“Bütün olasılıklara hazırız”

“Bütün olasılıklara hazırız”

ABD, 200 milyar dolar tutarındaki Çin menşeli ürünlere yönelik gümrük vergisini yüzde 10'dan 25'e çıkartmasının ardından, diğer 325 milyar dolarlık Çin ürünlerine de yüzde 25'lik gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulundu. Uygulamaya dâhil edilen ürünlerin listesinin kısa süre sonra açıklanacağı bildirdi.


Çin-ABD ekonomik ve ticari müzakerelerinin 11. turu, 9-10 Mayıs günlerinde, Washington'da yapıldı. İki taraf, müzakerelerin sürdürülmesi konusunda fikir birliğine vardı.
ABD, bir yandan ülkeye ihraç edilen bütün Çin ürünlerine ek gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulunurken, diğer yandan da müzakereleri sürdürmeyi isteğini söylüyor. ABD ayrıca, Çin'e aşırı baskı yaparak, görüşme masasından kârlı ayrılmayı hedefliyor.


Bu durumda ABD, Çin Başbakan Yardımcısı ve ticaret müzakerelerinin Çin temsilcisi Liu He'nin görüşmelerin son turunun ardından verdiği demeçten şunu anlamalı:
"Ek gümrük vergilerinin tümüyle kaldırılması", "ticari alım verilerinin gerçeğe uyması" ve "ilgili belgelerde Çinli vatandaşlar tarafından kabul edilen, devlet egemenliği ile gururuna zarar vermeyen ifadelerin kullanılması", Çin'in müzakerelerde en çok önemsediği noktalar. Çin, bu ilkesel duruştan taviz vermeyecek.


Çin ile ABD arasında bir yıldan fazla süredir devam eden ekonomik ve ticari müzakerelerde bazen ilerlemeler kaydedildi, bazen de geri adımlar atıldı. Bunu müzakerelerdeki normal sıkıntılar olarak kabul eden Çin, müzakereleri en içten samimiyetiyle yürütüyor. Çünkü Çin şu gerçeğin farkında: "Ticaret savaşının bir galibi yoktur."


Ek gümrük vergisi uygulanması ne Çin'e, ne ABD'ye, ne de dünyaya faydalı. Söz konusu üç nokta aslında, Çin'in ekonomik ve ticari müzakerelerdeki "kırmızı çizgisini" yansıtıyor.


ABD ek gümrük vergisi uygulama konusundaki ısrarını sürdürürse, Çin de kararlılıkla karşılık verir. Bir yıl süren ekonomik ve ticari anlaşmazlıklarla birlikte, Çin'in birçok alandaki sınamaya yönelik direnci de kuvvetleniyor.


ABD'li Trade Partnership Worldwide (Dünya Çapında Ticaret Ortaklığı) isimli danışma şirketi tarafından şubat ayında yayınlanan bir rapora göre, 250 milyar dolarlık Çin menşeli ürünlere uygulanan yüzde 25'lik gümrük vergisi, bir sene boyunca ABD'de 934 bin istihdamın yok olmasına neden olacak. Ayrıca, ülkede dört kişilik bir ailenin yıllık giderinin 767 dolar artmasına yol açacak. 325 milyar dolarlık diğer Çin ürünlerine uygulanacak yüzde 25'lik gümrük vergisi ise ABD'de 2 milyon 100 bin istihdamın azalmasına ve dört kişilik bir ailenin yıllık giderinin 2 bin dolar çoğalmasına sebebiyet verecek.
Diğer yandan, ek gümrük vergisi uygulanmasından dolayı Çin ekonomisi de baskıyla karşılaşacak. Ancak bu baskı tamamen kontrol altında tutulabilir.


Ekonomik yapı bakımından, iç tüketimin Çin'in gayri safi yurtiçi hasılaya katkı oranı yüzde 76,2'ye ulaşırken, Çin ekonomisinin ihracata bağımlılığı da yüzde 17,9'a indi. Ticaret durumuna bakıldığında ise, yılın ilk dört ayında Çin ve ABD arasındaki ticaret hacmi yüzde 11,2 düştü. Bu kapsamda, ABD'ye ihracat yüzde 4,8 düşerken, ABD'den yapılan ithalat da yüzde 26,8 oranında geriledi. Bu da ABD'nin Çin'e yaptığı ihracatın ikame edilebilirliğinin daha yüksek olduğu anlamına geliyor. Aynı dönemde, Çin ve ABD arasındaki ticaret fazlası ise, yüzde 10,5 genişledi. Bu da ek tarifelerin, iki ülke arasındaki ticari dengesizliği kökünden çözemediğini, yalnızca ABD'li tüketicilerin masraflarını arttırmaya neden olduğunu gösteriyor.


Bunun yanı sıra, yine yılın ilk dört ayında Çin ve ABD arasındaki ticaret hacmi Çin'in toplam dış ticaret hacminin yüzde 11,5'ine gerilerken, Çin ile AB ve ASEAN gibi belli başlı ticaret ortakları arasındaki ticaret hacminde ise hızlı artış korundu. Üstelik Çin ve Kuşak ve Yol güzergahındaki ülkeler arasındaki ticaret hacmindeki artış yüzde 9,1'e çıktı. Söz konusu artış, Çin'in dış ticaretinde gerçekleştirilen artıştan 4,8 puan daha yüksek. Bu da Çin'in ticaret ortaklarının gün geçtikçe daha da arttığı ve dış ticaretindeki baskıya karşı direnme gücünün daha da sağlamlaştığı anlamına geliyor.


ABD'nin Çin menşeli bütün ürünlere ek tarife uygulaması durumunda bile, Çin'in kendi dış piyasa düzenini ayarlayarak, ABD ile yapılması planlanan ticaretin bir kısmını başka yerlere döndürebilir.
Bu nedenle ABD'nin ekstra baskısında korkulacak bir şey yok. Tam tersine, baskı ne kadar büyük olursa, Çin'in direnme gücü de o kadar artacak. Çin ticaret savaşına karşı tavrını çoktan koydu: Ticaret savaşı istemiyor, ancak savaştan da korkmuyor ve gerektiğinde de bu savaşa girer.


ABD'nin bir yumuşak ve bir sert tavrına da Çin çoktan cevabını verdi: Görüşme kapımız açık; savaş durumunda ise sonuna kadar mücadele ederiz. 5 binden fazla yıllık geçmişe sahip Çin ne zorluklar görmedi ki!
ABD'nin başlattığı ticaret savaşı Çin'in kalkınma sürecinde yalnızca küçük bir engel. Çin krizi fırsata çevirerek ve kendi gücünü sınayarak ülkeyi daha güçlü bir hale getirecek.


Uluslararası arenada ne gibi değişiklikler olursa olsun, Çin için en önemli olan, kendi işini en iyi şekilde yaparak, reformları durmaksızın derinleştirmek ve dışa açılmayı genişletip, ekonominin yüksek nitelikte gelişmesini sağlamaktır. ABD bundan sonra görüşmek ya da savaşmak, ne yapmak isterse istesin; Çin bütün olasılıklara karşı hazır durumda. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in de söylediği gibi, "Çin ekonomisi minik bir gölet değil, dev bir denizdir; kasırga göleti yok eder, denizi değil..."