerle yaptığı ticaret yüzde 9 artarken, bu oran ülkenin toplam dış ticaretinin büyüme hızını 4,9 puan aştı.

Demek ki Çin, ticaret ortaklarının çoğalmasıyla birlikte uluslararası piyasadaki faaliyetlerini düzenleyerek, dış baskılara dayanma kabiliyetini güçlendirebiliyor.

Çin ekonomisi, 1997 Asya finans krizi ile 2008 uluslararası finans krizinden ve çeşitli sınamalardan geçerek sürekli güçlendi ve güçlenmeye devam ediyor. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi, en büyük sanayi ve mal ticareti ülkesi ve dünyada en çok döviz rezervine sahip ülke unvanlarına sahip Çin'in gayri safi yurt içi hasılası 90 trilyon yuan'ı aştı. Çin aynı zamanda 1 milyar 400 milyonluk nüfusu ile dünyanın en büyük tüketim piyasasına ve en olgun sanayi sistemine sahip. Bütün bunlar, Çin ekonomisinin bütün riskleri göğüslemesine destek veriyor.

Öte yandan, büyüme hızı ve ekonomi hacmi, Çin ekonomisini artık temsil etmeye yetmiyor. Nitelikli büyüme, Çin ekonomisinin en büyük özelliği haline geliyor. Şu an iç tüketimin Çin ekonomisinin büyümesine yönelik yıllık katkısı yüzde yüzü aştı. İç tüketim, Çin ekonomisini canlandıran en önemli faktör konumuna geldi.

Ayrıca, Çin ekonomisinin dış ticarete bağımlılığı yüzde 33'e kadar düştü ve ekonomik yapı sürekli iyileştiriliyor.

Bilimsel araştırma alanındaki giderler, geçen yıl gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 2,18'ini oluşturdu. Bilimsel ve teknolojik gelişimin ekonomiye katkısı da yüzde 58,5'e yükseldi. Çin, küresel inovasyon endeksi bakımından ilk 20 ülke arasına girdi. Bunlar da Çin ekonomisinin dalgalanmaları göğüslemesine destek oldu.

Çin, Dünya Ticaret Örgütü'ne katılmasından bu yana geçen 18 yılda kendi gelişimini sağlamak için küreselleşme sürecine aktif olarak katılmanın yanı sıra, dünyadaki diğer ülkelerde de yatırım, ticaret ile istihdam fırsatları yarattı. Kuşak ve Yol inisiyatifinin ortaya koyulmasıyla da tüm dünyaya karşılıklı yarar ve ortak kazancı gerçekleştirme konusundaki kararlılığını, yeteneğini ve eylemlerini daha net bir şekilde gösteriyor.

Çin'in "Kuşak ve Yol" güzergâhındaki ülkelerle 2013-2018 yılları arasında gerçekleştirdiği mal ticareti hacmi 6 trilyon doların üstüne çıktı ve Çinli şirketlerin söz konusu ülkelere yaptığı doğrudan yatırım da 90 milyar doları aştı. İlk Çin Uluslararası İthalat Fuarı'nda 57 milyar 830 milyon dolarlık ön anlaşma imzalandı. 2. Kuşak ve Yol Uluslararası İş Birliği Forumu'nda ise, yerli ve yabancı şirketler tarafından imzalanan toplam sözleşme tutarı 64 milyar doları aştı.

Çin'de dışa açılımanın genişletilmesiyle birlikte uluslararası sermaye de iyi bir liman bulmuş oldu. Çin'in fiilen kullandığı yabancı sermaye yılın ilk dört ayında, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 6,4 arttı. ABD'li Qualcomm ile OSI Group, İngiliz Jaguar ile Land Rover ve Fransız Schneider Electric gibi çok uluslu şirketlerin yetkilileri ayrı ayrı açıklamalar yaparak, Çin ekonomisinin nitelikli gelişimine katılacaklarını duyurdu.
"Fırtınalarda" istikrarlı bir ilerleme kaydeden Çin ekonomisi, her zaman küresel ekonomide bir dengeleyici rolü oynuyor. Çin'in küresel ekonomik büyümeye katkı oranı çok uzun dönemden beri yüzde 30'un üzerinde. OECD'nin uzun vadeli tahminlerine göre, Çin, küresel GSYİH'nın büyümesine en büyük katkı yapan ülke statüsünü korumayı sürdürecek.

ABD'nin başlattığı ticari sürtüşme "Çin ekonomisinin okyanusunda" dalgalanmalara yol açmasına rağmen Çin uluslararası topluma, ekonomisindeki istikrarlı ve sağlıklı gelişmede genel durumunun korunduğunu gösteriyor. Bununla beraber, nitelikli gelişmeye destek veren unsurlar ile uzun vadede istikrarlı ve olumlu gelişme eğiliminin değişmediğini ortaya koymayı sürdürüyor. Çin, kendi temposunu koruyarak, reformları hızlandırmaya ve dışa açılmayı genişletmeye de devam edecek.